Thursday, February 7, 2008

Free BSD Boy


Yıl 2000, Conrad Hotel'de Kocsistem'in Güvenlik semineri var. Checkpoint-Israel'den Ifthak Amid ufak bir showcase icin gelmis. IIS vulnerabilities uzerine birkac canli hacking vakasi simule edecekti. Baglanti mi ne kuramamisti remote sistemle, sicmisti.. Seminerde Freebsd sempatizani bir cocuk kalkip Checkpoint menejerine bu patlayan showcase uzerine agir sorular sorunca salonda pis gülüsmelere neden olmustu. Sabah koşarken cocugu hatirladim, nereden malum olduysa.. Kimbilir suan nerededir? O salondaki Kocsistem'den bizim agir *nix fanatigi ocd aka. Guru suan Facebook'da calisiyor mesela...

Sunumlarin, prezentasyonlarin, müsteriye şovun ortasında devrilen kahve...

Ben Efsaneyim!


..ben de! Amerika'nin köleleştirdiği zencileri şimdi Hollywood bulvarlarında kahramanlaştırarak bir dünya kurtarıcısı olarak sunmasının günah çıkarmaktan başka bir izahı da olmalı. Biz'e göre bu "Zenciler buraya alınterleri ile geldiler" olabilir. Tüm bu sinsi plan bir yana, yalnızlaşma-yalınlaşma kulvarındaki filmlere başından tav biri olarak açıkcası filmi, hakkında metroda gördüğüm afişten sonra izlemeye karar verdim. "I Am Legend", Richard Matheson'un 1954 tarihli ayni adli romanindan uyarlama. Dünyaya virüs bulasir, 6 milyar insan geberir. Geriye 12 milyon insan kalir. Onlar da etrafa dagilmislardir. Son kalan "Insan" Robert Neville (Will Smith) idman yaptigi ve etrafta kadin yokken bosuna gelistirdiği adonis kasiyla bereber altinda laboratuvar olan bir evde kopegi Abbey ile yasamaktadir. Abbey dehset bir Alman kurdu bu arada. New York'da heryer issiza düsmüs, sokaklarda Robert'in yerlestirdigi cansiz mankenler ona eslik etmektedir.

DVD'cideki cansiz mankenle konusma sahnesi gercege yakin bir delirma ifadesi ve cok uzak seyler degil suanki gündelik hayata zaten. Bunun icin virus bulasmasi gerekmiyor. "28 Days After" serisinden hoslananlar icin seyri guzel bir film. Evin icindeki zombi kovalamaca sahnesine bir anda kendinizi Unreal ya da Call of Duty oynuyor gibi hissedebilirsiniz.

Radyodan broadcast edilen "köprü üzerinde hergün ayni saatte beklemek" de, 2600 meeting pointleri hatirlatti bana. TR'de birtanesini yapmaya calistigimiz ama olmayan, Paris'tekine Amsterdam'dakine öykündüğümüz bulusmalar gibi. Bunda durum farkli. Canli kalmayan bir yerde bir canli beklemek. "Hergün Ortaköy'de sizi bekleyecegim"

Filmde dikkatimi ceken ancak filmden sonra yorumlari ve nette film hakkinda laflayan birkac siteye ve youtube'a göz atinca takildigim seyin haber bültenlerine kadar detay oldugunu görünce cok sasirdim. Bir sahnede, Robert Neville, Anna'ya "There is no God" diyor, türk cevirmen altinda "Haşa de ulan:)" diye bir parantez ici eklemis. Film izlerken kahkahayla güldüm ama haber bültenleri bunu ana haberlerinde bir haber olarak kullanmislar. Flashtv ve Habertürk. Haber basligi da super: "Korsancilar imana geldi"

+ Filmi online izlemek isteyenler için link
+ Youtube.com'da Trailer
+ IMDB.com'da Film Hakkında
+ Torrent link
+ Filmin sonundaki Bob Marley parcasi: Redemption Song

Sahneler ve planlar için izlenebilir.. Bos bir şehir, bos binalar, yikik kopruler, terkedilmis caddeler...


LIGHT UP THE DARKNESS!!
Bob Marley, Onun düşünce tarzı, bir tür virüs fikri gibiydi. Irçılığın ve nefretin, insanların hayatına müzik ve aşk aşılayarak tedavi olacağına, hem de gerçekten tedavi olacağına inanıyordu. Bir barış hareketi başlatacağı sırada silahlı biri evine gelip onu vurdu. İki gün sonra dışarı çıktı ve yoluna devam etti. Ona 'niye?' diye sorduklarında... "Bu dünyayı daha kötü yapmaya çalışanlar...Bir gün bile tatil yapmıyorlar. Ben nasıl tatil yapabilirim ki?" "Karanlığı aydınlat"

Wednesday, February 6, 2008

Und Adriyatik

İnsanin içleneceği tutarsa muhakkak birseler icat eder. En olmadi bir demli çay koyar balkonda içlenirim ben takribi 04 sularinda.. Az önce haberlerde gördüm. Senelerdir vapurla karsiya gecerken Haydarpasa Limani'nda gördügüm heybetli Ro-Ro gemisi UND Adriyatik, Hirvatistan aciklarinda yaniyormuş, içlendim. Hatta "vay be" dedim. Koleksiyonunu yapar gibi az fotografini cekmedim. Hatta bana kalirsa herkes Und'un bir kare fotosunu mutlaka cekmistir. Battacagin denizde iyi uykular Roro!

***

Karsiya vapurla gecisler aklima gelmisken bahsetmeden edemiyecegim. Yil 91-92, Akmar Pasaji'nda tek tük punk albumleri kovaliyoruz. Hatta yillarin uktesidir, bir Electro Hippies plagi vardi Hakan Utangac'in dukkaninda, neredeyse her haftasonu gidip plaga bakip geri geliyorum, alacak para yok. Aslinda baska bir sorun, evde pikap da yok. Neyse iste Kadikoy vapurunun bitmeyen ciles; TMO'nun silo kulelerinin uzerinde yazan "Ofis ciftcinin karagün dostudur" yazisinin bir 4-5 sene cozmeye calistik, sifre zannedip. Ya da neyin kisaltmasi bu diye dusunup. Kimse bir bok cikartamiyor. Birgün vapurda biri bagirdi "Abi yatay okuyun ya"... Hidayete ermis gibi Kadikoy'de inip, baska bir ulke saydigimiz topraklarda rutin seyahatimize devam etmistik... 5 sene süren salaklik.


Carlo Zampa


Ulusal kanallardan böyle bir beklenti olmasa da artik kulup kanallarinin kendi maclarinin yayin haklarini almalari ve Zampa abi kivaminda anlatimlarla taraftarina ulastirmasi gerekiyor. Delirt bizi Carlo Zampa ya da Kerim Pompa!

Tuesday, February 5, 2008

Kiralik Ev

etiler


Hala internet bankaciligina tasinmamis birtakim islemler icin banka kapilarindan girip banka kapilarindan cikiyorum. Hala bankaci kadinlarda kalca olayi gelismemis. Ozellikle bankolarda duranlarda. Bireysel bankacilarin maaşları dolgun, balik etleri de. Bu bankoda duranlara çalışan bir tekstil sektörü var galiba: banko couture. Hep ayni giyiniyorlar. Bir psikopat bankaci sevgilim vardi. Birlikte oldugu yakin arkadasimi calistigimiz ofiste ziyaret ederken kendisine göz koymus, uygun zaman araliginda hamlesine maruz kalmistim. Belli ki "bizim ekibi" siradan gecirmeye kararliymis... "Arkadasinin askiyla yatar misin" bir vakadir bizim topraklarda. Ortada ask kalmadiysa yatarsin. Peki sen senin askinla yatanla arkadas olmaya devam eder misin? Bunu alan onu almayabilir, secim meselesi... Biraz karisik. Ask dedigin cemberi nereye kadar gerdigin, actigin, kapadigin, icini neyle doldurdugunla da alakali. Bruce, Demi ve "lavuk" 3lüsü... Bayan T, ben ve lavuk beslisi. Bankalar benim icin Bayan T demek. Gecelim...

Bankadan ciktim telefon, arayan Sakki. Bebek-Etiler hattinda ev bakiyor, arkasindan yemege çökücez, napiyorsun.. İşlerden kendimi dışarı attim, serserilik yapiyorum. Gel bize katil. Geliyorum dedim. Hayatimin hicbir döneminde ev aramadim ve aramaya da hic gönüllü degilim. 32 yildir yasadigim yerden memnunum ama ev arayanlarin gerilmelerine ve sikintilarina cok defa tanik oldum. En azindan universite zamanlari sinif arkadaslarimla girdigimiz envai cesit kiralik ogrenci evi, gecmisimde bir bukle kiralik ev tarihi sagliyor bana. Cogunun evini ben cekip cevirmis, adam etmisimdir. Kurdugum sofralari anlatmiyorum bile, tahmin edilebilir :)

Pre-evlilik bireyi ev bakan Sakki'nin hali harap. Hem ev olsun, kiralik olsun, hem deniz görsün, hem genis olsun, hem Bebek'te, hem Etiler'de olsun.. Yani Bebek Yokusu civarlari iyidir. Bu arada ev kiralari ne "uygun", ne ucmus.. 1500 ortalamasinda heryer. 1100'e düsenlerde "ahir kapisi" var. Ev ahirdan hallice. Altyapisi cozulmemis, boru baglantilari eksik, yani "gir otur" durumu yok. Benim iktisadi oranima gore 1500 kira verilen bir cebe ayda girmesi gereken para 7500. Yani kira bedeli aylik gelirin max %20si olmalidir, o Sakki'nin feyzaldigi Trump'in da dedigi "Hayat standardi" lafi bir kenara, kimsenin attan inip essege binmek istemeyecegi asikardir su ölümlü dünyada... "Bari essek gibi yasamayalim, hayvan gibi toprak altina gideceksek..."




Ev sorunu cozulebilmis degildi, yemek icin çökülen Allsports Cafe'de. Yan masada Emir Turam, NBA'dan birileri ile birseylerin pazarliginda. TBF birseylerin pesinde diyor Sakki. Basket sosundan "asgari müşterek" lafini seciyor benim akil. Peder beyi hatirlatir bana. Cok kullanirdi. Bir evliligin de kilit tümcesi. Evliligi sürdürebilmenin, evililige karar verebilmenin ya da birlikte bir "ev"lenmenin. Sakki'nin Yaso'nun taleplerini, camasir makinesi borulari düzgün olan evin duvarlari ile birlestirmesi gerekiyor.... Ne zor is ulan!

Evlenmeden de evli gibiyiz ev gibiyiz degil gibiyiz... (ben seninle zaten hep evliyim)

* sevgili ne garip birsey ulan, sevgili ne ki..

Rüya #05



12 saatlik uyku, deliksiz. tam lazim zamanda. ama makaslanmasi şart sahneler. "olmasaydi". öyle ki bu sabahki koşudan alikoydu.

***

ayni anda ikisine, bir ötekisine, bir berisine...

Monday, February 4, 2008

Hata ve Koku

Karsindakine yüklemeye calistigin hata tümüyle senin hatan, sen yürüdükce kaybolmayan, pesinden gelen koku senin kokundur...

...dalgalarcasina

Meyal

Hayallerim, hayallerine armağan olsun...

Beraberlik


Hiç herkes ayni anda mutlu olur mu? Hiç herkes ayni anda üzülür mü? Hiç herkes ayni anda sevinir mi?

Friday, February 1, 2008

Herşeyin Sonu Güzel



...süreçten ziyade. Filmin sonu, yemeğin sonu, sohbetin sonu, işin sonu, projenin sonu, borcun sonu, yatağın sonu, ilişkinin sonu, uykunun sonu(rüya), koşmanın sonu, yolun sonu, hayatın sonu.

- geç oldu tabi