Monday, June 8, 2009

Gönül Tekin

Giovanni dürtünce actim programi. Basindan yakalamisiz sansa. 5 Nisan'daki programin tekrari imis. Daha once nasil denk gelmediysek. Prof. Dr. Gonul Tekin, kedilerden Atlantis'e, Türkoloji'den Divan Edebiyati'na, Cunda Harward Yaz Okulu'ndan Lost'a, adaya, cennete, peygamberlere kadar giden bir sohbette sarhos etti. Kafam döndü, sarhosum.

Program suradan izlenebilir:
http://video.google.com/...?docid=-752057138790878302
http://video.google.com/...docid=-1032332186685966675
http://video.google.com/...docid=-1909336566879109972
http://video.google.com/...docid=-6754119967846994367

Istanbul'a Yaz Ne Zaman Gelir?

Istanbul'a yaz tam olarak ne zaman gelir, "officialy" olarak.
Ziya Sengül, taze ciktigi solaryum seansi uzerine beyaz takimlari gecirdigi zaman Istanbul'da yaz baslamis demektir.



Dün aksam Baris K ile Hisar sahilde oturduk. Epeydir gelmiyordu o. En son 6-7 yil once belki de birlikte vakit gecirmisizdir orda. Bankta oturuk bira ictik. In, cin yoktu. Oysa eskiden cumartesi aksamlari oyle miydi. Sahilde kic koyacak bank, oturacak deniz kenari olmaz, muthis bir kalabalik dolusurdu. Sinemaci-tiyatrocu tayfasi, motorcular, universite ogrencileri, Bogazici'nin yabanci konuk ogrencileri, Saddam nerde acaba?
04'e kadar lafladik. Gemileri saydik. Sonra sahilden Nisantasi'na donduk, 04:30 sularinda kuluplerin Ortakoy'deki cehennem trafigina takildik. O muthis insan gozlem arenasi, o icmesini bilmeyen Türk insani ve halleri, o acaip toplum katmanlari gecis toreni. "Allahim burdan hemen kaybolmaliyiz" dedim. Şuan bu kadrajin icindeyiz ve vebalini tasiyoruz bu olanlarin...

Neyse ada acilacak bu hafta. Gokmen Abi, Rijkaard'a da dokundurur kesin.
Hasretle bekliyorum. Slip mayo altina Crocs show!

Saturday, June 6, 2009

Tenedos Re-Loaded

Yine, yeniden, hadi!

Tenedos from trofolo united on Vimeo.

If "Süt Magazine"







Friday, June 5, 2009

Frank Rijkaard



Gelmesi, birilerinin gelmemesi icin iyi olmustur.
Cildirt bizi Frankkkk, cildirt biziiii!

Thursday, June 4, 2009

Habbele

Giovanni soyluyor, Habbele bizi cagiriyor(mus)

021

Football for Good

Steve Nash - 'The Player' from meathawk on Vimeo.

Tuesday, June 2, 2009

Double Espresso

Monday, June 1, 2009

Rumelifeneri Yolunda

Garipçe sahili

Gece Bülent'le once Final Break'in uzerinden bir tur daha gecip, sonra Mustafa'yi o ilk defa ben ucuncu kez izlerken "Millet bu filmin neyine tepki gösteriyor, muthis bir is olmus" dedik. Sonrasi uyku. Uykum yoktu, saat 06 sularinda disari attim kendimi. Once Kirecburnu sezonunu acayim dedim. Yol o kadar tatli geldi ki durasim gelmedi. Devam ettim, rotayi Rumelifeneri olarak yazarken kafamda. In, cin yok. Haliyle fener yolunda yine senaryo ustune senaryo yazmaya basladim. Mesela o kaymak gibi yolda motorun maksimum kaca cikacagini denerken (100 e ciktim sonunda) ormanda birilerinin yola ince bir tel germis olabilecegini ve o tele takilip kellemin uctugunu hayal ettim. Zira Baltalimani civarindan gecerken sabah balik tutanlardan birinin yola dogru uzanan kamis oltasinin ucu kaskima carptigini da hesaba katarsak... Git git bitmeyen bir yol. Daha once araba ile geldigim Garipce'ye ulasmak icin ne kadar gidecegimi hesap edemiyorum. Istisnasiz motorla uculabilecek en guzel yer bu yol. Eger bir parkur yap deseler ancak bu kadar guzel viraj ve uzunluklar konabilirdi bir yere. Sabahin 6'sinda karsidan biri 200'le gelir mi diye dusunmek de cabasi. Gelir, gelebilir, olur, olabilir.. Hersey hayatta var.

07 gibi Garipce'ye vardim. Ortalikta baliga cikan bir birkac balikcinin sahilde aglarini onarmasi disinda bir hareket yoktu. Yasli bir kadin da agil gibi bir yerde birseyler duzenliyordu. Asma Alti kapali, Aydin da masalari hazirliyordu. Kacta acilir dedim, 8 gibi dediler. Döndüm durdum meydanda, ileri geri, oturdum motorun ustunde uyukladim. Yavas yavas insanlar gelmeye basladilar. Hava kapatti, yagmur yagacak gibi oldu, yagmadi, ama soguktu, dondum. Cibil, zebil cikmistim cunku. Kestiremedim bu kadar soguyabilecegini. Nihayet Aydin'da kahvaltilar sacildi orta yere. Cay aldim once, bir bardagi isitmaya yetti. Domates, salatalik, yesil-siyah zeytin, cilek/ahududu receli, sosis, sucuklu yumurta, tulum peyniri, beyaz peynir, dil peyniri, maydanozu boca ettim tabaga. Lezzetlerini tutmadim, köy kahvaltisi adi altinda Istanbul'da kesilen ahkama takilmamayi yegliyorum, yegledim. Karnimi doyurdum, tika ve basa. 3 bardak soguk suyu dikip yola ciktim. Ayni yolu daha süratle, geldigimin yari zamaninda katederek eve döndüm. Aklimin kosesinde 2 masa otemde konusurlarken birbirlerine her dort kelimede bir "askim, askim" diyen cift takildi. Yorulmuyor musunuz be kardesim...

Yeni Kral

Sezon basinda:
Giovanni: "6 golden fazla atamaz"

Gol Krali Milan Baros

Turkcell Süper Lig: 28 Maçta 20 Gol, 7 Asist
Uefa Kupası'nda: 9 Maçta
5 Gol, 1 Asist
Türkiye Kupası'nda: 3 Maçta
1 Gol

MILAN BAROS

Havadan gelen toplari gogusle, sag ayak ucu ile yumusatip, indirip, fuleli adimlarla kalkistigin sprintin yeter...