Friday, November 11, 2016

1938

"Çocukluğumdan beri bir tabiatım vardır, oturduğum evde ne ana, ne kızkardeş, ne ahbapla bulunmaktan hoşlanmam. Ben, yalnız ve bağımsız olmayı, çocukluktan kurtulduğum günlerden başlayarak daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır. Tuhaf bir halim daha var: Ne ana -babam çok erken ölmüş-, ne kardeş, ne de en yakın akrabamın, kendi tutum ve düşüncelerine göre, bana şu veya bu tavsiye ve nasihatta bulunmasına tahammülüm yoktu"


Monday, November 7, 2016

Bir Fotoğrafın Gerçekliği


Herhangi bir fotoğraf karesinin, onun çekenle arasında kurulan bağ ve çektiği anda düşündürdüğü hissettirdiğinden öte yanda, bu fotoğrafı yayarak düşündürmek istenen ile algılanan arasında bazen hiçbir alaka olmayabilir. Birbirine zıt haller de içerebilir ki bir fotoğrafın asıl hikayesini bilebilmek çoğu zaman zordur. Çekildiği anda tanıklık eden, edenler kadar, o ana ilintilenecek bir başka an ya da an'a dair hikayeyi bilmek, tanık olmak da gerekebilir. Bir fotoğraf bazen sadece çekenine bir şey ifade ettiği gibi; her bakanın başka anlamlar çıkaracağı bir şeye de dönüşebilir. Tüm bunların elbette insanın sakat beyni ile yakın ilişkisi vardır. Olmasın mı?

Friday, October 28, 2016

Hurley

Elisabeth Hurley Attends AECC Cancer Association Meeting in Madrid

Elisabeth yaşlanmaz



Fuşyanın tüm iğrençliğine rağmen...

Tuesday, October 25, 2016

İki taraftar







self-esteem: maça 45 dakika kala çıkıp gittim. maçtan sonra çay içmek için oturduğum yere iki taraftar geldi yanıma oturdular. ntvspor'dan maç arkasını takip ediyordum, laf attı Rıdvan ne diyor dedi. Dinlediklerimi söyledim. Maçtan laf açıldı, kaybettik. İlk kez kaybetmişler geldikleri bir maçta. Nerden geliyorsunuz dedim. Düzce'den dediler. Cumartesi gelmek de zormuş. Mesai olduğu için. Ne iş yapıyorsunuz dedim. Otobüs şirketinde muhasebe ile uğraşıyorlarmış. Küçük olan pek konuşmadı. Bana döndü, 18:15'de çıktınız evden ha dedi, evet dedim. Biz 11:00'de çıktık dedi, güldü. Erken girmişler maça. Hep saygı duydum bu insanlara ve mesafe gözetmeksizin sevmelere... mesafe ve sevmek hep zordur.

Monday, October 3, 2016

Ingratitude




Bazen doğal yollardan, bazen kurguyla da olsa, sonuçlarını görmek için kimi olayların; bazen beklemek, bazen sabretmek, bazen salıvermek, olduğu yerde patlatmak, yıkmak, bazen bozmak ve paralamak gerekiyor. Sonuçları ne olursa olsun, ne kaybedeceksen kaybet. Ne kadar sürecekse, sürsün. Gerçeği ve özü görmek kadar önemli bir şey yok hayatta. Hakikat, tek istediğim.

Thursday, August 25, 2016

Hudson Valley
















Per Finire



Tüm defolar ortaya çıktı.
Bütün pullar döküldü.
Güzel tüm hikayeler boka döndü.
İnandığın her şey çukura düştü.
Güveneceğin hiçkimse kalmadı.
Tükendikçe tükendi, azalarak bitti.
Yokoldu, gitti, bitti.
Son.

Bir bakıma güzel de oldu.

Monday, July 11, 2016

Incision

"Ona kötü denebilecek bir söz söyledim. Takıldı ve birkaç kez tekrar etti. Kötü olabileceğine, kötü denebileceğinin farkına o zaman vardım. Bu sözü onu kırmak ister gibi bir niyetle mi, yoksa bunu neden yaptığını insana sorgulatır bir kafa karmaşıklığında mı söyledim bilmiyorum. Karar veremiyorum. O söz, şimdi silinemeyecek kadar bellekte. Bazen bir söz, herşeyi yerle bir edecek kudrette. Sen bir şeyleri içinden çekip çıkarıyor sanarken, aslında olan biten her şeyi gömüyorsun, farkında olamıyorsun.

Büyük bir işçilikle bezemiştim oysa sanki bu yolu. Yapmak ömür alır, yıkmak bir saniye hiç beylik olamayacak kadar gerçek artık."


Sunday, July 3, 2016

Marseille

Her bir karakterinde kendinden birşeyler bulabileceğin, onlarla derdest olabileceğin, savrulup paramparça hale geleceğin, başından kalkamayacağın bir hikaye. Biraz senin hikayen, biraz izlediğin hayatların. Bizi tokatlayan her şeyi sevmek gibi kötü bir huyumuz var. Kendimize getirdiği için mi, ağzımıza sıçtığı için mi? Bunun bir melodisi olur mu peki? Olmuş.












Saturday, July 2, 2016

No es, Non é



Hayatta bazı şeyler ısrarla olmuyorsa, ısrar ediyorsun ve olmuyorsa, onca zamana rağmen olmuyorsa, onca çabaya rağmen olmuyorsa; hayat sana bırak diyor da sen farkında değilsin sanki. Bırak evladım, bırak. Olmuyor.