skip to main |
skip to sidebar
Radikal'den Fatih Yaşlı'nın kaleminden...
Borçlanarak yaşamak, öteleyerek yaşamak anlamına gelir. Borç toplumunda her şey ötelenir. Bugün tüketilenin, bir anda tüketilenin bedeli gelecek aya, bir sonraki aya ötelenir. Kredi kartı borçları, minimum miktarı yatırılarak, gelecek aya ötelenir, o da olmazsa tüketici faizi çekilerek vade daha da uzatılır. Sadece bu da değil. Bir haftalık tatil için yılın 12 ayı taksit ödenir, bir yılbaşı gecesi eğlencesi sekiz taksite bölünür, bunun için gece gündüz köleler gibi çalışmak gerekir, borçlar bittiğinde ise bir sonraki tatil ya da yılbaşı gelmiştir çoktan. Her şeye yeniden başlamak gerekir.
Böylesi bir borç toplumunu simgeleyen belge nedir? Bu belge, "hesap ekstresi"nden başka bir şey olamaz elbette. Borç toplumunda kişi, hesap ekstresinde kendini görür. Çünkü ancak tüketim aracılığıyla kendini var edebilmekte, kendi olabilmekte, ancak bu şekilde "ötekilere", o şatafatlı hayatın sahiplerine yaklaşabilmektedir. Borç toplumunda kişi, hesap ekstresi için yaşar ve hatta hesap ekstresi için ölür hale gelir. Çünkü ekstredeki her bir harcama kalemi, "iyi bir yaşam"ın göstergesi olarak değerlendirilir ve ödenmeyen borç ekstreleri yüzünden intiharı seçenlerin sayısı her geçen gün kabarır. Türkiye toplumuna, çağ atlatmış olduklarını söyleyenler eserleriyle övünebilirler artık. Bu toplumu bir "gösteri" ve "tüketim" toplumu haline getirmeyi başardıkları kadar, bir borç toplumu haline de getirmeyi başardılar çünkü.
1 comments:
iş hayatına ilk atıldığımda o güne kadar hiç olmayan borçlarıma bakıp bakıp bunları düşünürdüm. sonra geçti tabi. esasen bu yazı köşeyazarlığının ne kadar gereksiz bişey olduğunu hatırlattı. bi de debord'a referans vermiş hay bin kunduz
Post a Comment