Tuesday, June 30, 2009

Şehri Sevmek



Sehri sevmek icin ona birseyler yapmak lazim, iyi birseyler dedi biri ya da birileri. Okudugum yeri hatirlamiyorum ya da dinledigim kimse, onu. Yasiyoruz, yasiyorsunuz sehrinizi seviyorsunuz da, yani öyle söylüyorsunuz ya, "Ben Istanbul'suz yapamam" diyorsunuz ya, ne yapiyorsunuz bu sehir icin. Bu aksam ne yaptiginizi söyleyeyim. Aylar once Bebek Parki'ni "tamir ve bakim" icin kapattiniz. O kadar uzun sure ne yapildigini merak ettim. Fideleri degistirip, agaclara baktiniz, baktiniz, baktiniz. Birkac cilali tas, cocuk parkinin cevresine bir tel orgu, sonra banklar koydunuz. Sirtsiz, arkaliksiz. Oturan yaslanip da daha fazla daha fazla oturamasin, soluklanamasin diye. Elbet bir mimar arkadasin disardan gorup begendigi bir seydir o tas oturaklar. Trak trak trak. Parkin eskisini de biliyorum, yenisini de, onca zaman kapali kalmasini gerektirecek ne farklilik yapildigini goremedim, bilemedim. Ama o kapali kaldigi zaman boyunca o parki kimin renove ettirdigini tabeladan hemen hemen her hafta gordum. Gözüme, gözüme, gözüne, gözüne.. Bu aksam, tam da bugun Defne K'nin blogunda milletvekillerine ulasmak yolculuguna iliskin yazdiklarini okudugumun bu gunun aksami Bebek Parki'nda bir kurt kirmasinin parkin Cami'ye yakin kosesinde sol yanaginin ve kulaginin darbedilmis ve acikyarali halde yatarken, can cekisir halde gordum. Hicbirsey yapamadim. Kimse ilismiyor, adimlarini uzagindan eliptik sekilde atarak geciyorlardi. Ne guzel olmus dedim, renove etmissiniz ama yine bok icinde bu park ve hayvanlar degil "öteki hayvanlar"a kucak acmissiniz bu kirmayi kulagindan egip büksün ona hayati zindan etsin diye. Eve dondum, belediyemin sitesini actim "hayvanlar" diye aradim bir halt gelmedi. Hayvan barinaklari diye aradim yine bir halt gelmedi. Beyaz Masa diye birseye tikladim, yedi duvelimin soy sop bilgilerini istiyor. Parkta bir hayvan var acidan kivraniyor gidin birseyler yapin diyebilmek icin kim oldugumun ne onemi var dedim. Aklima, gecen gün sokak sanati sergilemesinde sansürü elleri ile uygulayan emir-komuta düskünü "kuramayanatörün" lafi geldi: "Bu belediyeler bizim degil mi". Web sahifesinden anladigim kadari ile bu belediyeler bizim degil kardes. Su postu da yolladiktan sonra gidip Sütlü'yü opecegim ve hirpalanan vicdanimi tamir edecegim, siz tabela asarken iyi oluyor, ne yapayim ben de bir tanesine bakip, ayilara yem etmiyorum diye kendimi avutuyorum, bu sehirde, bu aksam.. Panter TF

Nike Sportswear - Slow Motion Ads

Impressionnezla rue avec la veste Firefly (Jaune)



Impressionnezla rue avec la veste Firefly (Blanc)

Tatko Tas Power

GS eski baskanlarindan Alp Yalman, roportaj veriyor, Lincoln'u soruyorlar:
"Simdi basta sunu belirteyim, Lincoln adam degil...."




Monday, June 29, 2009

France Football

Servettttt, Servettttttt. France Football'un kapaginda, bu hafta.
Tanju Colak'tan sonra FF'a kapak olmus 2. Türk.
Her yer Türk olsun be...



Sunday, June 28, 2009

Keep on Rising

Tüm kulup tvcilerinin video arka planina dosedikleri metal parcalarin nereden geldigini biliyoruz nasil olsa. Icim, icleri, icimiz rahat. We gonnnaaa riseeeee.... Giovanni yukari bardak almaya giderken de caliyordu. Bu kadar kutsal bir gece olabilir mi yarabbim-sukurler-olsun.

Istinye Yari Acik cezaevinde, PirisinBorek Koftecisi'ni actik, beklemeyiz, hepsini biz yiyyoruz, nihahaha:

015

Thursday, June 25, 2009

Yerçekimi (By Ümit Karahan)



İzTV'de Ümit Karahan'in sundugu "Yerçekimi" programini denk geldikce izliyorum. Yayin saatlerini takip edemiyorum. Cunku galiba birkac senedir tvde bir programin yayin saatine bakmadigimi farkettim. Kafama yerlesmis bazi programlar ve yayin saatleri var ama yine de kacirmak istemedigim bazi programlar icin bu akilda kaliciligi saglamamisim, zaplarken denk gelirsem cok seviniyorum. İzTV sürekli acik olan kanallardan biri ki TV gunboyu calisirken de aciktir, kapamam. Hem takip etmek zorundayim hem de iste arada boyle yakalarsam sevinecegim seyler oldugundan. Kaldi ki ben haber izlemeyen, dunyadan bihaber nesle de asina degilim. Son programinda Hong Kong'da turlayan Karahan, genellikle gittigi sehirlerde buyuk yapilarda dolasip buralari tanitiyor bize. Bu tip gezgin programlarinin bence olabilecek en guzel formati; tek kisi, tek kamera ve kendini ceken bir adam. Yonetmen de sensin, kurgucu da, cekim ekibi de. Kendi basinin caresine bakiyorsun. Pesinde bir kameraman bade olmuyor. "Yercekimi" dün izledigim bölümü ile "SON" olarak ekrana geldi ama İz bu programi sik sik döndürecektir. Yakaladiginizda mutlaka izleyin. Ne hazindir ki, Ümit Karahan'in Yerçekim'i dün son bulurken, Galatasaray'in yerçekimsiz gollerinin üstadi Ümit Karan da Galatasaray'da son buldu. Yolun acik olsun Karan/Karahan/Yerçekimi koalisyonu...

Wednesday, June 24, 2009

Akşam Yatmaz Sabah Kalkmaz

meandmysutlu

Aksam yatmaz sabah kalkmaz diye bir laf vardir. Aylaklar, himbillar, tembeller, haytalar icin edilen. Bu aksamlari yatmiyor, sabahlari erkenden dikiliyor. Sabah düzenli olarak kalkip spor yapan baska bir canli daha gormedim. Sabah 06:00 sularinda grand-prix. Veriyorum elektrik süpürgesinin sesini kacacak delik ariyor, en az 6 saat kayip. Tünedigi yerden cikamiyor. Eee kisasa kisas...

Tuesday, June 23, 2009

Elise "Lili" Tellier

Elise "Lili" Tellier from trofolo united on Vimeo.


lili... biliyorsun bizim gibiler için bir yer var hâlâ... her damarda dolanır aynı kandan...
seni melek yapanın kanatlar olmadığını anlarsın... tek yapacağın çıkarmak kötülükleri aklından... ileriye atacağın her adımda... karşına çıkacak her sorunda... ben olacağım senin yanında... ortasından geçeceğin her sokakta... evvelinde bulunmadığın mekânlarda... ben olacağım senin yanında...

Monday, June 22, 2009

Melanie Laurent

Seni ne cok sevdigimi hatirladim, yine.

Melanie Laurent

Je Vais Bien Ne T'en Fais Pas

Cuma aksam izlenip uzerine pestil gibi bir haftasonu gecirilecek filmi, hafta basinda izleme gafletinde bulundum. Klasik, pazartesi 05-07 seansi Melanie ile, biraz Huckleberryfinncilik'le, biraz Baba'yla doldu. Ne ararsam var yani.
Üzülüyorum ki Amerikalilar hala sinema yaptiklarini saniyorlar.
Cok güzel adamlar su Fransizlar. Philippe Lioret'ye sarilasim geldi.





***

lili..
şu sahte yaşamından
sıyrıl bir daha...
ne olursun,
bırak tüm alışkanlıklarını...
göreceksin, yaşanıyor
ihtiyaç olmadan yardıma...
pek çoğu var
öğreneceğin dahası...
ileriye atacağın
her adımda...
karşına çıkacak
her sorunda...
ben olacağım senin yanında

ortasından geçeceğin
her sokakta...
evvelinde bulunmadığın
mekânlarda...
ben olacağım senin yanında...

lili...
biliyorsun bizim gibiler için
bir yer var hâlâ...
her damarda dolanır
aynı kandan...
seni melek yapanın
kanatlar olmadığını anlarsın...
tek yapacağın
çıkarmak kötülükleri aklından...
ileriye atacağın
her adımda...
karşına çıkacak
her sorunda...
ben olacağım senin yanında...
ortasından geçeceğin
her sokakta...
evvelinde bulunmadığın
mekânlarda...
ben olacağım senin yanında...

lili...

bir busedeki göz açıp kapanmada
bulacağız cevabı...
it tüm korkularını
gölgelerin derinlerine...
benzeme sakın
renksiz bir hayalete...
çünkü hayatın
en güzel resmi senin içinde...
ileriye atacağın
her adımda...
karşına çıkacak
her sorunda...
ben olacağım senin yanında...

ortasından geçeceğin
her sokakta...
evvelinde bulunmadığın
mekânlarda...
ben olacağım senin yanında...


Ps: Je Vais Bien Ne T'en Fais Pas : Benim içilme üzülme birader, ben iyiyim.

Sunday, June 21, 2009

Come Play!

Kewell'in da yer aldigi Avustralya Futbol Federasyonu'nun tanitim videosu:

Dean Saunders 45

Yolu Galatasaray'dan gecen bu büyük golcü,
yilin en uzun günü yani bugün 45 yasina girdi:

Hani dilini isirip da sagdan kayardin ya ceza sahasina dogru...

DEAN-SAUNDERS

Martin Scorsese Geliyor...

Scorsese yeni filmi Shutter Island ile Ekim 2009'da geliyor.
Akıl hastanesinin bulundugu bir adadan kacan cinayet faili bir hastayi arayan ekip ve basindan gecenler. Film Dennis Lehane'nin "Zindan Adasi" kitabindan uyarlanmis. Ben Kingsley, Mark Ruffalo gibi isimler eslik ediyor Leonardo Di Caprio'ya.



http://www.shutterisland.com/

Into The Blue 2: The Reef


Kötü filmleri de severim, iyi filmleri izleyebilmek ya da "iyi film" diyebilmek icin.
Into The Blue, sadece su alti cekimleri icin katlandigim bir film olmustu. Boyle bir filme sanki muthis bir konu anlatiyormus gibi ikincisini cekmek gercekten acaip bir kafa. Bu kafa lafina da cok sempati duymuyorum hatta olabildigince leş. O kafasi, bu kafasi, muzik kafasi, uzay kafasi, sanat kafasi... Neyse 2. bölümü Jessica Alba'sizlik zaten batirip bitirmis. Sinema tarihinin en kötü 10 filmi arasina girer. O derece kötü.
Buna ragmen bitirmek icin yarisinda 2 kere uyuyup, 3. izleyiste tamamladim.
Bir filmi tek oturusta bitiremiyorsam zaten o film benim icin kötü filmdir. Midir?

Adonis kaslari ve popo üstü gamzesi üstü dövmesi hala gözde su alem-i cihanda.

İktisadi Çarpıklıklar


Aksam antrenmandan sonra buhar odasinda iki kisi konusuyorlardi. Kulak misafirligini sevmem ama bazen bazi seyleri dinlemek zorunda kaliyorsunuz. 5 metrekare yer zaten. Biri otekisine, bir kiz arkadasinin sifir km Mini almak icin cok direttigini ama ona 1,5 yillik bir ikinci el tercih ederse 10-15 bin tl kadar fiyatindan daha dusugune alabilecegini belirtmis. Kiz gidip, 25bin € ya sifir km olani almis. Daha sonra kulube uyelik icin konusurlarken, senelik 2000$ veremeyecegini belirtmis, "param yok" diyerek. Cocuk "Ben insanlari anlamiyorum. Iyi yasamaktan neyi anliyorlar. 25bin€'ya araba aliyorsun, ama spor kulubune o da 12 taksitle ayda 200 lira verecek paran yok. Cebinde para yok ama Mini ile dolasiyorsun" dedi.

Bu da icine topluca gömüldüğümüz iktisadi carpikliklardan sadece biri.
Cebinde kurus yokken sunu yapmalar, bunu etmeler cumhuriyeti.

Sahi iyi yaşam ne oluyor?
Mini Cooper'in da bir hampo arabasi oldugunu yinelemeliyiz.


Unlimited Turkey



Tanitim icin üretilen "Unlimited Turkey" sloganina yabancilardan -yillarin da bitmeyen geyigi ile- alaysi bakislar türemis. Bu Hindi'nin uzerimizde yarattigi sinirsel baski da cabasıdır. Yurtdisina birsey yollarken hep "Turkiye" yazarim.
E-postalarda, online alisverislerde adresi daima Turkiye olarak belirtirim.
Bu da benim kendi titizligim ve takintim.

http://search.twitter.com/search?q=%22unlimited+turkey%22
Unlimited Turkey sadece karnimi aciktiriyor diyen bir sefil zümre...

Afisler de afilliymis. Kendi ulkemizde yabanci gibiyiz.
Benim yasadigim ulkede Ugur Kaymaz'lar yasayamiyor, Helmut'lar bilmiyorlarsa ögrensinler...

Saturday, June 20, 2009

Time Waits For No Slave

Napalm Death, 17 Haziran'da Tme Waits For No Slave icin yaptigi videoklibi anons etmis. Klip simdiye kadarkilerin cok ötesinde...




NAPALM DEATH - Time Waits For No Slave

Friday, June 19, 2009

Okan Bayülgen, Street Art, Nokia
Ve Geek People



Magic people, voodoo people

Okan Bayülgen dün gece 5 yildir Nokia'nin yüzü oldugunu ve ortak calismalarini Ajia Otel'in bahcesinde bahsederken, o esnada uzun yillardir kavusamadigimiz "cifiq" aka Cfq ile kucaklasiyordum. Burak (Cyrus)'sa tilki gözlerini "6700"lerden, den, den alamiyordu! Okan'in söylediklerinden kayda değer tek yakaladigim şu oldu: "6700'la street-art ve Beyoglu mimarisi hakkinda bazi fotograflar cektim. Bunlari az sonra dijital panoda goreceksiniz". Fotolari gormeden ayrildik bogazin ruzgari sirttan sirttan verdigi Sedar Bilgili'nin Ajia'sindan. Lakin merak etmiyor degilim Okan'in street-art algisi da Beyoglu'na mi kitli kaldi diye.

Wednesday, June 17, 2009

Poker Face

Sanatci alcakgonullulugu. Faith No More, Donington'da Lady Gaga'nin Poker Face'ini coverlayinca, Gaga Twitter'inden Mike Patton'a mesaji cakmis: "Faith no more covered poker face. I can now die a happy woman. Such a huge fan."
http://twitter.com/ladygaga/status/2152456096

O zaman o coveri bir kez daha dinleyelim, seyredelim:


Invaders - Rubik Küpleri

Mozaik cam karolarla yaptigi street-art figurleri ile ünlenen Invaders'in Rubik küpleri ile Mayis'09 tarihli bir calismasi. The Clash'in London Calling album kapagi.
Eller gider aya, biz gideriz yaya, eet tabi.

Tuesday, June 16, 2009

Street Art ne değildir?

Bazi kavramlarin icini doldurmaya calismak, onlar ustunde tahakkum kurmaya calismak hatta nereden geldigi bilinmez bir yetki ile o kavram cevresindeki kültürün mihmandarligini yapmaya calismak sakat islerdir. Sokak sanati ya da ecnebilerin dedigi üzere Street Art üzerine memleket topraklarinda da sprey sallayanlar, stencil kesenler, gece kosanlar, kovalayanlar oluyor. Lakin bir parca bu kültürün etigine haiz olanlar street art'in ne olmadigini iyi biliyorlar. Sansür degil mesela, sergi salonlarinda da olmaz street art, orgutlenilmez de, gruplasilmaz da. Bireyseldir. En azindan bati bu isi boyle almis. Batidan street art'i alip icine baska seyler katmisiz. Bu "sokak sanati" olmaktan cikmis. Buradan görünen böyle.



Yukardaki "" gecen cuma Istanbul Karakoy Banker Han'da yapilan Morhosuss Street Art Painting festivalinde organizatorlerden biri olan "Pet05" tarafindan sansürlenmis. Bir sokak sanatcisi olan Pet denilen kisiyi tanimiyordum.
Tarayinca sunlar cikti:

Timeout: .... Sokak Sanatına Değindik
Gov.tr - Valilikte Street Art

Sergide gerceklesen sansür üzerine sergiye giden,
orada bulunanlardan birinin yazdigi bir yazi var.
Ona da göz atilabilir.

Ahmet Vefik Pasa da Moliere'den adaptasyon yapiyordu da
böyle birsey yapmiyordu galiba....


Monday, June 15, 2009

Erykah Badu

Kiss me on my neck










SG Fight Club
















Club'a basvurular suradan...

Adampol / Stella 140609

Kongo Kirim Kanamali Manamali Atesbocegine karsi omuz omuza!


Stella

Stella

Saturday, June 13, 2009

Into The Blue



Havalarin gittikce kizismaya basladigi bugünlerde su altinda vakit gecirten bu misir patlagi filmi izlemenizi siddetle oneririm. Sualtina merakliysaniz kacmaz. Konusu tabi ki fason. Ama skindive'i her insanoglu hayatinin bir doneminde elbette merak etmistir. Yapmis kadar olun. 2. bölümü de varmis, 2009 yapimi, onu izlemedim henüz.


Donington'a Kadar Gitmeden



Yillarca yabanci muzik dergilerinden okunup "bir gün gitsem" diye kurulan Donington Park'a gittik bu aksam. Cok kolay oldu. http://www.downloadfestival.co.uk/webcast/ sitesinden butun festivali broadcast ediyorlar. Bu kadar net ve basarili bir canli yayini nette ilk defa izledim diyebilirim. Sekmeden neredeyse HD kalitesinde bir yayin. Sahnede Faith No More varken yakaladim. Inanilmaz bir 80 dakika caldilar. Sanrim Eylul'deki konseri kacirmak buyuk bir esseklik olacaktir. Midlifeeeee Crisissssss!

Thursday, June 11, 2009

Dead & Alive

Gece 02:30 sularinda muslugu acip kacan ve evin su basmasina
neden olan asagidaki zanli siddetle araniyor.
Nereye girdiysen cik, büyük dayak var!




İstisnasız


Ortalama tüm kadinlarin, geride biraktiklari adamlara, lafini etmeyi daha birakmadan Moleskine'lerine notladiklari bir eylem plani vardir.

Sonraki maymunun elini tuttugumda geriye dön ve sunu soyle:

- Ben cok mutluyum. Sen de mutlu ol.

Bu varolus sorunlarini cozememis guzide toplumuzun kanayan yarasidir.
Izdusumu futbolda sudur: Ben senin oynamadigin liglerde oynuyorum. Arada bana gol atabilmenin tadina var. Ve sen de bu gollerle mutlu olmasini bil.
Buyuk takim taraftari, kendi varolus problematigini cozmusse -ki var cozumu-, daha ufak takimlara karsi boylesi bir dürtü gelistirmez, olabildigince.

Insan egosantrik rezilliginden kurtulamadigi icin yeryuzundeki en igrenc varliktir. Futbol bizi insanligimizdan cikartip baska bir yaratiga donusturdugu icin de yeryuzundeki tek tapinaktir. Gunah cikarmamizi, baskalasmamizi saglar.

Velevki su acik ve secik net degil midir; attigimiz goller sadece kendi hanemize yazar. Ne yaparsak yapalim. Attigimiz golun baska tabelalara yazildigi gorulmemistir.
Acz icine dusmeyelim, maglup olmak da güzeldir, cogu zaman.

Wednesday, June 10, 2009

Rüya #11


Tam olarak nereye gittigimizi hatirlamiyorum. Bir yere oyle valiz valiz toplanip gittigimizi de hatirlamiyorum. Ama bu siralar yolculuk planlari yaptigimiz icin oradan sirayet etmis olabilir. O valizlere sanki neyim var neyim yok yuklemisim gibi. Platform ustundeyiz, bir gemi zannediyorum. Uzerinden ucak kalkabilecek kadar genis platformu olan bir gemi mi yoksa zannetmek mi bu onu da bilemiyorum. Sol arka tarafimizdan goge dogru bir ucak kalkiyor. Ucagin kalkisina yerden bakiyoruz. O ucakta olmaliymisiz da son anda vazgecmisiz gibi, sanki. Ucak cok dik yukseliyor. Ucagin icinde iken bu kadar dik mi yukari dogru hareket ediyorduk goremiyordum, ama sanki biraz fazla dik gidiyor ucak. Sonra yere paralellesiyor. Bu esnada sag taraftan yukarlardan bir baska ucak geliyor, kalkan bizim ucaga dogru. Paralel halden tekrar burnunu kaldirip yukselmeye calisiyor. Olmuyor, bir anda burnu egiliyor, ucak buyuk bir suratle denize cakiliyor. Gemide ya da platformdaki herkes avaz avaz bagiriyor. Ucakta herkesin bir tanidigi var. Biz de o ucaga binmekten son anda vazgecenler. Bulent'e bakiyorum, ucaktakilerin kim oldugunu biliyoruz. Aklim valizlere gidiyor, neyim varsa gidiyor. Mal canin yongasi mi ne. Paul adinda biri gelip kendini takdim ediyor. Bir tekerlekli masa uzerinde oksijen maskeleri dagitiliyor. Herkes takmaya basliyor. Ucak denizde, derinliklere gomuluyor. Uyaniyorum, ucak denize dusse icinden nasil kurtulabiliriz diye dusunmeye calisiyorum.


Tabiri suymus:
Rüyada bir uçakta olduğunu görmek, önünüzdeki engelleri aşarak yeni bir sınıfa yükseleceğinize işaret eder. Yüksek bir bilinçlilik durumuna sahip olarak, daha geniş bir özgürlük ve farkındalığa kavuşabilirsiniz. Uçaklar arasında aktarma yaptığını görmek, karşınıza çıkacak önemli bir yol ayrımıyla tabir edilir. Sizi beklemediğiniz noktalara götürecek önemli değişiklikler, tekliflerle karşılaşabilirsiniz. Rüyada uçak kazası görmek, kendinize neredeyse imkansız hayaller ve amaçlar koyduğunuzla ilişkilidir. Uçak kazası rüyası, hayal kırıklığı tehlikesine işaret eder. Başka bir yorumda, bu rüyalar özgüven eksikliği, kendi kendini baltalama ve kendinden şüphe etme ile ilişkilidir. Kaza yapan uçak kendine inanmayan kişiliğinizdir. Güç eksikliği ve belirsizlik de uçak kazası rüyalarında öne çıkan duygulardandır. Uçağın kaçırıldığını görmek, bilinçaltındaki rahatsız edici ve geçmişle ilgili duyguların dışavurumudur.

David Belle Commercial (Nike Presto)

Central Idaho'da Tasev

Central Idaho, Amerika'da bir vaha. Taşev icin musait vaha.
Adami kesseler kimse gelmez onu düsünüyorum bir yandan.






via Outpost / OSKA Architects

The Blind Painter: Esref Armagan



Eksi Sozluk'te holy diver adli kullanicinin kaleminden (modifiyeyle) :

... Floransa'da gördüğü bu büyük ilgiden sonra, Eşref Armağan Floransa'da yapılan 2007 Bienali'ne davet ediliyor. Fakat €3.500 katılım ve yol masraflarını karşılayacak sponsor bulamadığı için maalesef katılamıyor.

İstemihan Talay'ın kültür bakanı olduğu dönemde kütüphaneci olarak görünerek, oradan kendisine verilen maaşla atölyesine boya, fırça ve tual alan bu kişi, devletin yaptığı bu üç kuruşluk yardımı ne yazık ki İstemihan Talay'dan sonraki dönemlerde kaybetmiş. ve bu olay onu en çok üzen ve kıran olayların başında gelmiştir...

Guinness rekorlar kitabına girmiş, bir sürü ülkede hayranlıkla karşılanmış ve bir çok belgesellere konu olmuş bu değerli insana bu ülkenin verdiği değer.

Neredeyse tüm dünyanın ağzını açarak hayranlıkla izlediği büyük yetenekte bir sanatçın olsun ve sen bırak ona sergiler, geziler vs konularında destek olmayı, ona basit bir maaşı bile çok gör.

Tuesday, June 9, 2009

Distefanocasına



Galatasaray'in yeni transferi Mustafa Sarp imza atarken sari kirmizi tarihten bir isim de oradaydi: Bulent Eken. Bu goruntu suphesiz Real Madrid'in tum yeni oyuncular imza atarken Alfredo Di Stefeano'nun formayi oyuncuya takdim etme sahnesini hatirlatti.

Mustafa Sarp & Bulent Eken


39, 4007, 45250

Aceto Balsamico, 19 Aralik 2006'da basladigi blog yolunda 29 ayi geride birakti. Bu sure zarfinda 4007 post kaleme aldi. Bu yazilara yaklasik 45250 yorum birakildi. Futbol Bloglari geride kalan 2,5 yillik surede umulandan da hizla gelisti. Bugun sayilari 150+ civarinda futbol blogu var.




BlogİdmanYurdu'na da vesilen olan Aceto'ya "Futbola dair yazdiklarini biriktirme, baskalariyla paylas okudugun, cevirdigin, arsivledigin tum metinleri, dusunceleri dagit" cagrima kulak verdigi icin tesekkur ediyorum. Saol bro, guzel birsey urettik sanirim, hep beraber, tum arkadaslarla, guzel bir dalga... Yasasin Futbol Bloglari ve futbol üzerine tüm kafa yoranlar. Ve nice yillara ağabey. İyi ki doğdun!

Monday, June 8, 2009

Nejat Ortaya 3'lü Çektir Cimbom'a


Nejat Yavasogullari sıkı Cimbomludur. Sıkı Cimbomlu demek ne demektir benim icin, Istanbul'da Ali Sami Yen Stadyumu'nda oynanan hicbir Galatasaray macini kacirmayan adamdir. Numarali'da her mac gorurum. Mac cikislarinda da karsilasirim. Sessiz sedasiz staddan cikar, elleri cebinde tek basina, Gima'nin ordan yuruyerek uzaklasir staddan. Mac cikisinda ve icinde Nejat Abi'yi gormemek bana sikinti verir. Her mac mutlaka aklima gelir. Severim sıkı Cimbomluları.

Apartamento

an everyday life interiors magazine


Apartamento simdiye kadar 3 sayisi cikmis bir dergi/kitap. Ilk 3 sayisi tukenmis. 4. sayisi 2009 Ekim'inde cikacak diyorlar. Uzaktan ele avuca alininca pek fetis duran bu yayini bulmaya araci olanlara dergi koleksiyonumdan baska nadide parcalardan verebilirim. Burdan aldigi dergileri getirmeyenlere de bu vesile ile "haggaten ayip ediyorsunuz" diyeyim. Kimseye kitap, dergi yok bundan sonra.

Barselona'ya giden Baris K'nin eli uzansa bu dergiye. Ha?
BARCELONA: Snö, Ras, Kowasa, Collectors, Free Time, Fnac, Ciclic, Vinçon.






Update
Ali Murat K. yolladi.
Abonelik opsiyonu
https://www.bruil.info/apartamentomagazine