Showing posts with label blog. Show all posts
Showing posts with label blog. Show all posts

Saturday, December 3, 2011

Sartorialist @ Istanbul


Scoot Schuman aka. The Sartorialist @ Istanbul.

Tuesday, September 27, 2011

Facehunter

Yvan Rodic aka. Facehunter yollamis bunu dün twitterda.
"Vespa helmet as a fashion accessory, outside Gianfranco Ferré "
"Feşınbik" dolasan Facehunter, Ocak 2006'dan beri blogluyor. Sürekli ucarken görüyorum onu. Milano, Paris, New York, Amsterdam.. Bir tür küçük Scott Schuman aka. The Sartorialist. Yvan aslinda daha önceleri Saatchi & Saatchi ve Leo Burnett gibi ajanslarda calismis bir reklamci. Hali hazirda da Tokion, GQ (French), Cover ve Modette gibi dergilere moda yazilari/cekimleri yapiyor. Isi gezmek, fotograflamak, yazmak ve bloglamak.

Arada asagidaki gibi tamamen fotograflarindan olusan bir kitap yayinlatiyor Thames & Hudson'dan;
Ya da zaman zaman bazi video-show'lar üretiyor:
FACEHUNTER NYC (part1of2) from The 88 on Vimeo.
Rodic yarinin isi denen seyi bugün yapiyor.
Yarin dedigin ne kadar yarin, bunu kimse sormuyor.
Yarin degil, hemen simdi.
İşini birak, maasini terket, plazadan uzaklas:
Bir notebook, bir fotograf makinesi al ve bloglamaya basla.

Tuesday, October 19, 2010

Ulus Baker üzerinden Blogging

ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nde Ulus Baker anısına düzenlenen toplanmada Ünal Nalbantoğlu hocanın Baker üzerine şu lafları, bugünün "neden bloglanıyor"una bir tanım sağlıyor gibi, bir yandan:

"  ...Ulus belki de herkesten daha kolay geri dönebileceği okula belki de bu nedenlerle sırt çevirip arada dolaşmayı seçti. Hafızayı deterjanlayan eğitim sistemi ona galiba pek uymadı. Ama gene de neden gitti İstanbul'a da, başka üniversitelerde ders vermeyi seminer vermeyi tercih etti. Onu şöyle açıklayabileceğimizi sanıyorum: Kendisi söze hep öncelik tanıdı. Çünkü seçkin yalnızlığın içinde ne kadar zarar çekerse çeksin insan, eğer bunu birileri ile paylaşmazsa, bir duygu ve söz cemaatiyle bunu paylaşmazsa, sözleri orada dolaşıma girmezse, çıldırabilir."



Unal Nalbantoglu from Bilge Demirtas on Vimeo.

Wednesday, February 10, 2010

What a Fashion Blog?

Hakikatli kadinmis Hatice Gokce.
Moda bloglarina kroşeyi cok fena gecirmis.




‘Moda blogunda farklı göz şart’
Dünyada artık moda haftalarında blog yazarları da en ünlü moda yazarlarının yanına yerleşiyor. İstanbul Fashion Week’te de blog yazarlarına akreditasyon verildi...
Her önüne gelenin kendi keyfine göre yorumluyor olması rahatsız edici bence. Davet ediliyor olmalarına bu anlamda biraz daha sert bakıyorum. O moda blogunun, başkalarının görmediği neyi ifade ettiğine bakmak lazım. Yurtdışında kişilere zarar vermeden, yapılan iş üzerinden hareketle yorumlarını çok başarılı bir şekilde yapabiliyorlar. Ama Türkiye’de bu yorumların yerinde yapılabildiğini zannetmiyorum, biraz kişisel olduğunu düşünüyorum bazı şeylerin. Blog yazarının kimsenin göremediği bir noktayı görüp, gösteriyor olması gerekiyor... Türkiye’de bu anlamda çok az sayıda blog yazarı olduğunu düşünüyorum.

Röportajın devamı için


***

Suede'in guzel bir sarkisi vardir,
She is in fashion...
Severim.
http://www.youtube.com/watch?v=KsbTfdcHXRs

Sunday, February 7, 2010

Tavi vs Ozan



Turkiye'de moda blogging elbette yabanci akranlari gibi cok yasadigi yere ait birseymis gibi gelismiyor. Deniz Eda cok guzel bir sey soyledi az once laflarken: "TR'de kizlar gardroplarindan cikarip fotolarini cektikleri seylerle, kendilerini fotograflayarak moda blogging yaptiklarini saniyorlar". Evet problem de burada zaten, sorun bu "sanmak". Ama yine de örnekleyerek ögrenmenin dogru metodlardan biri oldugunu dusunuyorum. Taklit ederek, yapmaya calisarak, bir sekilde "üreterek" bir düzey yakalayabilirsiniz ancak. Ne ürettiginize, ürettiginizin üretim olup olmadigina da kendiniz karar verebilirsiniz bir kertede. Sonrasinda ortaya atarsiniz, serersiniz ve alinabilir, tüketilebilir, kullanilabilir bir sey ise o "üretilmis" bir meta haline gelmistir, diyebiliriz, derler, denilebilir.

***

Amerika'da 13 yasindaki bir kiz cocugu Tavi Gevinson Style Rookie adlı moda bloguyla bir anda popüler olup, stil ikonu olabiliyor ve bu yasinda Love, Pop gibi dergilerin kapaklarinda yer alabiliyor. Ustune New York Fashion Week'lerde bastaci edilip, ona en ön siradan yer ayrilabiliyor. Hersey Tavi'nin ne urettigi ile alakali.

Benzer sekilde fazla uzaga gitmeden, burada Istanbul'da Aksaray'da Pertevniyel Anadolu Lisesi'nde okuyan 15 yasindaki Ozan Alçin kendisini "moda blogger" olarak tanimlayabiliyor ve stil sahibi olmak üzerine ego'su yüksek laflar edebiliyor. İstanbul Fashion Week kapsaminda ellerinde fotograf makineleri ile "blogger" kontenjanindan davetlere katiliyor ve defile backstage'leri, partilerden twitleyip, bloglayabiliyorlar.

Ozan'in varolusunu blogging adina onemli bir figür olarak görüyorum. Su herkesin her firsatta laf sokmaktan geri kalmadigi blogging. Bugunun konvansiyel medyacilarinin birer birer teslim olup, arkasindan atip tuttuklari ama mecburen birer tane edindinlikleri blogging alemi. Gelecegin dijital medyada oldugunu goremeyenlerin kapi arkasindan aglayarak satastiklari blogosfer.

***

Temenni
Bir okuyuculari olarak rss havuzumda onlarcasini tuttugum ve her gun takip ettigim Türk moda bloglarinin ve bloggerlarinin ve bunlardan hanfendi olanlarinin (ki ezici üstünlükleri var) bir gün Kezban Cumhuriyeti sinirlarini asabilmelerini ümit ediyorum.

***

Bir yerlerde:
- Bu blogu yaziyorsunuz da ne oluyor
- Bakarsan bag oluyor, bakmazsan dağ oluyor. Belki cok sey oluyor, belki hicbirsey olmuyor.

BLOGHUNTING: Her gün 100'ün üzerinde sık güncellenen Türk blogu itina ile takip eder.

Saturday, July 11, 2009

Kamera Fetişzenliği:
Nereye Bakıyorsun Babylon Alaçatı?

Her yere kamera yerlestirdiklerinin farkinda misiniz bilemiyorum. Guvenlik sektoru adi altindaki soygunculuk bu herseyden korkan insanliktan guzel nemalaniyor. Siradan vatandas sistemin sokak kemaralarina "ozel hayata tecavuz" diyerek karsicikadursun, firsati bulunca orayi burayi kamera ile donatmaktan ve gözetlemekten kendini alamiyor. Gordugum tum bu tip kameralara dil cikarip, hareket cekiyorum. Kayitlarini inceleyip tahrik olanlari tahrik etmek icap ediyor...




Sehrin en boş dergilerinden 2'de bir'in editorunun blogunda Illustrator Erkut Terliksiz ile yapilmis bir online-cumartesi-sohbetine denk geldim. Babylon Alacati'dan bir karedeki goruntu Banksy'nin What are You Looking At? isinin gercek hayatta iz bulmus hali gibiydi, hem de ironiyle, tebessüm ettirerek. Arkada bir street-art (illllli-liliyar-üstüre) manzumesi, onunde zavalli palmiyeye monte edilmis bir kamera. Türkiye burasi, hayalleri gercek kilan bir ülke.. Hakikaten Babylon, "Neye bakiyorsunuz orada kamera ile?"




Banksy - Vandalised Oil Paintings


Tuesday, June 9, 2009

39, 4007, 45250

Aceto Balsamico, 19 Aralik 2006'da basladigi blog yolunda 29 ayi geride birakti. Bu sure zarfinda 4007 post kaleme aldi. Bu yazilara yaklasik 45250 yorum birakildi. Futbol Bloglari geride kalan 2,5 yillik surede umulandan da hizla gelisti. Bugun sayilari 150+ civarinda futbol blogu var.




BlogİdmanYurdu'na da vesilen olan Aceto'ya "Futbola dair yazdiklarini biriktirme, baskalariyla paylas okudugun, cevirdigin, arsivledigin tum metinleri, dusunceleri dagit" cagrima kulak verdigi icin tesekkur ediyorum. Saol bro, guzel birsey urettik sanirim, hep beraber, tum arkadaslarla, guzel bir dalga... Yasasin Futbol Bloglari ve futbol üzerine tüm kafa yoranlar. Ve nice yillara ağabey. İyi ki doğdun!

Tuesday, February 10, 2009

Blog İdman Yurdu

Futbol bloglarina iliskin gecen yaz Aceto ile kurguladigimiz Blog-Community projesini gectigimiz hafta hayata gecirdik. TG, MO ile birlikte ilk fazi kodlamak 1 haftamizi aldi. Sadece aksamlari 4er saati ayirabildik bu projeye... Onumuzde bekleyen en az 2 faz, modul listesi var... Bloglarda insanlarin logodan kendi yaptigi bannerlardan (supersiniz ya:) , bloglardaki linklerden ve postlardan gormus, okumussunuzdur. Bunlar da BİY ilk seri bannerlari (300x250)...


Metin Oktay (Galatasaray)


Dozer Cemil (Trabzonspor)


Yusuf Tunaoğlu (Beşiktaş)


Yavuz Gökmen (GS'lı Spor Yazarı)


İslam Çupi (FB'li Spor Yazarı)

Basri Dirimlili (Fenerbahçe)
Hakikaten yaşasalardı Futbol Bloglarini okurlar miydi?
Bence okurlardi.

Sunday, September 30, 2007

Çılgın Köpekbalığı


Gec kalinmis bir adrenalin atagi...
Bundan sonra her firsat buldukca...



Thursday, September 13, 2007

Sırbistan Vizesi

Vasif Kortun, Sırbistan Konsoloslugu'nda olanlari anlatiyor:


Geçen pazartesi Sırbistan Konsoloslugu'na başvurdum. Kültür Bakanlıklarından bir faks, bir faks da konuşma yapacağım workshop'tan yollanmıştı konsolosluğa bir gün önce. Bir süreliğine kamyon şöförlerine yaptırdıkları tacizleri izledikten sonra kendimi içeri attım ve vize sorumlusunun karşısına geçtim.

Pasaportu ve ek dökümanları çıkartıren "adım Vasıf Kortun dün size Kültür Bakanlığı'mızdan bir faks gelmiş olmalı" dedim. Kadın hiç bir şeye dokunmadan, yanındaki fakslara göz atmadan, "Gelmedi" dedi. "Mümkün değil, konfirmasyon alınmıştı" dedim. Bir daha hayır deyince, zarlayarak önündeki faksları kontrol etse iyi olacağını söyleyip ve hiddetle Kültür Bakanlıklarından gelen faksın bana kopyalanan örneğini aramızdaki cama yapıştırdım. Cevabı "Do you know where you are?" oldu. Cevabım da "Yes, in Hell!" Çıktım dışarı. Hayatımda kimseyi kendi yerime vize kuyruğuna sokmaya gönlüm el vermedi. Bu bir T.C. vatandaşı olarak herkesin kendi başına yaşaması gereken bir tecrübe, bir gerçeklik testi. Mehmet Dere'nin blogunu okuyunca aklıma geldi bunlar. Aynı sorular bana da soruluyor her zaman, çok uzattıklarında da, ne haliniz varsa görün, gitmeye yalvarmıyorum, siz çağırıyorsunuz, uzatmaya gerek yok... diyorum. Ne halleri varsa görsünler. Öyle bir nefret ki bu yüzümden okunuyor, sırf bundan sınırlarda soydukları da oldu, sigaralarımı parçaladıkları da...

Friday, March 30, 2007

NEO2 & Syntaxclothes

Bugün Beth'le kari kilikli kreatifciler ve kendilerini dahi sanan super ultra mega dijital marketing insanlarina salca olup ve levki atip tutarken, aynin gunun icinde Befo'dan guzel bir link geldi:
http://www.neo2.es

"36-42, 26-45 cocuklari" buralar ve benzerlerinden araklayarak "kreatiflenmeye" devam etsinler de yaptiklarinin "orjinal" oldugu zanni yok mu, orasi ariza iste....

***

Basarili buldugum su siteye de gozatiniz:
http://www.syntaxclothes.com
PSP icin wp uretmis olmalari gonlumu almalarina yetti.
Yürüyün be... Calan muzikler de fena degilmis.


Wednesday, January 31, 2007

Friday, December 29, 2006

Alemin Gözü Yaşlı, Bloglara Geldi Lupita Karakaşlı!

Trendi takip etmek lazim tabi...
http://lupitapozetto.blogspot.com

Tam bu esnada "\George Michael & Lisa Stansfield - These are the Days of Our Lives" caliyordu. Iyi de oluyordu...