Monday, November 2, 2009

Kader?


"İnanıyorum söylediğini candan söylediğine, ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Hafızanın kulu olmaz kararımız, çabuk doğduğu için büyümeden ölür, nasıl ki ham meyve dalında durur da, oldu mu kendiliğinden düşüverir yere. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Tutku bitti mi, istem de biter gider, ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte. Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir, bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir. Madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün? Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi? Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi. Düşen büyük adamı en sevdiği unutur, yükselen züğürde düşmanları dost olur. Sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban! Başı darda olan dayanak aramayagörsün, sözde dost düşman kesilir bütün. Ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider, düşünceler bizim, olaylar bizim değiller. Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman."

Shakespeare - Hamlet


Fin


acrylic on canvas / 110 x 90 cm, 2008, www.fateevart.com

Diş firçasını çöpe attım
Donlarımın yanında duran külotları da, çekmeceden
Karyolanın başındaki duvardan tırnak izlerini de sildim
Parkedeki topuklu izleri için döşemeci cağırdım eve
Salonun oturma düzeni eskiye döndü
Mutfaktaki yeni abuk kap kacaklar da hurdacıda şimdi
Elbiseler, çiçekler, fotoğraf kareleri
İçki şişeleri, deniz taşları, dibinde damla kalmış parfümler
Banyonun duvarındaki tokalar,
Arka odada kalmış valiz tekme tokatla kargoda
Hiç okumadığım kitaplar başkasını aydınlatsa bari
Verdim gitti, işte herşey şimdi bitti

Bu Ne Biçim Hayat



Bu Ne Biçim Hayat

Bu ne biçim Postacı
Üç defa çalıyor kapıyı
Bu ne biçim kel
Hem merhemi var
Hem sürmüyor başına
Bu ne biçim biçimler
İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
Memleket çok müsait buna
Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
Bir baktım Fahriye Abla!
Kırk yıllık bir rötar yapmış
Erzincan Treni
Ben gelmişim şu yaşıma
O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
Benimki ne biçim hayat
Uymuyor ne gördüklerime
ne duyduklarıma
ne okuduklarıma
Ben ne biçim benim
Ne kendime benziyorum
Ne başkalarına

MM, 1991

Grand Canyon

Sarkilar sizi iyi eder...
Sizi sarkilar da iyi etmiyorsa, o fena...



Boy I think you've come home
Open up the door and step inside
So many people who feel the way you do
Their sweetest dreams have always been denied
Lock the past into a box and throw away the key
And leave behind those days of endless night
Everyone is waiting
Everyone is here
Step out of the woods into the light

Everybody loves you here
Everybody loves you here
Everybody loves you here
Everybody loves you here

Boy you've been on the wrong road
Wearing someone else's shoes
Who told you you were not what you were meant to be?
And got you paying someone else's dues?

This is the place for you just look around this room
Is anybody here made out of stone?

Down among the heretics, the losers, and the saints
You are here amongst your own
You've come home
You've come home
You've come home
You've come home
You've come home

Look at this hole inside your heart
No one can ever fill
It's like the Grand Canyon
Look at this gap that's opened up
Between you and the world
It's like the Grand Canyon
Look at this hole inside your heart
It's like the Grand Canyon
The Grand Canyon

Everybody loves you here
Everybody loves you here
Everybody loves you here
Everybody loves you here

You've come home
You've come home
You've come home
You've come home
You've come home


Download

Thursday, October 29, 2009

Zamanla

tam zamani degil mi ? tüm "yanlis zamanlar"a






zamanla
zamanla,
geçer, her şey geçip gider, zamanla
unuturuz yüzü ve sesi unuturuz
kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz
aramak daha uzağı, peşini bırakmak gerekir ve bu çok iyidir
zamanla

geçer, her şey geçip gider, zamanla,
taptığımız öteki, yağmur altında aradığımız
bir bakışının etrafında köle olduğumuz öteki
arasında satırların , kelimelerin
ve altında, bu gece çekip gidecek boyalı bir yeminin
her şey görünmez olur, zamanla

zamanla

geçer, her şey geçip gider zamanla
en güzel anılar gibi, dilinden düşmeyenlerden birisidir
galeri farfouille’de, ölüler kısmında
cumartesi gecesi şefkat alıp başını yapayalnız gittiğinde
zamanla

geçer, her şey geçip gider zamanla
bir rom için, bir hiç için inandığımız öteki
rüzgar ve mücevherler verdiğimiz öteki
birkaç aşağılık şey uğruna ruhunu satan için
neyin karşısında çabalıyorduk, çabalayan köpekler gibi
geçer, her şey iyi olur zamanla

zamanla
geçer, her şey geçip gider zamanla
unuturuz tutkuları ve sesleri unuturuz
size yoksul insanların sözcüklerini en düşük sesle söyleyenleri
fazla gecikmeyen, her seyden önemlisi fark etmeyen soğuğu
zamanla

geçer, her şey geçip gider zamanla
ve çatlamak üzere olan atlar gibi beyazlamış hissederiz
ve kaderin yatağında buz tutmuş gibi hissederiz
ve belki yapayalnız ama kederli hissederiz
ve kayıp yıllarla yanıldığımızı hissederiz
demek ki gerçekten
sevilmeyiz artık, zamanla
avec le temps

by Leo Ferre

***

okudugun hikayelerin bazen kahramani olursun, farkinda bile olmadan.

Thursday, October 22, 2009

Dövdüreceksen şayet böyle dövdür...


(via anotherstar)

Öldürürsen sen öldür....

Sunday, October 18, 2009

Huysuz


Foto: Ugur Bektas

Huysuz adamlari severim.
1939-2009

Kendisinin suretini Artun Ünsal'in ismiyle birlestirdigim cok olmustur.
Affetsin.

Friday, October 16, 2009

Lozan


Sahne ve ayak tikirtilari baskadir. AKM'de en son "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" ve bir de Ortaoyuncular'dan Çehov'un "Vişne Bahçesi" galiba son izlediklerim. Şimdilerde Devlet Tiyatroları 60. yıl şerefine 60 yeni oyunun dünya prömiyerini yapıyor. Mehmet Baydur'un "Lozan"ı da Çarşamba galasını yaptı. İsmet Paşa'nın Lozan Anlaşması'ndaki manevraları. Ara ara şoven, ara ara düşmansı, ara ara komik. Gidin ve izleyin.

Sonra hep beraber Büyük Britanya'yı fethe gidebiliriz, belki.

Thursday, October 15, 2009

Road to London

İstanbul'un en güzel saatleri.

road-to-london

Wednesday, October 14, 2009

Gayri Safi Kişisel Hasıla

Az gelismis toplumlarda herhangi bir sosyal vakaya toplu tepki verebilmek icin birey once bundan zarar gorup gormedigine bakar. Gecmiste bir zarar gorulup gorulmedigi, gelecekte basina neler gelebilecegi... Verecegi tepkinin bireysel cikarina ne kadar hizmet edip etmedigi... Az gelismis toplumlar hesapcidir. Fertlerin her biri fen bilimlerinde zayif olsalar da, kafalari bireysel matematige iyi basar.