Thursday, July 31, 2008

L'appartement


Gun asiri gece 03:30 sularinda yan apartmanin bahceden gecen uzun yoluna girmeden, sevgilisinin biraktigi arabanin kapisi onunde cocukla didisen bir hoyrat kadin var. Istisnasiz her gece gezmesinden sonra kavga ediyorlar. Ses geldigi anda odanin isiklarini kapatip, camdan disari sarkiyorum. Hala kimliklerini tespit edemedim. Karanlikta goremiyorum... Gun asiri kavga, felc.

Apartman hayati zor gibidir degil gibidir. Suan yasadigim apartmanda 33. yilim, pek baska bir yere de gidecek gibi gozukmuyorum. Bende tasinma, yer degistirme fobisi var, yasadigim odayi bile 33 yil sonra degistirdim, onu detayli anlatacagim. Duvarlarin boyandigi zamanlari da, sabah kosusuna cikan polis okulu ogrencilerini de iyi hatirliyorum. 13 numara, 17 numara , 4 numara, 15 numara ve 16-18 numarada oturan cocuklarin hepsi gittiler. Cocukluk arkadaslarim. Kimin nerede oldugundan haberim yok, sokakta gorsem de tanimam. Birkacini belki.

Kapici ile beraber apartmanda kalan en eskiler biziz. Bu yuzden sadece kapici ile gorusuyoruz, ekmek, cop, gunluk ne var yok ve bir muhtar gibi her evden cikista nereye gittigimin sorgu-suali. Gelen gidene de meraklidir, kim geldi, kacta geldi, kacta gitti. Daha once gelmis miydi, kimin fesiydi, neyin fotruydu. Bazen isin cilki cikmiyor degil: "O kimdi?"

Kimdi 1 numaradaki, Selda Bagcan'in annesi. Yillarca bir Selda Bagcan ve yasak lafi duyup kadinin evin sahibi oldugunu bilmek, o yillarda pek birsey anlamamak ve yillar sonra kanli-canli olarak gormek. Ohhh geronimo.

2 numara Gülten Teyze. Apartman araligindaki futbol maclarinin huysuz hakemi: "Yeter kafam sisti" diyici, en guzel dakikanin katili, rahatsiz ev kadini prototipi. Kizi mac yaptigimiz araligin kose duvarindaki odasinda arada bacaklarini kaldirirdi, bunun bacakomuzadan kalkan bacaklar oldugunu seneler sonra anlayacaktik. Tirlatik bir aileydi, kocasi nerdeydi, galiba ölmüstü. Oglu ve kizi ile yasamaktaydi. Kizi, yan apartmandaki avci-kopekci Ali bey'in muhlis kizi ile ekuriydi. Arkasindan Urfa'dan asiret cocugu bir bey ve esi ile stibiyoz veledi tasindilar. Velet buyudu, posta kutusuna gelen sacma flyerlari yirtip benim kutuma atmaya basladi. Eminim yani no2'nin veledi olduguna. Ben de yirttigini 2 yere yirtip ona atiyorum. O da bana atiyor geri. Boyle oynuyoruz. Beni gorunce suratima bakmadan geciyor apartman icinde. Babasi ile de garip bir hukugumuz var, ben adami galerici saniyorum, kirmizi arabasi yillardir apartman onunde. Brandali. Nasil bir galerici diyorum, surekli bir yerlere yuruyup geliyor. Adam galerici ama isini yaya görüyor. Bu iste bir acaiplik var. Garip aile.

3 numara sik kiraci degistiren garip bir daire. Ama Sehnaz Dilan'in bir film yildizi oldugunu bir gun balkonunda hali yikayan hizmetlisinden ogrenmistik: "Hanimim artizdir benim". Nerden bileyim lan, sonra birgun Sener Sen'le Sehnaz. Komsular en has duygularin insanidir, galiba tum mahalle Sehnaz'a asiktik. Sütun gibi bacaklar, geceliklar, sabahliklar...

4 numarada taksicilik dunyasinin dev adamlarindan Ibrahim Bey. 17 numaradaki zipcikti taksi soforu Dogan Bey'in aksine beyfendi makamindan calan. Evlerinde oglu Atilay'in odasindaki tekli koltuga hastaydim. Cop kamyonlarinin cop toplama isini simule edebildigimiz garip tasarimli bir koltuktu. Iki yaninda on uclarinda ayak basilabilecek genislikte bir kose vardi. Iki kisi bu iki koseye, bir kisi koltukta sofor.. Sabah aksam cop topluyoruz. Siveps'in verdigi tenis raketi de topuz basli vites kolu gorevi goruyor cop kamyonumuzda.

5 numarada hasta Galatasarayli Ali Bey. Sabah gider, aksam gelir. Yillarca sac formu bozulmadi. Yaslanmadi da. Sonra birgun esi apartmanin "janrindan" hazzetmedigini toplantida dile getirince, herkesin evinin kapisi celik kapiya, merdivenler mermere cevrildi. Bu garip degisimden 5 ay sonra 5 numara topuklayip 2 sokak otede mustakil bir eve tasindi. Biz bir boka benzemeyen 5numara-kazigi apartmanda kalmaya devam ettik.

6 numarada tum zamanlarin en saf apartman cocugu Alkin ve onun tek cocugu deli eden dimagli ailesi. Babasi "yolu sevgiden gecenlerle" Kayhan'a benzerdi ve annesi 30 metre ilerdeki bakkala Reno9'la giderdi. Reno9'lari vardi ve Reno9 o zamanlar janjanli bir arabaydi. Biz Alkin'i toptan cakmasa da, guzel mesin futbol toplari var diye maclara cagirir, sonra altta kalanin cani ciksinlarda en alta alir, ailesinin agzin asicmasindan arta kalan partikullerini de biz yemeye calisirdik. O yillar garip canilikler dönemi. Tüm bunlarin acisi apartmandaki bir cetenin benim uzerime oynamasi ile son buldu. Aylarca konusmadim pezevenklerle. Alkin'i tasindiklarinda kaybettim. Ta ki bir macta Ali Sami Yen Kapali alt tribünde kafasinda hoca takkesi, sakal 3 karis birinin gelip "Abi naber" diye sarilmasina kadar. Birtakim bilet indragandi islerine girmis, Ata Koleji'ni basip bir kiz icin askinti olan lavugu tokatlayip okuldan yuruyerek cikmis, bilet operasyonundaki mangiri kapizlayip fiydigi icin "arana adam" olmustu. Mahalle maclarindaki salya sumuk göt Alkin'dan, okul basan Alkin'a.. Hey ki hey vay ki vay... Yine kayiplardadir. Yeller esen 6 numarada suan emekli bir ogretmen oturuyor. Tek bildigim 99 depreminde sabahin ilk saatlerini onun dairesinde gecirdigimiz. Galiba ust kattaki evden kadinin tepesine cokmek yerine, onla beraber girisin ustundeki dairesinde topluca ölmek icin kaderbirligi etmistik. Arada selamlasirim, sanirim seviyor beni.

7 numaranin eski tarihini bir turlu cikaramiyorum. Suanda sokaga marka posetsiz cikmaz profil bir "avrupa gormus" ailenin annesi ikamet etmekte. Kadin kafayi yemis sanirim, gecen gun tanimadi beni. Galiba beni sevmiyor.

8 numara alt komsum.. 80'lerde hasta Besiktasli, hafif otistik, krikouyu dagitmis bir komsum vardi. Babasi ile beraber otururlardi. Adini cikaramadim. Besiktas-Galatasaray maclarinda uzun sapli supurge ile haberlesirdik. Golu cakan tavana-yada-yere vururdu. Azitip pencereye cikip "nasi koyduk" yaptigi da olurdu, o zamanlar daha nezaketi elden yitirmedigim, toy haller. 4-1 ASY'de mac veriyoruz bu ineklere, cinnet geciriyorum zaten gunduz gozu ile, neyse Simo... Gittiklerinde yerine bir akademisyen cocuk geldi. Suanki aktuel alt komsum. Galiba benden hoslanmiyor. Cunku gece 04 de muzik dinliyorum. Ilk zamanlarda kalorifere vuruyordu. Apartmanda rastlasmaya ve benim ust komsusu oldugumu idrak etmeye basladiktan sonra, hareketlerini degistirdi. Ben de cok sevindim, onun adina. Stabil bir yasantisi var, okul-ev-okul-ev-okul-ev-birbaskaakademisyenleevlen-okul-ev..
Selam ve selam edip, her defasinda nasil gidiyor türünden bir geyigin kahramani oluyoruz. Fazla yapabilecek birsey yok. Gecen gun Arnavutkoy'de dondurmacida karsilastik. Apartman hudutlari disinda yasam zormus, gorunce irkildiler. Icimden merak etmeyin muzik acmicam dedim.

9 numarada ilk yillarda 3 kizli bir aile otururdu. Kadroyu veriyorum; kilibik Hikmet bey, onu fazlasiya domine eden boga kadin X Teyze ve kendisine benzeterek itina ile besili sekilde buyuttugu kizlari w, y,z. Zorunlu evcilik turlarinin dostlariydi. Kadin guzel cig-borek yapiyor diye valide ile ogleden sonralari cokerdik. Cigborek, cay ve arka odada 2 kizla evcilik. Isinma turlari gibi, degil gibi. Hep doktorum, hep doktorum sikerim bole isi diyip, istifayi verdim birgun. O gun mahalle maclarinda kadroya girmeye basladigim yillarin ilk gunuydu. Artik agaca tirmanip elmaya dalabiliyor, maclarda kendim kadro kurabiliyordum. Takima babasi bir ucak firmasinda calisan Koreli bir tipi (Yucin) bile almistik. Havaliydik. Onu da sirf futbol toplari icin cagiriyorduk ama yere dusunce sürekli güldügü, takima yabanci oyuncusu var karizmasi verdigi icin butun sacmaliklarina goz yumuyorduk. (odasinin caminda bizi saatlerce bekletirdi cikolata aticam diye, o.cocugu) Takimdan kovduk, cunku Levent'e Almanya'dan mesin top geldi. Belki de Kore Sehitleri'nin öcünü almistik. Allahim cetin gecen zamanlar. Toraman kizlari yolcu ettik. Yerine ev sahibi mahallenin eski muhtarinin kizi geldi. Oh Didem, yes Didem. Pornografik alemin husu icinde apartman duvarlarini yaladigi, rock chix aralik. Kapi onune itina ile konan Vakko, Beymen torbalari. Ayakkabi kutulari. Yemek siparisi kartonetleri. Zamanla 9 numaranin parayi nereye harcadigini cozer olmustuk. Marjinaldi, kapiyi maviye boyatmisti. Ayda bir kere kapisini calardim "anahtarinizi kapida unutmussunuz" diye. Misyon edinmistim. Kapida anahtar unutulunca calar, ev sahibini ikaz ederdim.

10 numarada apartman pre-ergen gencliginin sanirim belleklerin cikmayan insan Hulya ve ailesi otururdu. Suan annesi ve babasini tam hatirlayamasam da kadinin kizindan illallah etmisligini azbucuk animsiyorum. Bizim kendimizi Siyu kabilesi sanip bahcede yasadigimiz, kizlarin seksek oynadigi zamanlarda nolduysa bir gun sira ile Hulya'nin bacaklarini opmeye basladik. Hulya yolunu daha o zamandan cizmisti. Buyudu, serpildi, serpildi, serpildi. Bir gun Sabah gazetesi 3. sayfasinda bir kamyon soforu ile zor anlarinin fotograflar karelerine takildi gozler. Vay babayin sarap canagina dendi. Hulya orospu olmustu. Bu tasinmalarindan sonraki 2 ya da 3. yila denk geliyordu. Yerlerine Tahtakale zabita irfan esrafindan bir bey ve konken partilerinin default simalarindan Ayten teyze. Ayten teyze gunasiri kuafore gider saclari kabartir, Ahu Tugba sarisina boyatirdi. Yanniz gunahini almiyim, galiba konken oynamazdi. Zabita bey once, ondan 20 yil sonra da Ayten hanim terki diyar eylediler. Helvalarini yedim, apartmandan eve gelen nadir yedigim helvalardandi, lezzetliydi. Ayten teyze onlara giden tabaklari da hic bos vermezdi.

11 numarada mahallenin Antony Perkins kilikli kirtasiyecisi psikopat Kenan Amca. Yillarca ucurtma citasi, uhu, pergel, kareli defter, silgi gibi sikimsonik edevati kendisinden aldik durduk. Komsu diye takindigimiz bu iyi niyetin, Etiler meydaninda Didem Kirtasiye'deki fiyatlari ogrenip de "suistimal"e ugradigina tanik olunca Kenan Amca gozumuzde bitti. Ayagimizi dukkanindan kestik: "Vay Babazonta" (Didem Kirtasiye demisken, dukkandaki abi Tansu Polatkan'a benzemez miydi yahu, yillarca bunu paylasacak bir insan aradim durdum) Kenan Amca'nin dinibütün bir esi vardi. Bir de kil bir yegeni vardi. Benden 1 ya da 2 yas buyuktu. Zaman zaman kalmaya gelirdi onlara, tatilvari donemlerde. Mahallede killik yaratip giderdi. Aramiza almazdik, ama uzulurdum salagin hallerine. Sonra biraktim ne hali varsa gorsun dedim, birgun cok fena yamulttular bahce kavgasinda.

13 numaranin ilk doneminde Cenk'ler vardi. Sevim Teyze ve suratini hic hatirlamadigim kocasi, galiba cene sakali falan. Yan komsu. Annem bir icimlik kahve istedi'nin en muhatabi olan daire. Biz Cenk'lerin evde, onlar bizim evde paso. Cenk ya da kardesi kaslarini yoldu bir gün. Hayatta kaş yolmak diyince aklima hep Cenk gelir. Niye deli mi dedik butun apartman. Sikintidanmis dediler. Bugun sikilinca kaslarimi yolarim ben de, tribute to Cenk gibi degil gibi. Fiydilar, yerlerine hayatima 20 seneye yakin damgasini vuracak eski bir istanbul hanimefendisi Hamdiye hanim girdi. Ikinci esi Celal Bey ile su eski mobilyalardan kurmaca, icine girmekten korkulan türden bir daire. Cenklerle fink attigimiz ev bir anda perili köşke dönmüstü. Hamdiye teyzeden birkac yil tirstik. Garip bir ses tonu, elinden dusurmedigi yelpazesi ile her an "eahhhhh ....im simdi hepinizi" diyebilecek bir ahvali vardi. Dedi de, birkac yil sonra . Ogrencilecekti ki kendisi Findikzade'den tasinmis buraya, bickindi, bitirimdi. Mücverle tanismam sayesinde oldu. Hayatimda zaten baska yerde de mücver yemedim. Denk gelmedi. Hamdiye teyze devlet gibi kadindi. Kafayi sasirmadan onceki zamanlar sohbeti hos, yasina ragmen katlanilabilir simalardan biri olmustu her zaman. Hayata dair cok sey ogrenmis, cok azarini isitmistik. Bir gün yan dairede hayatini kaybetti. Onkolojide yan odada kalan ve devrilen kadindan daha gercekti ölümü. Sallanan yelpaze, mücver, kahkahalar, gece 03 e kadar sohbetler, rahmetli peder beye verdigi ayarlar artik yoktu. Hakkinda bildigim tek sey icra memurlugu ve cumartesileri Karakoy'e gidip midye ici almak olan Celal Amca, ondan once gocmustu. Mulayimligin kitabini yazmisti Celal Bey.

14 numarada bir baska tek cocuk vakasi familya. Sigarayi icmeyen adeta yiyen cam kusu Nail bey, sigara, icki... Garip bir uclu. Kizlari evlenip kacti apartmandan. Nail bey hala camda, hatta cogu zaman mutfakta donla yemek hazirlayan beni dikizde. Birgun kapisacagiz diye bir duygu ile yukluyum, icten ice.

15 numara, gectigimiz gunlerde kaybettigimiz kardesi ile apartmanin medari-iftar kardes ciftiydi. Okula giden cocuklari olan butun dairelerin fiskos ortamlarinda, Turkan hanimin cocuklari gipta ile bakilandi. Bizim icin citaydi, Carl Lewis'di, erisilmesi gereken fenafillah mertebesiydi. Hayat olmadi tabi oyle, gecen gun evde bir takdir belgesi bulduk, cercevelenmis. Napalim bunu, attim çöpe. Sahir de yoktu artik.
Ömrüm tükendi zaten her dönem takdir alicam diye. Gerci pek sallamadan aliyordum ama olsun disari "epey ugrasiyordum" intibai vermek, adettendi.

16 numara 40indan sonra azdigini haber aldigimiz ama tenesirin paklayip paklamadigini bilemedigimiz kabzimal dostu Afitap hanim. Parayi bulunca kendini kaybetti. Tasindigi 2 sokak otedeki bizden daha "lüküs" apartmanindan cikip bizim apartman onunden gecerken suratimiza bakmazdi. Bunu 10 yasina kadar konusamayan oglu Anil'in yarattigi asabiyete verdik, durduk. Anil affet bizi, ne dedigini anlamiyorduk, o yüzden dövüyorduk seni. 10 sene agu agu agzimiza sictin be.

17 numarada bickin taksici Dogan bey ve mahdumlari. Apartmanin azgin timinin elebasi Berkan ve bize uzak takimin sabah aksam propagandasi. Allahtan daire 18'den Sevgen amca imdada yetisiyordu. Galatasarayliligimi percinleyen sahsiyetlerden biri olarak, hafta ici hergun apartman onunde isten donerken yakalayip GS kadrosunu saydirmasi sebebiyle bugun bu halde oldugumu itiraf edebilirim. Beyin yikamadan hallice. Uzerine Dawkins, Scearce'un idman yaptigi yerde basket oynamaya baslayinca, kayis koptu iyice.

Ve fenoman insan 19 numara Ayse Teyze. Kendisine dair en muthis hikaye sudur. Pederin ise gittigini goren Ayse Teyze 2 kat asagi gelip kapiyi calar. Valide kapiyi acar. Ayse teyze hic iceri girmeyi sevmez kapida ayakustu gundemi aciklardi: "Aksam ustu cay yapicaz bahcede, yorgan attiricaz oglen de, aksam da Münna'da sahin tepesi izlicez" Derken evden salondaki kendini sasirip calisan ve susan radyo bangir bangir bir anda calismaya baslar. Ayse Teyze kapidan kafayi iceri uzatip "Icerde kim varrrrrrr" der.. "Seni kocana soyliycem".. Abovvvvv!


Tasev'in bir nedeni var yani.
Apartman hayati herkesin becerebilecegi birsey degil, kesinlikle...



7 comments:

handan said...

bir romandan parça gibi okudum. da benim derdim başka; bir şişe aceto balsamico aldım ve fakat nasıl-ne kadar-nerede kullanılır bir fikrim yok ve evet itiraf edeyim markette aaaa aceto deyip aldım. selamlar

aceto said...

çok eksik var. beğenmedim

şarbon said...

efsane olmuş.

bu arada kapıcısı ve karısı "o kimdi ? nereye ? nereden ?" gibi sorular sormayan bir apartman kadar huzurlusu da yoktur.

siyahh said...

hiç apartmanda oturmadım, ufakken özendim alt komşu üst komşu muhabbetlerine ama evde fazla ses yapma dönemlerim geldiğinde
"lan biz apartmanda otursak kesin atarlardı bizi yada döverlerdi ne o öyle iç içe" gibi fikirler geçti hep aklımızdan.

tabi yazı muhteşem olmuş

@handan balzamik sirkeyi güzel bir peyaz peynirle götürünüz ,vanilyalı dondurmada olabilir

dchetin said...

türkiye lan bu. su an kaldığım uluslararası yurttan daha renkli. ve evet kapıcının yerini burada pakistanlılar tutuyor. kriket oynarken bile yanımdaki kızlara merakla bakıyorlar. oysa dünya malı hepsi.

n0s said...

apartmansakinlerindenbunuokuyanvarmıacababuaradaevetspacebarbozuk

bgn said...

senden yana ilk ipuçları..
daire 12 hala merak konusu benden yana