Showing posts with label insanlar. Show all posts
Showing posts with label insanlar. Show all posts

Tuesday, December 30, 2025

Rizaulait

Belki bir fizikçi, belki bir kimyager, akademiden kendini soyutlamış bir şahsiyet edasında. Kimbilir şair mi acaba? Yazdığı pek çok roman okuruna ulaşmamış yazar usanmasında. Berenin yanlarından fırlayan ak düşmüş saçları, yılın büyük çoğunluğunda giyildiği şüphe götürmez, eskiliği katman katmanlaşmış botları, hiç yıkanmamış kaban-montu ile arz-ı endam etti. Elindeki sepette getirdiği sütlaçları dizdi dolabın alt bölümüne. Nakit çalışmadığı, çıkarken dükkan sahibine attığı bir klarktan anlaşıldı. Utangaç bir edayla dükkandan çıkarken bana döndü, gülümsedi. "İyi çalışmalar" diyerek yanıtladım bakışını. Sesi duyulmaz bir tınıda "Teşekkürler" dedi. Yorgun, usanık, ama hayattan kopmamış, paramparça elleriyle sepeti aracın arkasına attı. Bindi ve uzaklaştı. 

Beni sadece 3-4 dakikada tonla düşünceye iten bir rüzgar yarattı. Oturup konuşmak istemezdim ama usanmışlığının tüm detaylarını öğrenmek isterdim. 




Saturday, December 7, 2019

the Trepidation

Kısa aralıklarla içilen kahveler ve birkaç iyi matbunun eline geçmesi fasılası.





Wednesday, October 3, 2018

de Maigret


Friday, November 11, 2016

1938

"Çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır, oturduğum evde ne ana, ne kızkardeş, ne ahbapla bulunmaktan hoşlanmam. Ben, yalnız ve bağımsız olmayı, çocukluktan kurtulduğum günlerden başlayarak daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var: Ne ana -babam çok erken ölmüş-, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın, kendi tutum ve düşüncelerine göre, bana şu veya bu tavsiye ve nasihatta bulunmasına tahammülüm yoktu"


Friday, October 28, 2016

Hurley

Elisabeth Hurley Attends AECC Cancer Association Meeting in Madrid

Elisabeth yaşlanmaz



Fuşyanın tüm iğrençliğine rağmen...

Tuesday, January 12, 2016

Marine Vacth











Sunday, November 29, 2015

Unutmam.


Sunday, August 9, 2015

Çıkmazda çıkmaz


Servisin kapısında birinin durduğunu ve içerdekilerle konuştuğunu gördüm. Kat kat kıyafetler, sıcak havaya rağmen kafada iki üç kart eşarp (belki de sıcaktan koruyasıca). Gitmesini bekledim, gitmedi. Kapıya yöneldim, içerisiyle konuşurken döndü; güzel bir yüz, çökmüş, ürkmüş, dibi görmüş bir surat ifadesi. Bir anda yanında belirince ürküttüm, "Çok pardon" dedi kapıdan çekildi. Ne ürkütmek ne de kapıdan çekilmesini istemiştim. Ses tonu başka, yüzündeki ifade başka, kılığı başka, ruhu başka...

Dükkana geçip oturdum. Sıra vardı, işler vardı, benim işe sıra gelmeyecek gibiydi ama oturduğum yerden kalkamadım. Tam karşı camdan baktığım yerde, dışarda kadının karşı balkonda oturanlarla sohbete başladığını, onlara hararetle birşeyler anlattığını gördüm. Anlattıkça anlattı, anlattıkça anlattı. Merak ettim, dönüp Ü. Abi'ye "Az önce burada dükkanda olan kadın şimdi şu karşıda, neler anlatıyor böyle" dedim.

- Aa deli o dedi.
- Ne gibi
- İnanmayacaksın ama sokağın başındaki bina bunun.

İnanmamayacak olmak pejmürde haline orantılanınca çıkan bir sonuç diye düşünülüyor muhtemelen. İnsanların dış görünüşlerine bakarak onlar hakkında fikir edinilen ya da büyük yanılgılara düşülebilen zamanlar.

- "Ne olmuş peki" dedim, "Bir hikayesi olmalı..."

Var dedi Ü. Abi:

- Çok sevdiği bir adam varmış. Bunun herşeyini yemiş, malına çökmüş. Hiçbir şey diyememiş. Adam bunu terkedince aklını kaçırmış bu da. Mal mülk var ama böyle buralarda deli divane dolaşıyor.

Mineli Çıkmazı'nda terkedildiği için delirmiş bir kadın.

İnsan insana niye bunu eder.



Thursday, May 28, 2015

10,5, Çukur!

İçim şişti, yokken içim şişti.
Herkes dünden daha kötü. Çukurdalar, seni de çukurlarına çekmek istiyorlar.
Anlatacaklarim birikiyor, görmen gerekenler üst üste yigiliyor.
Kimse beni senin geri donmeyecegine inandiramiyor.
Baba, senden sonra bu 5. sampiyonluk.
Sensizlikte ne kadar anlami varsa. 



Tuesday, February 24, 2015

Slow TV

Saturday, October 11, 2014