Monday, February 26, 2007

Can Not Access

Death'in Pull the Plug'indan Bob Sinclair'in World Hold On'una gecis yapmak ciddi sorunlara isaret ediyor aslinda, kabul edilebilir.

Topa Kafayla Giren Adamlari Sevmek Gibi: John Terry

Haftasonu Curling Cup'da Arsenal ile Chelsea arasinda oynanan final macinda, Chelsea'nin belki de tek sevimli yüzü "büyük kaptan" sifatina yakisir adam John Terry, 6 pas icinde ayaga kafa uzatmak suretiyle gönüllerdeki yerini saglamlastirmis, saffini peklestirmistir. Medya, o su bu "ölümden döndü" demis ama, böyle adamlara birsey olmaz, yani olmamak zorunda, olursa hep beraber ölelim.


"cinnet"

cuma erken cikis, kos yetis, vipte dedikodu, kongre oncesi tiriskadan nameli muhalefet sesleri inletemiyor hicbir yeri, mac patates, futbol yok, mactan sonra Güler yalan oldu, otelde kumar var, mactan sonra sokakta bira, aferin cocuklar aferin cocuklar, lupita, yodel, giovanni elele, mactan sonra evlere, köprüler yerlesir, festivaller kacirilir, kacan festivalin sizisi creative review ile dindirilir mi, -se de olur -samasa da olur, samast sapkalari üstüme üstüme geliyor, agizlarinin ortasina cakasim geliyor, gelirken tüm bunlar otto'ya ayaklar kayiyor, daver or dilaver bir bira veriyor, ustune bir bira daha veriyor, sea salad'i güzel oluyor, ondan sonrasi cok daha güzel oluyor, zaman akiyor, akiyor, aksam oluyor, bardaklar bosaliyor, takat tükenirken kosarak festivale gidiliyor, lunacy'e kalan tek biletle k19'laniyor, oluyor oluyor güzel oluyor, atki unutuluyor, kacarak eve gidiliyor, dergiler, kitaplar, gazeteler, yigintilar; odanin tez zamanda çöp eve benzeyen daginikliktan kurtarilmasi lazim geliyor

Thursday, February 22, 2007

Vatandaşın Fotoğrafla Sıkıntısı

Evvelki akşam Mecidiyeköy'de köprü altında orayı burayı falan fotoğraflaya fotoğraflaya meydandaki duraklara kadar yürüyorum. Bir kere halkın elinde fotoğraf boynunda atkı olan tipe "göte bak" gibi bakması -ya da ben öle zannediyorum- sinirimi bozuyor. Sanki şerefsizce bir iş yapıyoruz. Sokakları börtü böceği çekiyorum kime ne.

Durakların orda da, karınca perspekifine tutuk haldeyim, yerden bir kaç görüntü alayım dedim; 4-5 kare çektikten sonra bir genç yanaştı ve şey dedi:
"Abi paparazzi misin?"
Fotoğraf makinesi olan herkes paparazzi mi? Halkı, vatandaşı çekmek paparazzilikse hem papa'yim hem ragazzi'yim. Cok gecikmedi:
"Samdan a gidiyor musun" dedi.
Hoppala dedim icimden. Neyse arada iki shot uc laf derken, ayni otobuse binme, gencin $akimaya devam etmesi sonucu arkadasin TGI Friday's de guvenlikci oldugunu anladim. Yani kendisi söyledi. Gel bir birami ic demedi ama fena bozuldum.

Fotograf cekerken sıkılıyorum. Toplum daraltıyor. Çekip hemen kaçmak gerekiyor. Acele işleri de sevmem. Çözmem lazım bu sorunu.

Wednesday, February 21, 2007

Nevale Vekeyşın'dan Öte

Hic "auto vacation reply" hazirlama ihtiyaci duydugum bir hayatim olmadi. Bazi arkadaslar var mesela, mail atinca onlara, autoreply geliyor: "Suan falanca santiyedeyim, sehir disinda, lutfen X hanimla kontakt kurun" yahut "Paris'e tatile gittim, gelicem. Ben gelene kadar beni kiskanmakla gecirin o deli vakti" gibisinden.

Ben nevale alisverisinde iken sms atan ya da arayanlara autoreply vermek, "carsida pazarda deli divanelerdeyim, taze sogan pesinde, roka tere avindayim" demek istiyorum. Ama Turkcell'in bu servisleri ile ugrasacak kadar zihnim acik ve bos degil. Ben dolu bir adamim yahu, onu demeye getiriyorum.

Doluydum hakkaten. Cumartesi haftasonunu validehanimla keyifli bir haftasonuna cevirmek icin Levent Carsi'ya daldim, once Sirvan'dan 20 adet acili lahmacun siparis ettim. Onlar hazirlanirken ciktim Fishport'tan deniz cuprasi aldim. Ayikladilar sagolsunlar. Gozum karidese takildi. Ufak karides alicaktim, yok. Jumbolarin da fiyati kol boreginden hallice: 90 YTL kilosu. Birgun "ver ordan 1 kilo" diyecegim biliyorum ama o günler daha gelmedi. Ufaktan goremeyince "tezgahtar" hazira yöneltti, gaza gelip 200 gr dedim, 10 YTL ederi. Evde tattigimda begenmedim, tadi yoktu. Raki yaninda gitti iste olesine, karidescesine, kardescesine.

Lahmacunlar, es dost gelir arada kazinti olurlar diye aldim. Sicak yemeyi sevmiyorum. Ciktigi gibi. Valide götürmüs ama karambolde 2 tane. Sirvan iyi yapiyor bu mereti, bir de haci-hoca olmasalar guzel olacak hayatimiz. Kalanlari ufak paketlere bolup, folyolayip deepfreeze kaldirdim. Pizza sevmiyorum ben. Cok hamur geliyor. Gerci en son dostum Giovanni ile Cihangir'de Miss Pizza'da yedigimiz ince hamurlu pizzayi begenmistim. Yine de turkish pizza, FLP-Forza Lahmacun Partisi. 2-3 gun dolapta kalip, cikarip eski bir tavada isitip yemesi cok zevkli oluyor.

Ciktim Panex'e ugrayacagim. Panex'in yerinde yeller esiyor. Carsi'nin emektar Unis'ine döndük, köklere yani. Birgün Kalipci Sokak'a da dönecegiz, Giovanni "gel gel" yapiyor zaten.

***

Etilerpool
1 yil sonra masada kaldim bilardoda. Hem Kerem'i hem Cem'i arka arkaya patakladim. Cakma stile son, artik teknik oyuncuyum.

"Taksiye verdigim parayi araba taksidine versem Real macina da yetisirdim. Bir yerde yanlis yapiyorum."





Bommel'in O Elini Alirlar....

Ofisten cikis vaktini kacirdigin zaman, sanki servisi kacirmissin gibi oteki servisi beklemek gibi manasiz bir hissiyata kapildigimdan ya da arabam oldugu rahatligindan degil, her ne kadar kuzu company otoparkta misil misil uyusa da, aksam maci kacirdim, sinirliyim o baglamda giremiyorum yaziya.

00 00'da ancak intikal ettigim eve giderken mobile olarak wap.livescore.net den maci takip etmek bizim gibi insanlara ne kadar koyar anlatsam anlar misiniz bilemem. Ya da sms yolu ile gelen maci izleyen insan manzaralari. Neyse ki eve vardigimda PSV-Arsenal macinin yalandan ozeti vardi. Heyecanla Madritista'nin macini bekledim. Ilk yari adamim Ruud Van'in guzel asisti, biri Helguera'dan odunc olmak uzere iki golle "sag el yuzuge opucuk-buyuk kaptan" Raul'un golleri ile panzerleri 3-1 ezmisler. Dilimizden dusurmedigimiz "GS'a gelesi var gibi sanki" Ottmar'in cocuklari skoru 3-2'ye tasiyinca -ki Pizzarro'nun kacan golu akil alacak gibi degil, kötü vurdu zaten kendi de kabul etmistir- Munih semalarina umutlu döndüler Hanslar, Grateller.

Mactan hatira kalansa umut golünü atan Bommel'in tribunlere cektigi hareket.
Bu harekete ne yapilacagini da baslikta yazdik zaten...:




Pete Namlook'tan Yadigar


Herifi tanimazken, Pete Namlook'la ortak calismalarindan "böyle bir Türk varmis" diye haberdar olup, mp3'lerini toplardik. Az once Seray Sever TV' de:
-"Hic Viagra Kullandin mi" diye soruyor..
Bey cevap vericek ama "Hö, o ne" der gibi bakti..
Seraysever "Viagra??" diye tekrarlayinca,
- Bana Vayagraaa de, ben öle anlamam dedi.


"Neydim ne oldum, nerden geldim" dünyasi.

Friday, February 16, 2007

ICON

IDW Istanbul'da rastladigim ve Kasim gibi cikacak denilen ICON Turkish edisyonu Ocak basinda piyasaya cikmis. Ben arada "di oricinil"ini almaya devam ediyordum. Megerse raflara düsmüs. Hatta 1. sayiyi kacirinca, mail attim, aninda $rakkk diye cevapladilar, "ucretini eft'lerseniz, dergi kapinizda olur" dediler, ler, ler. Iyiymis. Dergi geldim sabah hakkaten kapida bekliyor.
Simdilik ayiklayip alacagim bir icerik bulamadim ama bu topraklarda buna da "sukur", kral atti kralin golü. Ele gelen dergi, mizanpaji guzel dergi, "zaten Ingilizler yapmis abicim" dergisi. Ederi 7YTL, halk otobusunde okumak elbette Alem okumanin dusurdugu garabetten "better" degil.
Ya bir zamanlar bir Domuss vardi ne oldu ona? ve tabi yine bu dergide parmagina rastladigimiz, Sari aka. Mehmet Aktop.


Wednesday, February 14, 2007

Festival Gibisin Katilmak İstiyorum!

IfIstanbul kapsaminda, AFM Fitas Beyoglu-2 nolu salonda oynayacak iki film var 24 Subat 2007 Cumartesi günü.
Gerisini sallayin festivalin.

Bu filmler;
13:00 - Sonrası: Bir Sokak Sanatı Rehberi
(Next: A Primer On Urban Painting)

15:00 - Bir Terörist Olarak Hayatım; Hans-Joachim Klein’ın Hikâyesi
(My Life As A Terrorist; The Story Of Hans-Joachim Klein)

"Şiddete meyyalim vallahi dertten!"