Sunday, August 9, 2015

Çıkmazda çıkmaz


Servisin kapısında birinin durduğunu ve içerdekilerle konuştuğunu gördüm. Kat kat kıyafetler, sıcak havaya rağmen kafada iki üç kart eşarp (belki de sıcaktan koruyasıca). Gitmesini bekledim, gitmedi. Kapıya yöneldim, içerisiyle konuşurken döndü; güzel bir yüz, çökmüş, ürkmüş, dibi görmüş bir surat ifadesi. Bir anda yanında belirince ürküttüm, "Çok pardon" dedi kapıdan çekildi. Ne ürkütmek ne de kapıdan çekilmesini istemiştim. Ses tonu başka, yüzündeki ifade başka, kılığı başka, ruhu başka...

Dükkana geçip oturdum. Sıra vardı, işler vardı, benim işe sıra gelmeyecek gibiydi ama oturduğum yerden kalkamadım. Tam karşı camdan baktığım yerde, dışarda kadının karşı balkonda oturanlarla sohbete başladığını, onlara hararetle birşeyler anlattığını gördüm. Anlattıkça anlattı, anlattıkça anlattı. Merak ettim, dönüp Ü. Abi'ye "Az önce burada dükkanda olan kadın şimdi şu karşıda, neler anlatıyor böyle" dedim.

- Aa deli o dedi.
- Ne gibi
- İnanmayacaksın ama sokağın başındaki bina bunun.

İnanmamayacak olmak pejmürde haline orantılanınca çıkan bir sonuç diye düşünülüyor muhtemelen. İnsanların dış görünüşlerine bakarak onlar hakkında fikir edinilen ya da büyük yanılgılara düşülebilen zamanlar.

- "Ne olmuş peki" dedim, "Bir hikayesi olmalı..."

Var dedi Ü. Abi:

- Çok sevdiği bir adam varmış. Bunun herşeyini yemiş, malına çökmüş. Hiçbir şey diyememiş. Adam bunu terkedince aklını kaçırmış bu da. Mal mülk var ama böyle buralarda deli divane dolaşıyor.

Mineli Çıkmazı'nda terkedildiği için delirmiş bir kadın.

İnsan insana niye bunu eder.



Sunday, July 5, 2015

OXI

Türkiye'nin hamurla beslenen ortalama vatandaş beyni Yunanistan analizini yıllardır "Yatmasalardı, çalışsalardı bu duruma düşmezlerdi"den öteye götüremiyor. Niye? Çünkü kendisinin sırtını dayadığı ve hiçbir reel ekonomiyle alakası olmayan borçla borç döndürme, hakedişler üstü kazançlar gibi neredeyse 30 yıldır esiri olduğu bir ekonomik düzeni var. Yunan çalışmıyor da sen çalışıyorsun da ne oluyor peki? Ne üretiyorsun? Ne için yaşıyorsun? Bu ülkeye, dünyaya ne katıyorsun? Çevrene ne katıyorsun? Bir insan olarak bu topraklarda yaşam amacın ne?

Koyun sürüleri gibi sabahın ayazında işe gidip gecenin köründe dönüp günde 14 saat mesai ile hangi üretime ortaksın? Yüksek teknoloji mi? Hangi müthiş sanayinin parçasısın? Kendine buğdayı yetmeyen ülkenin elleri nasır tutan tarım işcisi misin? Kalmadı, yok. O güzel ülkenin hırsız idarecileri mahvetti. Muhtemelen de onların yedi yirmidört elçisi ve kulusundur da sen üstelik.

Sen her boka kani, her boktan haberdar, her boka hakimsin. Yunan çalışmıyor, sen çalışıyorsun. Aferin iyi bok yiyiyorsun.

Tuesday, June 16, 2015

Thursday, May 28, 2015

Hiçbirşeyler

"Toplu taşımaya mı biniyorsunuz"daki şaşkınlık ifadesi.
Geldiği yeri bilemeyen o klasik "oldum"cu Türk insanı.
Üç aşağı beş yukarı onun temsilcisi.
O yüzden o, hiçbirşeyden, çokşeylere gelmek isteyenler için ikon.
Bu ülke de bu yüzden bu halde.
Burası çokşeylere gelmek isteyen hiçbirşeylerin ülkesi.


10,5, Çukur!

İçim şişti, yokken içim şişti.
Herkes dünden daha kötü. Çukurdalar, seni de çukurlarına çekmek istiyorlar.
Anlatacaklarim birikiyor, görmen gerekenler üst üste yigiliyor.
Kimse beni senin geri donmeyecegine inandiramiyor.
Baba, senden sonra bu 5. sampiyonluk.
Sensizlikte ne kadar anlami varsa. 



Thursday, May 21, 2015

Monday, May 4, 2015

Stealth


Tactica One Bottle Opener ($39).
Fenix E05 Flashlight ($20).
SOG Aegis Mini Knife ($50).
Jack Spade Credit Card Holder ($58).
Nite Ize Slidelock Carabiner ($5).
Wood Wood WW Black Watch ($144).

Ossessione


Tuesday, March 31, 2015

Barselona, Mart 2015

Çocukluğu Alan Parsons Project'in "La Sagrada Familia"sıyle kesişmiş herkesin bir tavaf borcu vardır. Borç ödedik. İspanyolların işi ticarete dökme konusunda geldiği yerse inanılmaz. Bu durumda 14:17 arası siesta elzem olur elbette...












BALUARD 
Barcelonata sahilinin hemen arkasında Plaça del Poeta Bosca'da. Ekmek kolay iş değil, herkes beceremez. Üzerine çok vesvese edenlerin de ekseri boş konuştuğunu çok gördüm. Yaptıkları ekmek, ekmek değil. Baluard'da dört kadın, bir fırında. Hayat, ekmeği gidip Baluard'dan alıp İstanbul'a gelecek kadar kolay olmalı.








BARCELONATA BEACH 
Aylaklık, aylaklık, aylaklık...


Domino oynayan aylak takımı...






Renkler, renklerimiz... oh!


PICASSO MUSEUM
Nefisler alemi...


SAGARDI
El Born, Barselona'da en sevdigim semt. Sagardi, El Born'da Bilbao Berria ile beraber en sevdiğim tapasçı. Üç, beş, yedi, dokuz.. Durmak ahmakların işidir.


MAGNIFICO
Sagardi arkası ritüel. Kahve koması. İstanbul'a vakum paket yüklenme merkezi.

Barselona tepeden tam bir Yozgat...


Bütün güzelliklerin korunmaya ihtiyacı var.
Çünkü düşmanlarımız var. Her zaman, her yerde...





LA BOQUERIA 
Bir pazar yerinden çok, her gidişte tavaf edilmesi gereken bir tekke gibi. Çok matah değil. Ama at sepetelik alışkanlıklar. Baharatçıdan alınacaklar, tek durek El Quim'de boş sandalye bulursan yemek, otele taşımak için biraz taze meyve, biraz kuru et...



CHIC&BASIC RAMBLAS
Temiz, minimalist, doğaperver... On numero!














Berbat mimarilerde, berbat caddeler ve yollarda yürüyerek ömrümüzden aşınanları bize tekrar gösterdiğin için teşekkürler Barselona. Bütün grid'ler gelip bizi kurtarsın. Amin!.