Thursday, July 30, 2009

Elano




Aksamüstü Bülent aradi, telefonu actim "Lampard Galatasaray'da" dedi.
Gayri ihtiyari "Hadi lan" dedim. İyi, sen dinle sunu dedim:
"Elano Galatasaray'da".
"Atma, nerden biliyorsun" dedi.
Hissediyorum dedim. (bir halt bilmiyordum)
02:56'da telefon geldi Tel-Aviv'den, telefonun ucunda T.
"Aldik Elano'yu".

Cildirt bizi Sao Paulo cocugu Blumer!

Wednesday, July 29, 2009

Hayal-Et


hayal et her oglen tum erkeklerin salata yedigini
sisman kimse yok etrafinda
hatta kadinlarin hepsi sifir beden
saglikli oldugunu hayal et

hayal et tum fast foodlar kapanmis
herkes beyaz et yiyiyor
mangala, tavaya tepkili herkes
buharda pisiriyoruz
onu bunu suyu
hayal et zor degil bunlar

hayalci diyebilirsin bana
oysa yalniz degilim ben
umarim bir gun sen de
liposuction'a gitmeden zayiflayacaksin dostum
ah benim balik etli dostum

balik eti demisken asla vazgecme
denizden cikan baban da olsa yemekten
ne aclik ne acgozluluk var bizim soframizda
hadi arkadasim hayal et
her yedigimizin saglikli besinler oldugunu
tuzsuz aycicekyagsiz unsuz sekersiz günler
hayal et dostum uzaklarda degil

Monday, July 27, 2009

O esnada başka bir yerde, Bodrum'da...

İstanbul, erimek ile yağmak arasında kararsız kalırken...


via Ganz

Sunday, July 26, 2009

Prinkipo'da Ölü Yaprak Hareketi

015
Sağdan üçüncü abi birazdan ney taksimine baslayacak gibi...

18:30 Kabatas - Büyükada vapuru, park, jeton, akbil, oturacak yer yok, bogulup arka siraya gecen kadinlar, insanlara rahatsizlik vermemeye calisip insanlara rahatsizlik verdigini hissetmek, vapurda cay, vapurda geyik, büyükada, Prinkipo, mezeler, mezeler, gelsin mezeler, gitsin mezeler, Memo'nun üstün performansi,bir garson olarak ortami ve hatta masadaki muhabbetinizi domine eden Memo ve Memolasan yaveri diger garson, ne kadar icecegini tayin eden garson olarak Memo, takilmak, takili kalarak sohbet, likir, likir 5x100c raki, ciger getir Memo, ciger yok, ciger kalmadi, 00:30 bostanci'ya dönüs, deadleaf ile australya-turk kültür elciligi, o kadar ne konustugunu kendi bile hatirlamamak, hatta bi yerden sonra hicbirsey hatirlamamak, öyle icmek ki geronimoyu bile hatirlamamak, dönüs vapurunda halka hitapli konusma, bostanci-taksim dolmusunda yuksek volumlu muzik, sait ciftci'den birkac hayvanin cekerek dolmustan asagi yuvarlamasi, israrla ve inatla kabatas'dan gidip kuzu'yu almak ve hangi yoldan geldigini hatirlamayacak kadar baska bir dunyadan eve donmek. levent'te belki bir dürüm, galiba bir ayran, evin önünde muhtelif telefon konusmalari ve hala su saate kadar kendine gelememek. yaz alkol duvari asilmistir. god bless f. massa and me

Kewell, Viduka, Lucas Neill'i tanimayan Avustralyali, raki bilmeyen Türk gibi birşey. Ama DeadLeaf likir likir götürdü rakilari... Farkinda degilim belki de icmemistir.

Ispanyol gitariste, israrla:
- Abba bilir misiniz (DaddyCoool icin baski)
- Abbabab mabababa bilmem ben

Thursday, July 23, 2009

Fark: Kadın/Erkek

O "atlete ve dona bak" dedi, ben de "o ne güzel kavis" dedim...



The FA: Whatever your level

Guy Ritchie'nin NIKE'a cektigi reklam vardi ya....
Selam soleyin ona. THE FA daha iyisini cekmis :)

CRAMPED CAR JOURNEYS, MISSING STUDS, LATE CHALLENGES. THIS IS REAL FOOTBALL. Find a team near you at TheFA.com/play

Vespa #27

Leopar desenli bu Vespa, gidecegi yeri iyi bilir.



Ali Sirmen


Ugur Mumcu:

"Birisi birgün sordu bana Ali Sirmen TKP'li midir diye..
Hayir Galatasaraylidir dedim"





Başkaları, Başkası


Bizler vicdani baskalarindan ogrenmek zorunda degiliz. Ogrenemeyiz de. Vicdanimiz ya vardir ya yoktur. Kimse kimseye vicdani ogretemez, varligini sorgulayamaz. Bilemez. Bizler nasil konusmamiz gerektigini kimseye soramayiz, sormamaliyiz. Kimse gelip ogretemez, ogretmemeli de. Beyin düsünür, dil döker. Bir baskasi, baskalari bunlara hükmedemez. Bizler zulum edemeyiz. O nedenle ya da bu nedenle, bizden gucsuz ya da guclu, hakediyor diye ya da nedensizce, sahipsiz diye kimseye, hicbir canliya zulmedemeyiz, baskalari etse de. Bizler gormemezlikten gelemeyiz. Yanimizdan gecen dostlari, bize ihtiyaci olanlari, el uzatilmayi bekleyenleri görmemezlikten gelemeyiz. Sorulmasi da gerekmez, beklenmez de, bizler adim atmak icin sendeleyecek insanlar degiliz, olmamaliyiz. Bizler calamayiz, ve dahi cirpamayiz da. Baskasinda var diye aynisindan sahip olmak icin calamayiz, baska amaclar icin de calamayiz ama hepsinin bitmek tukenmek bilmeyen sahip olma arzusuna hizmet ederligini unutup sadece calmak icin de calamayiz. Bizler bile bile, sonrasinda agzimizda pismanlik tadi yaratacagini bile bile pislige bulasamayiz. Bizler, yani tam olarak orada duranlar, buradakiler ya da beridekiler; temiz kalmak, pislige batmamak ve kötülesmemek zorundayiz. Baskalari gibi olmak zorunda degiliz, onlar oluyorsa bize ne...

Tuesday, July 21, 2009

Sunday, July 19, 2009

Douchebag Unlimited

Rezerve mangal ligi, 11 kisilik takim, yetmez et, bitmez salata, olmaz patlican, pismez patates, çökmez raki, batmaz top: Gay parti, love parti, korsan parti, gunesli parti. Gunesli cumartesiler, hoş mayhoş saatler. Seba Sutopu Ligi, 3'erlikten sutopu maçı, 3-1 skor. Dünya Yüzme Sampiyonasi ne zaman baslasa, yansisinin tüm dünyada havuza denize baliklama atlayis meraki ile vucut bulmasi. Baliklama, aliklama, ılıklama atlayis. Eller once yana, sonra one, salla, serbest birak, egil, ayaklarini ittir.
Kiz olursa Edvina, erkek olursa Edvin

Operation Edvina
Meskun mahalde sigara icenin bugünden sonra allah canini almasin, almasin, almasinnnnnn.....

Friday, July 17, 2009

Blog Posta Servisi

Pazartesi Urban Art'tan bahsettim. Kitaplar, yurtdisi, getirip goturmeyen es-dost dedim. Oyle internet uzayina sitem etmekle olmuyormus. Biri cikip golu 90'a takabiliyor. Kitabi alip Almanya'dan getiren Ali Murat Kökat'a tesekkurler. Korkun internetten :)







Thursday, July 16, 2009

Ritmik Tokatla

Kediyi fazla kurcalamican, sabrinin tukendigi yerde cakar tokadi...
Tak tuka tak tak tak tak..Ritm duygusu tam sipanin.


video

Tuesday, July 14, 2009

Tour de France



Rinaldo Nocentini, Sari Mayo (10. etap sonunda)
Cumartesi 8. etap basindan beri Tour de France'i izliyorum. Bu kadar saat izleyebilmenin ve yayinin acik kalabilmesinin olanagini saglayan da suphesiz HD yayini nihayet topraklarima getirebilmis olmam. Ortama HD geldi, dikkatler dagildi, calisamiyoruz, is mis hak getire... Tum goruntuleyiciler "hakki vermeye" basladi. Hakkini ver Sonyyyy hakkini ver. Eurosport HD'den TDF'i izliyorum. Basta Caner Eler olmak uzere, Aydan Celik ve Sarper Günsal'in yorumlari ile tatlanan yayin küllenen bisiklet tutkusunu da alevlendirdi. 5 saat boyunca nasil izliyorsun diyor Füge ama yarisin beslenen anlatim bilgileri ile zevklendigini hele son 5-6 km sprintin at yarisi kivamiyla sonlanmasinin muthis bir cosku yarattigini itiraf etmeliyim. Ustelik TDF ile degisik cografyalardan gecerek bir seyahat gerceklestiriyorsunuz. Pireneler, daglar, yamaclar, ucurumlar...



Tabi bu TdF coskusu ile naptim, Levent'ten gecerken ne zamandir ugramayi kafaya koyup yolun garipliginden (tam dönemecte Etiler girisinde, oraya kivrilmak hep zor geliyor) AktifPedal'a ugradim ve bisikletlere baktim. 13-14 yil kadar önce Bülent'le birlikte kullandigimiz bir Scott bisikletimiz vardi, mountain-bike model. Simdi ince tekerlekli kadrosu daha hafif bir yol bisikleti bakiniyorum. AktifPedal sadece Specialized marka bisikletleri satiyorlar. Begendigim model €600 civarlarinda ve beyazdi. Kuzu'nun motorsuzu yani. Dukkandaki arkadas cok aydinlatici ve yardimciydi. Hemen hemen tum modellere bakindim. €5.000-€6.500 civarlarinda modeller var ki aletleri anlatamam, gidin görün merakliysaniz, muhtesem bisikletler. Var mı bunlardan alan dedim, var tabi meraklisi. Gerci €6.0000 bisikleti İstanbul'da sürecek düz yol nerde var orasi da mechul. Dukkanda bir de Harley model tune edilmis bir bisiklet var. Sadece celik kadro. Agir tabi haliyle. Artik yol bisikletlerinde karbon malzeme kullanildigi icin modeller 7-8 kilolara kadar gerilemis durumda. Bunun ne demek oldugunu Bebek yokusunu elde bisikletle cikmis olanlar anlarlar zamaninda :) Is bisikletleri gecip mayo ve diger aksesuarlara gelince nezaketen anlatilanlari dinledim zira bisiklet alip uzerine bir de yarisci mayosu giyersem bu Tour de France coskusu beni asar. Adamim Franco Pellizotti'dir ama isimleri heyecan verenler de yok degil mesela; Thor Hushovd (epey süre Trussard sandim adamin adini), Nocentini (sari mayo onda suan), Sandy Casar, Vladimir Efimkin, Carlos Sastre, Alberto Contador, Luis-Leon Sanchez, Fabian Cancellara, Pierrick Fedrigo, Cavendish ve tabi ki Lance Armstrong aka. Livestrong.

Monday, July 13, 2009

The Day The Earth Stood Still

Keanu Reeves daha ne kadar Matrix'in ekmegini yemege devam edecek ya da tum rollerinde geriye sol omzundan dönerek bakacak acikliga kavusmali bu. Ayni surat ifadesi ile ayni sakinlikle, ayni bilgelikle. Felaket filmlerini seyretmeye her zaman teşneyiz ama cumartesi akşam "Vicdan" ilk 10 dakikada bogunca filmin basinda Bülent'in haybeden "Erdan Kıral iyidir, midir, müdür" destegi bile karanliktan kurtaramadi ama ne yazik ki popcorn sinemasi da ise yaramadi. The Day The Earth Stood Still izledigim en berbat felaket filmlerinden ilk 5e son siradan girer. Filmin tek surprizi beklenmedik rolde ortaya cikan T-Bag aka. Robert Knepper.



Obama'nin We Can Change'i donemi cikmis olmasi da filmin 1951 yapimi orjinalini yeniden yorumlama espirisiyle kurtulamiyor. Bir intiba ve "acaba" yapisiyor. Uzayli'nin demokrasi getirme telasi, Irak'a demokrasi getirme sacmaligindan daha sacmaymis...

O küreye ates atme nedir tüfeklerle. Sinema aksiyonlarina laf bile soylenemez. Bilim kurgular kurgu olur da bu kadar sacma kurgu da bir yere kadar olur... Klaatu'nun o formule koydugu kesmeyi profesor gol kenari evinde bulamamissa, bir kesme isaretini bir bölmeyi bir esit degildiri cozemediyse o evden ciksin o eve biz gecelim. A be aptal profesor a be salak profesor. Neyse ki film arkasindan iki belgesel temizlenme kürü imkani sagladi.

http://www.thedaytheearthstoodstillmovie.com/

Urban Art


Gecici olarak Amazon'da stokta gozukmese de bu hazerfan gibi dolasan es-dostu durterseniz belki yurtdisilarindan, oralardan, buralardan getirirler. Her ne kadar "Tamam alirim" diyenlerin bugune kadar bir kitabi almayi becerdikleri gorulmese de. Kendi isini kendin yapican bu devirde...

Editoru Ingo Claua olan kitap co.uk'de stokta yok ama .com'da mevcut
Bu used kitaplardan hic almadim. Merak ediyorum o alisverisi.

Paperback: 192 pages
Publisher: Hatje Cantz (30 Jun 2009)
ISBN-10: 3775725032
ISBN-13: 978-3775725033
Product Dimensions: 22.4 x 17.2 x 2 cm



Machuca

Tour de France'a 2 gündür sarmisken, gecen hafta Flo ile Machuca'yi izlemisken, Machuca ayakta yolcu tasirken, bisiklette, üstüne evvelsi gün AktifPedal'da Specialized'lara bakarken...




Şilili yönetmen Andres Wood iki zıt uçlardaki yaşamı gözler önüne seriyor… Bir yanda elit bir ailenin, diğer yanda da yoklukla savaşan bir ailenin çocuğu ve tüm imkansızlıklara rağmen sınır tanımayan bir arkadaşlık…

1973 Şili’sinde sınıflar arası ayrılığın konu edildiği Machuca filmi, iki ayrı dünyayı çok keskin bir şekilde ayıran görünmez duvarı yıkmak için canla başla çalışanların verdiği mücadelelerini ve sistemin dayatmaları karşısında çaresiz kalışlarını anlatıyor.

Ülkedeki politik ve sosyal hayatın giderek kötüleştiği bir ortamda dönem sosyetesinin göreceli ahlaki değerleri, yoksulların katlandığı eziyet ve ikisinin arasında bir denge oluşturmaya çalışan Katolik bir peder… Tüm bunlar bir ilkokul çocuğunun gözünden dokunaklı bir şekilde anlatılıyor.

1973 yılında Şili’de kanlı bir darbe yaparak Sosyalist Allende hükümetini deviren diktatör Pinochet yönetimini ele alır. Bu geçiş döneminde binlerce sivil suçsuz insan hayatını kaybeder ama elit kesime hiçbir şey olmaz. Zengin bir ailenin çocuğu olan 11 yaşındaki Gonzalo Infante yaşamını güzel bir semtte sürdürür ve ülkenin en iyi okulu olan özel bir Katolik okuluna gider, aynı yaşlardaki Machuca ise birkaç blok ötedeki gecekonduda yaşamla mücadele etmektedir. Aynı şehirde birbirinden çok farklı hayatlar süren bu iki çocuğun yolu Peder McEnroe sayesinde bu Katolik okulunda kesişir. Çocukların aynı sınıfta aynı sıraları paylaşmaları ile başlayan serüven sonrasında birçok olayı birlikte yaşamalarına sebep olur. Machuca ve Infante yaşamı, aşkı, dostluğu ve daha birçok kavramı birlikte keşfederler ama en sonunda demokrasiye sekte vuran bu kanlı darbenin güçsüz tanıkları olarak bulurlar kendilerini.




***

Aline Küppenheim


Vespa Rally Terracina

Saturday, July 11, 2009

Combine Dütrüelle

white-90-yellow-nike

nike-capri-es-canvas white-is-the-new-white

Kamera Fetişzenliği:
Nereye Bakıyorsun Babylon Alaçatı?

Her yere kamera yerlestirdiklerinin farkinda misiniz bilemiyorum. Guvenlik sektoru adi altindaki soygunculuk bu herseyden korkan insanliktan guzel nemalaniyor. Siradan vatandas sistemin sokak kemaralarina "ozel hayata tecavuz" diyerek karsicikadursun, firsati bulunca orayi burayi kamera ile donatmaktan ve gözetlemekten kendini alamiyor. Gordugum tum bu tip kameralara dil cikarip, hareket cekiyorum. Kayitlarini inceleyip tahrik olanlari tahrik etmek icap ediyor...




Sehrin en boş dergilerinden 2'de bir'in editorunun blogunda Illustrator Erkut Terliksiz ile yapilmis bir online-cumartesi-sohbetine denk geldim. Babylon Alacati'dan bir karedeki goruntu Banksy'nin What are You Looking At? isinin gercek hayatta iz bulmus hali gibiydi, hem de ironiyle, tebessüm ettirerek. Arkada bir street-art (illllli-liliyar-üstüre) manzumesi, onunde zavalli palmiyeye monte edilmis bir kamera. Türkiye burasi, hayalleri gercek kilan bir ülke.. Hakikaten Babylon, "Neye bakiyorsunuz orada kamera ile?"




Banksy - Vandalised Oil Paintings


Batan Project #13

El Torito - Mexican Food




Etiler'de daha onceleirn Çara'si, sonralarin Meksika restorani El Torito batmis. Dün onunden gecerken tasfiye islerine tanik oldum. Bir üzüldüm bir döküldüm ki. Memlekette meksika fasulyesini ic pazardan iri fasulye diye alip fajitas diye dürüm satarsan olacagi budur. Hicbir orjinal tada haiz olmayan bu "kanarya sevenler dernegi" tadindaki "ligtvmiz bahcede vardir" kilikli mekanin batmasi isabet olmus. Gecelim bu Meksika mufagi ayaklarini. Guzel kazikladiniz milleti acik kaldiginiz sürede... Haydi hayirli islerrrrrrrrrr, babaniz ikinizi de dişlerrrrr.
Arazisine IstanbulDoors'un kapak atacagini tahmin etmek zor degil. Belki, bir ihtimal, yani...

Friday, July 10, 2009

Batan Project #12


Akatlar MKM'nin alt katindaki Ayakkabi Dünyasi beklendigi üzere batti. Bekleyenin bir tek ben oldugumu sanmiyorum. Ustelik insanlarin kazanclari icin neden art niyet besleyeyim ki, ama sorsalar da söylerdim, orada o dukkan acilmaz, acilirsa benden baska ugrayani olmaz diye. Dogrusu, bas altinin da alti kalitede urunler (mesela Adidas ve Nike'in en satmaz, pacoz ürünleri) bu dukkana nerden geliyordu bilemiyorum. Hatta cogu Nike cantanin ic pazar uretimi sahte mallar oldugunu zannediyordum. Ayakkabi Dünyasi, o hangar gibi dükkanda is yapamadi, merkez kapama karari almis. Bir beceriksizlik de olabilir, orada o dükkanin olmayacagini görememe vizyonsuzlugu da olabilir. Sonraki dükkan Teknosa olur.

Thursday, July 9, 2009

Monday, July 6, 2009

Anarko/Sayko Punk



Zühtü Bayar, Koprualti Kemanci belgeselinde "O zamanlar Anarko/Sayko Punk diye birseyi biz uydurmustuk" diye lafi girizgahliyor. Belgesel 86'dan gunumuze eski Galata Köprüsü cevresinde Kemanci ve olan bitenleri anlatmaktadir...
Bayar "Filler Mezarligi" nin yazari ve zipcikti gazeteci Atilgan Bayar'in da babasidir.

Bi Zahmet


Egitimsiz bir genci cikartip onun durumu ile mizah yaratacak kadar gariplesen bir programin kendisi degil, yapanlari mizah konusudur. Program degil, yapanlarin dustugu bu garabet güldürebilir anca. Tüm bunlari 5.000tl verdikleri ödülle hak gorebilmeleriyse bambaska bir tepeden bakarlik olsa gerek. Prison Break'in katledilmis türkce dublajini izledikten sonra kanalda denk geldim...

Thursday, July 2, 2009

Abdel Kader


Abdul Kader Keita

O zaman Khaled'den gelsin: "Abdel Kader"






Karl Malden


Streets of San Fransisco'dan hafizalara kazinan Karl Malden
hayatini kaybetmis.
1912-2009


Wednesday, July 1, 2009

Kaan Sezyum in da Otto House


TimeOut'un Kenan Dogulu kapakli sayisini kosu esnasinda elime gecirdim. Istanbul'un 100 starini listelemisler. 40 kusur siralarda bizim Kaan Sezyum var. Sorular da evlere senlik, kim hazirladiysa IQ kivrimlarina raki ismarlamak istiyorum. "Neden Otto" türünde bir soru var, kusura bakmasin icracisi sorunun, tam metni hatirlamiyorum, iyice bade ediyorum diye soruyu ama cevap daha bomba onu not dusecegim buraya: "Nevzat ile Erol arkadasim, Onlar icin gidiyorum. Bir de bacaklar icin diyor.." Sonra ekliyor "Nevzat'la Erol ortak olmasalar ben de onlarla beraber Otto'ya alinmazdik galiba" diyor.. Düsmüyorum ama sendeliyorum bantta. Aynada siritan kocaman suratima bakiyorum, raki olsa diyorum simdi serefine Kaan'cim diyecegim, yanina da deniz börülcesi...

Not: Gogil'a Kaan Sezyum sorunca 14. sirada yukardaki foto geliyor, ben de bilemedim.