Sunday, September 30, 2007
Malezya Plantasyon Tiki
Robert Kolej olmaya calismak, Bogazici Universitesi olmaya calismak, Amerikan Hastanesi olmaya calismak, Divan pastanesi olmaya calismak, Sheraton Oteli olmaya calismak... derken Malezya olmaya calismak, ama bir türlü kendin olamamak.
Var cocuk isciler, var ucuz isgücü, var ilimli anlayisi, var islam, var sefillik, var açlık, var biteviye eziklik....
Saturday, September 29, 2007
Günün Yeni Saatleri
"Piyasa" ile butunlestigim, elitle kucaklastigim, playboylarla duslarda sevistigim sehir kulubune giris cikis saatleri degisince, bundan bir kac ay once "sabah 9:30'unda bu insanlarin isi gücü yok mu" diye bulundugum serzenisin tam kucagindayim. Kapi acildigi gibi 07'de dayaniyorum salona. Stratejik olarak pek de akil kari degil gymnastice bu kadar yüklenmem ama fittikce fitiyorum. Bu gece fitmem lazim ya da...
Issiz ve gücsüz oldugum zamanlarda bile tam olarak issiz ve gücsüz olmadim pek. Gücsüz olmusumdur suphesiz ama issiz olamadim. Kendime is icat ederim, zor degil. En olmadi oturup "fanzin" yaparim. Ki oda, gun isigina cikmamis tonla fanzin taslagi ve baskiya gitmemis bilimum "master copy"lerle dolu.
Sonra sabah oluyor iste. Erken bir yorma-yorulma üstüne sicak sonra soguk bir dus Üzeyir Garih'ten yadigar. Saat 10 gibi de fransiz marketinin kapisina dayaniyorum. Fransiz bagetini, Turk baconina dayandirip, meyva reyonundaki kararsiz kararliligi seyre daliyorum. Son 1 haftadir cok farkli segmentlerin bulusmasi olmus meyva reyonu: Adult market alev alev yaniyor. Elma aliyorum, elma yagli. Meyva reyonu sorumlusuna gidip "bu neden yagli" diyorum. "Ithal onlar, mumluyorlar" diyor. Ellerim yapis yapis yag. Hatta vicik vicik. 4 tanesiyle yarim kiloyu tutturma pesindeyim. Gücsüz degilim ama bir bölü iki issiz olunca, ister istemez fiyat tabelalarina daha dikkat gözle bakar haldeyim. Artik kredi karti ekstrelerinde detaylara bakmanin zamani geldi gibi....
Yesillik alacagim. Oglen gibi artik salata-makarna üzerinden ererim huzura belki. Diet kola da lazim di mi yanina, spor yaptiginin bir manasi olsun. Ama bu bok icilmiyor be arkadas. Olsun alalim. Naneyi, maydanozu, gobek salatayi, feslegeni, lollo rossayi (kirmizi kivircik), gumus sogani, yesil sogani, ufak domatesleri aldigim gibi sarap sirasina. "En hesaplisi hangisi" 1 litrelik bir Rose. "ohh ohhh sahane 1 hafta gider bu".. Gittigi yere kadar zaten.
Az önce "hiyar" almadim -caciga, çobana, sabah kahvaltiya lazim biliyor musun?- diyerek kabzimal ortamina geri donunce, gecen hafta "gecici calisiyorum" diyen uzun sacli, adidas ayakkabili, kupeli manavci cocugun, "alev alev yanan adult market" pazarina "beni al beni al onlari alma" bakislarina tanik oluyorum. Ilisip kulagina fisildayacagim: "Ugrasma senden jigolo olmaz"
Cigerler patliyor. Mahallenin bizim eski Disket'ten kalma kedi familyasina yemek yapacagim diye de dertlenmisim, aldim cigerleri. Posette patladi. Sarap sisesi, portakal suyu sisesi les gibi ciger. Eve geldim yikadim, kolonyalarla sildim. Cigerleri pisirdim, dun sabah spora giderken cop konteynirinin altina koydum, cikinca ortaliga kediler, yesinler diye. Spordan dönerken baktim, ciger tabagi ortalikta yok. Cop konteynirini actim, tabak icinde. Cigerlerle...
Ogleden sonra siesta vaktinden uzunca, uyku olsa olsa 6 da yatip 8 de kalkmali ve 9 gibi tekrar salona kosmali, kosmacali. Bir sarki var bulamiyorum, nasil bulurum bilemiyorum. Duydugum anda iyi hissediyorum. "Koş koş daha hizli koş, ödem hala yerli yerinde, koş ko koş".
Sonra film seanslari basliyor. 04'e 05 e kadar. Biriktirilmis dunya sinemasi arsivi, degerlendirilen eski sarap gibi gunisigina cikiyorlar. "Izlenmemis film kalmayacak burada, gelince hepsi bitmis olsun"
Gece 05 ya da 03 cikip turluyorum bos sokaklarda. Tersine yasamak alemine hosgeldiniz, 15 ay önceki gibi.
Eski
Eski, artik evlerde kek yapilan zamanlarin eskimişliği kadar eskide kaldi. Böreklerin Asli'dan, keklerin Lilly's'den olduğu "yeni" bir zaman bu. Çeşitlilik, zenginlik, gittikçe daha net beliren bir seçicilik.
Derken Electrolux Studio Yemek Okulu
Friday, September 28, 2007
Thursday, September 27, 2007
Tuesday, September 25, 2007
Saturday, September 22, 2007
PitBullGrindcore
Now The Animals Have A Voice" - budgie ve basil adli iki pitbull'un vokal yaptigi bir grindcore grubu. hayvan seviyoruz bugun...
download mp3
Grup Caninus'un MySpace sayfasi
Friday, September 21, 2007
Cashback
ani durdurma ihtiyaci zaman zaman herkeste hasil olmustur, olabilir. ani durdurmak gibi, senden sonrasinin tufan olup olmadigina dair bir meraksa baska bir fantezi yataginin sürüngeni. ufakken tom sawyer okuyanlarin ve trt'de tv uyarlamasini izleyenlerin arasinda kendini huckleberryfinn gibi görenler yok mudur. bence vardir.
filmin vurucu noktasi, frankie goes to hollywood'un the power of love'nin calmasi ile 80'li mark twain'li yillara sıkı bir geri dönüş.
yogun cash ihtiyaci, belki de tarihin simdiye kadarki en doruk noktasinda...
Subscribe to:
Posts (Atom)





