Hac hizmeti ayagimiza geliyor. Bugün haci oluyorum. Benim icin muzikal evrenin tepe noktasinda isimlerden, hayatimda albumlerini en cok dinledigim, CD ve LP'lerine ayri bir fetis duygu besledigim, kuruldugundaki kadrosunun tamamiini yitirmesina ragmen 20 seneden fazladir ayakta kalabilmis bu nadide musikiciler bugun aksam 22'de Istanbul Kemanci'da sahne alacaklar.. Ve biz Emekcan Tulus, Zihni (Kadikoy) orada olacagiz.. Bu 33 yasinda, 20 yasinda bir kizla bulusmaya gitmek gibi..
Sektirmeden idman yapiyorum. 80 dakikaya cikardim artik tempoyu, programi da caprazlamaya aldim. Yani sabah gidiyorsam ertesi gun aksam gidiyorum. Araya bir gun ara verip sonra bir gunde iki idman yapiyorum. Sabah sadece cardio, aksam sadece gym(+cross) gibi. Füge'ye soyledigim ve kendime soz verdigim gibi artik yemek dunyasi, mutfak alemi ile alakami kestim. Burada olmayan fotolar ve yazilardan da bellidir. Birseyler pisirmek, fotograflarini cekmekten uzak bir kafadayim bu aralar. Yemenin guzelligi kadar, yememenin sefilligine de tapinmaya basladim. Bu aksam carnitine etkisinden mi bilmiyorum, express-gym'de agirliklar hafif gelmeye basladi.
Kulupten ciktim, eve giderken donup kuzu'yu kontrol etmek geldi icimden. Kurcaliyorlar. Gecen gun biri kurcalamis, bu yagmur ve karlardan once. On yuzunun sol ust kosesinde bir sekilde border platin kaplama kanirtilmis. Ben de tornavida ile icerden cikan silikon parcayi iceri sokmak isterken daha da mahfettim. Yan sitede oturan ve motora "satmayi dusunersiniz ben almak isterim" diye not birakan kizdan supheleniyorum. Guvenligin de oldugu bir yerde kim motoru kurcalar pek anlamiyorum. Bir ara biri ya istemeden devirmis ya da tekme atarak yikmis motoru. Sol yanaginda izler vardi, cantanin da kenari surtmus ve boyasi kalkmisti. Aklima geldi, gidip bakim dedim, yerleri de kuru gorunce bir sahile iner turlarim diye dusundum. Eve gidip giyinip ciktim. Yolda Aceto aradi, biraz lafladik, anlattiklari canimi sikti. Parka gittigimde, her zamanki gibi seleye kediler cokmus. Ayak izleri ve camurlu baskinlar... Olsun bir sekilde brandanin altina saklanip, yagmur ya da soguktan kismen korunuyorlar diye hosuma gidiyor. Onlara bir yararim dokunuyor diye dusunuyorum. Sütlü ve arkadaslari...
Hava cok soguktu dun aksam. Parmaksiz eldiven takmaya olanak yok. Yine de dondum. Hisarüstü'nde bir corba icip geri döndüm. Corba ve salata iyi gider demisti Füge. Eve donerken neden hala bir uzun cam taktirmadigimi dusundum kuzu'ya.. Yerler kuru oldugunda biniyorsam, bile bile donmak ve ruzgari yemek niye?
Sahi insan bile bile, sonunu göre göre neden birseyin ustune gider?
Konsere sayili gunler kala boyle bir ruya gorebilecegimi dusunuyordum. Birkac hafta once bir West Ham macinda golle birlikte onlere dogru yigiliyoruz. Barney altimizda kaliyor. Aklima Olimpiyat'ta Petre'nin golunden sonra olanlar geliyor, cekip cikariyorum Barney'i hemen.. Dün aksam cok acaip birsey oldu. Konserin Kemanci'da oldugu belli ama bir maca gidiyoruz Ali Sami Yen'e, yeni acik giselerinin oradaki bir guvenlik kontrolunde Barney ve Shane (Embury) var. Barney, sari uzun saclari gorece daha eblek oldugu zamanlar. Kisa sort falan. Konserin yeni acikin altinda olacagi soyleniyor, mac saati ile ayni ama. Bu da mac saati ile ayni ana denk gelen konser, aktivite kabusuna gonderme galiba diyorum, ruya devam ederken. Alt kata inecegiz diye bilet aliyoruz, bakiyorum konsere gelmicem galiba abi diyen Alexis'i goruyorum gisede. Gisedeki kiza cebimden cikarip keyboard veriyorum, benden keyboard istiyor cunku. Yanimda kim varsa cebimden keyboard cikmasina cok sasiriyor, oysa bayagidir benle birlikte yasiyor ve cebimdeki keyboardu farkedememis. Neyse diyorum cok da garip birsey degil farkinda olmamak. Iceri girecegiz, aklim macta bir yandan. Ama asagi indigimiz yol yeni acikin oyle altlarina giden bir yer degil, dupeduz bizim evin alt katina iniyoruz. Apartmanin alt kati in in bitmiyor. Ne zaman bu kadar kat ilerledi diyorum asagiya dogru, yeni gelen kapicinin isi olmali mi diye supheleniyorum. En sonunda bir hangara geliyoruz, buradan bir acikliga aciliyor. Bu aciklik, 4 apartman arasinda kalmis bos bir arsa, cocuklugumuzdaki gibi. Boyle kistirip kalmis arsalarda oyun oynamaya calistigimizi, ozellikle Nisantasi'nda dutlugun oradaki araziyi hatirliyorum. Dutlara dalar, yakar top oynar, dutcunun bizi kovalamasini beklerdik. Kor topal inilen bir merdiveni vardi, cok korkardim. Seneler sonra Petre'nin golu sonrasi yikildigim koltukta baslayan o cetrefilli yolun, bu arsaya bakan bloklardan birindeki bir doktorun muayenehanesinde sonlanacagini pek kurgulamamistim acikcasi. Ruyalar da boyle oluyor. Napalm diye indigimiz arsadan sahte bir grup cikiyor. Turkce konusuyorlar ellerinde alet olan insanlar, zaten ortalikta Barney de yok. Bir kiz etrafa satasiyor, az kisi var. Uyaniyorum, musteri ariyor, maç kaç kaç diyorum.. "Pardon" diyor.
Tesvikiye'de cami duvarinda Zihni'nin tezgahinda cdleri kesfedene kadar kendimizi vinyl-junkies zannediyorduk. O yillar acisiz ve cabuk gecti. Plaklarin cogu dagildi, elimde cok azi kaldi. Bir ara bir plak icin birbirimizi kesecek hale gelmistik. Kavgalar, trade anlasmazliklari... Kendinden kiymeti menkul bazi albumler. Haci malzemesi muammelesi goren ND, Carcass LP'leri... Emekcan Tülus bugun hala e-bay'de plak satarak gecimini sürdürüyor. Plak ve pikaplar, biraz Narmanli Han'da Deniz, biraz Tarlabasi 2. katta Bagcan plaklari, biraz toz, kir ve cizirti demekti.
- İtalya'nin alternatif sosisli sandvic tezgahlari, - Floransa, - Trippa alla Fiorentina (iskembe) - Eski vespalari yenileyen bir modifiyeci Alessandro, - Da Rocco Trattoria ve Signor Rocco - La Ribollita (tekrardan kaynatmak) - Castagnet Proscuitto