skip to main |
skip to sidebar
Hayatin herhangi bir döneminde insan aklini tutuk bir sürecte birakan bir grup vazgecilmezler silsileri vardir. Şirinler'i herkesten gizli nasil seyredecegini tasavvur eden ufak cocuk, 20 sene sonra nasıl Şokella parmaklayacağını hayal eden Arif, babası gibi aynı kadına dönüp dolaşıp aşık olmaktan korkan Behçet ve daha niceleri.
Bir tepenin üstünde, bir koltukta sonsuza kadar tek başına...
Bütün gün sadece tek başına...
Bembeyaz çarşaflarda, hep beyazlarda...
"Sen benim aslında ne düşündüğümü, ben senin aslında ne düşündüğünü..."
Asla bilemeyeceğiz.
İnsan her sabah bir başka oyuna, bir başka role uyanır.
Sürekli kendinden bahseden insanlar bıkmıyorlar mı? Önce kendilerinden mesela, ne bileyim.
Sadece tutsakların tatil tarihlerini yazdıkları bir takvimleri olur.
Er ya da gec gorulen hesap.
THE END!
Barney bos yere el atmaz...