Thursday, July 20, 2017

Tanrı yerine insanlara inanmayı seçtim


Zahiri bir yolun içi gibi, ama gidilecek gidiliyor.
Bir limanda beklemek gibi, yükler atılacak, atılıyor.
Bir uçakta uzun bir seyahat gibi, inesin yok, camdan hep bakarak gidiyorsun gibi.
Bazen bulutların üzerinde, bazen suların altında kalmak gibi.
Bazen içinin şişmesi, bazen ferahlık hissi gibi.
Tamamen arafta kalmak gibi.
Hep dündeki gibi, son sözdeki gibi, son iyi sözdeki gibi.

Kutsal kitabın ayetleri gibi:

"yüzünü asma.
içini karartma.
her şey güzel olacak. "

Monday, July 10, 2017

"Yokluğunda..."

Ne çok yanlış sığıyor bir sepete. Zamanın ve akışın dışına çıkabilmeyi becerip de bakınca. Ne kadar zamanı geriye almak ya da bazen akıbeti görebilmek için çabucak ileri sarmak istesen de, asla hiçbir şey ama hiçbir şeyin senin kontrolünde olamadığı gerçeği insani deli divane etse de tüm bunların bir ulviliği olabileceği hiç akla gelmiyor. Yaşarken kamil olmak zor. Sonralarda söz dizmek kolay. İyiye tutunmak zor, kötüyle yoğrulmak kolay.



Wednesday, June 28, 2017

Vomit.

Kusmak istersin ama kusacakların tam boğazınla miden arasında yukarı çıkmaya isyan eden bir sendelemede kalır ya... sanki kusmak da karşılamayacak hissini. Bir şey ifade etmeyecek kusma bitince. Ama östeki gergin, ama gırtlak yanık. Şimdi hoparlörler bangır bangır... Dünya ile kontağı her kapadığında.

Tuesday, June 20, 2017

She passed away

Geçmişte edilmiş bazı satırlarda dönüp bakınca bulduğun başka anlamlar kimi zaman bir iç ferahlaması sağladığı ve "şimdi anladım" dedirttiği kadar, beraberinde bir üzüntü de peydah eder insanın içinde. Anlamı olması gerektiği zamanda bulamamak ya birşeyleri kaçırmak demek ya da aptallık.





Friday, April 28, 2017

Again and again.




Yine buluşuruz, yeni yeniden herşeyi unutup. Yine belki baştan başlarız, sil baştan yaparız. Bir şeyler yaparız. Yeniden belki kendimizi kaybedip, sulara karışıp, günü bilemeyip, sonu göremeyip, geçmişi silip belki yeniden buluşuruz. Geceler geçer, hikayeler geçer, olaylar geçer, günler de geçer belki yeniden buluşuruz. Kimbilir belki hiç başlamamış gibi, hiç kor ateşlerde yanmamış gibi buluşuruz. Sanki daha önce hiç buluşmamış gibi buluşuruz.


 

Monday, March 6, 2017

Skingasm.

Bir melodi kıvrımında, bir şarkının nakaratında, bir kreşendoda.. Kendimi her kaybettiğimde sadece buralarda buldum. Ne iyi, ne iyi.


Genocide of the starving nations

Multinational corporations / Genocide of the starving nations



Herhangi bir şeyin yoksunluğu giderildiği andan itibaren çığırından çıkan insan tanık olunabilecek en çiğ hallerden biri. Açık büfeler önünde sanki hiç hayatında kahvaltı etmemiş gibi tabak tepeleyenler, davetlerde küfelik olana kadar takdim edilen içkileri yuvarlayanlar, bir otel odasını tüm nitelikleri ile kullanma çabası, sosyal ortamını değiştirenin yeni ortamına dair bitmek bilmeyen havadis verme telaşı, sayısız fotoğraflar, sayısız bitmeyen foto-altları, tekrar eden "ağzımızdan taşıyor yemekler" gibi sevgi sözleri, sanki hiç arkadaşı olmamış o ana kadar bir mağarada yaşıyormuş gibi dostluğa ekstra mana biçenler, titri değiştikçe insan ezenler, kan kusturanlar, her haliyle taciz edenler, taciz ettiğinin farkında olamayacak haldeler. Bazen iinsanın size bakarken keşke yoksunluktan ölseydiniz diyesi geliyor. Bu halinizle, insan değilsiniz.

Wednesday, March 1, 2017

Switch Off




Birine bir şey söylemekten zaman içinde yoruluyorsun. İstiyorsun ki geçen zaman bazı şeyleri kolaylaştırsın. Anlaşılsın. Kelimeler etmeden. Kendini hırpalamadan. Tahminen karşındaki insanlar da bu yaklaşımda olduklarından, senden bir şeyler bekliyorlar. Söylemeden, anlatmadan. Hayatta sorun kabilinden şeylerin ne kadarının gerçekten sorun olduğu, çözüm bekleyen sıkıntıların ne kadarının çözülemez olduğu, neye yetip neye yetmeyeceğin, hep kafanda akan bir film gibi. Sonunu ortasını, bazı sekanslarını görmek istediğin bir film gibi. Kafam berrakken, ruhum çözelti gibi. Sürekli bir çay kaşığı kafamda çalkalanıyor.

Friday, December 30, 2016

739

Last known good configuration.











True Belief

I don't know about a true belief here
With the 'lost' it's the same as always
All I want is the same, a true belief





Zamanda bir yerleri hatırlamak isteyince. Güzel zamanlar. İnandığım gerçek güzel zamanlar.