Showing posts with label istanbul. Show all posts
Showing posts with label istanbul. Show all posts

Wednesday, April 9, 2014

Tricky, laying himself bare


Tricky, 10 Nisan akşamı İstanbul'da. Hell is around the corner için.

Friday, October 11, 2013

Tarlabasi

Bazen İstanbul'da sadece Tarlabasi'nin soylulastirilmasi projesinin bitmesini bekledigim icin yasadigimi düsünüyorum. Bitse, görsem ve bir kez daha ölsem. Bakip bakip...
Geri dön. Haydi!

Saturday, December 17, 2011

Thursday, October 20, 2011

Istanbul 1965

Istanbul 1965 senesinden, fotograflayan Charles W. Cushman.










Wednesday, October 5, 2011

Sunday, September 18, 2011

Thursday, September 1, 2011

Dergahta hep mutluluk var mi?

Saat 07 gibi baslar hayat Dergah'ta. Erken gidersen dimdizlik bir bankta, denizin carsafina bakar bakar durursun. Erken kosucular, yürüyücüler, dostlar sporda görsüncüler. Gelip gecenler, ler ve ler ve ler. Uzun aradan sonra dergaha indim. "Balik yagiyor, gel dediler". Balik yagdi hakkaten. Toplu igne atsan balik geliyor.

Pek efendi bir bey, "Bugün hic tutmamis olanlarin baslama günü" diyor. Tam da öyle. Atiyorsun geliyor, atiyorsun geliyor. Akinti da tam kivaminda, karistirtmiyor caparileri birbirine. Yine envai cesit adam. Pekala aslen sadece kafayi bosaltmaya geliyorsun, ne miktari ne balik önemli, sadece ve sadece o ardi arkadasi kesilmeyen "at-çek"e tutuklu kalmak. Dünyanin icinde dünyadan kopmak, bütün seslere ve tepkilere kendini kapamak. Kulagina da bir muzik atarsan, cikmasi zor bu tripten.
Tüm envai cesitligiyle bir bey, biraz hobbit, biraz anton, "Günaydin" diyerek kivrildi dibime, baliklari cikartirken capariden:
"Merhabalar, hayirli baliklar, güzel avlar.. Nasiliz, iyimiyiz" gibi bir hitabet ardindan anladim ki, icinden cikilmasi zor bir sarmal geldi, geliyor, geldi ve tam enseme bindi. Günaydin dedim tesekkur ederim. Daha once ara ara gördügüm, pejmurde bu beyle kismet buguneymis dedim, mavrasi, kiymeti harbiyesini çözüş.

"Ben yaziyorum, okuyorum. Cocuklara, bakanligin, falanca ve filance konulardaki kitaplari isiginda su desteklerim oluyor... Ozel calismalarim.." derken.. arkasindan "Ilerleyen gunlerde bakanliklardan da su karar ve konular cikacak. O konulara da hazirlikliyim"li bir baska girizgah.. Yaklasik 5 dakika süren tiradi bitmek bilmiyor gibi geldi. Bu esnada bir eli ile baliklara ve capariye egilmis beni sirtimdan dürtüyor. "Bakin bakin" diye konusurken bir eli ile sizi fiziksel olarak da "dikkatleyen"ler olur ya. Fena halde huylaniyorum. Var midir böyle takintilarim diyerek de kendimi sorguluyorum. Belki de takintim var, haberim yok. Burnuma gelen kesif pejmurdelik kokusuna dayanmakta da zorluk cekiyorum. Sakallar uzamis, gözlerdeki yesil, suratindaki ifadeyi baska bir yere tasiyamiyor. Suratimi kaciriyorum. Sherwood ormanindan kacip gelen bir Robin Hood ekurisi gibi. Sapkanin tüyü eksik. Kulaklarin uclari sivri... Tiradin arkasi geliyor, bu catlagin dediklerinden bir halt anlamiyorum ama o sirtima, omzuma dokunan elden fena halde bezmisim. Baliklari bosaltip, hemen uzaklasiyorum "atma-cekme" sahasina.

Gidiyor yan banktaki sabah mahmurzedesi 2 gencin yanina. Bayram sabahi, tahminen asker izinlisi 2 toy, birazdan hayatlarindan bezecekler. Arada sag gözle kesiyorum. Benzer "Bakanliklar, kararnamaler.. cocuklara ders.. kitaplar" semineri orada da veriliyor. Cocuklara en son "Çakkk" türünden ellerini uzatiyor. Çocuklar nakavt, ellerini istemeyerek carpiyorlar. Belli belirsiz bir napacagini bilememe hali. Kirmak da istemezsiniz ya böyle çatlaklari. Yerime dönüyorum, tekrar baliklari bosalticam -10'lu 15'li geliyor baliklar, kismete bak ki- geliyor Sherwood, ilk hareketi sirtima dokunmak oluyor. "Hocam" diyor.. Bende tel kopuyor. Yaklasik yarim saattir aklimdan gecirdigim ve gösterip göstermemekte bin kez beyin yargicimdan gecirdigim seyi yapiyorum: "Hocam hocam da, hocam lütfen dokunma ve hemen uzaklas burdan"... "Tamam tamam peki pardon" diyor. Ellerini kemerinin icine sikistirip, paytak paytak akinti burnuna dogru yurumeye basliyor. Üzülüyorum, bunaliyorum, daraliyorum...

Dergah dedigin de hep mutluluk, hep hosluk barindirmiyor. Her baska buldugun, bir an kesfettigin, baska türlüsü dedigin sey de aslinda zamanla baska'ligindan feragatini, normalini sana sunuyor. Bu hayat icinde akip giden zamanin disinda senin tüm sakincalarindan arinmis bir "Dreamland" yok dostum.

Er ya da gec bulur seni birseyler. Mutluluk dedigin sadece 4-5 kücük an'dan ibarettir. Kümülatif degildir, parsiyeldir.

Saturday, July 16, 2011

Demircikoy

Demircikoy, Uzunya.
"Ama arkadaslar iyidir.. "

Demircikoy (25.06.2011)

Demircikoy (25.06.2011)

Demircikoy (25.06.2011)

Demircikoy (25.06.2011)

Saturday, June 18, 2011

Dergahta ne var?

Celal Abi "Balik bitti" dedi. 15 gün güzel balik cikti bogazda. Bir cumartesi hele öyle bir saat yasandi ki herkes aklini kacirdi. Sonra bir daha öyle cikmadi. "Agustos 15'e kadar sadece mavraya geliriz" dedi, "Sen de gel, takiliriz. Denize giriyoruz, ekip geliyor, muhabbet girla. Arada raki-balik yapiyoruz". Dergahta birşey var, ama ne?





Sayın Uhri, bu yazınızda diğerleri gibi insanı sarıp sarmalıyor. Özellikle benim gibi Arnavutköy ve Bebek kıyılarında balık tutmaktan keyif alan biri için ayrı bir anlam taşıyor yazdıklarınız. Okuyunca aklıma, Arnavutköydeki oltacı Celal ve etrafında oluşan dostluk kümesi geldi. Balık avlamaya ilk heveslendiğim zamanlarda bana kamış sallamayı, olta atmayı öğreten oydu. Eski model kırmızı skodasının yanında demlediği çayın keyfini Starbucks cafelerde alamazdım. Onun etrafında toplanan insan profili o kadar farklıydı ki anlam vermekte zorlanırdım. Emekli hakimler, doktorlar, işçiler, işsizler, zenginler, fakirler gibi birbiri ile alakasız toplum kesimlerinden bir çok insan orada buluşurdu. Hatta orada yürüyüş yapan bir çok beyefendi ve hanımefendinin merhaba deyip hal hatır sormadan geçmediğini görürdüm.
Yazınızda bahsettiğiniz gibi zaman zaman oltalarımız başka balıkçılarınkiyle dolaşırdı. Bu durumda sabırlı olmak adeta bir kural gibidir oralarda. Çünkü o hayatın bir gerçeğidir bu.
Şimdilerde Beylikdüzüne yerleştiğim için pek sık inemiyorum boğaza ama Avcılar sahilinin Ambarlıya yakın bir yerinde balık yakalayan insanlara rastladığımda yüzümde bir tebessüm oluştu. En kısa zamanda onların arasına katılacağım...
varol tamer (varol) - ref

Friday, June 10, 2011

"PINAF" (Sticker)

Özgür az önce cekip yolladi cepten. Taksim'de kapali otoparktan.
"Punk is not a fashion" stickerlari. Temiz bir 10 yili vardir bunlarin. (Ya da 2006-07 sulari, bilemedim).
Garip, hatta acaip.



Sticker ve Paste-Up'larin garip bir kaderi vardir. Tirnaklanir, yirtilirlar. Mutlaka birileri yirtmak ister. Kalmaz öyle. Dogal hayat icine eriyip gidemez bir türlü. Rahatsiz eder birilerini. Bir nevi islevseldirler yani.

Thursday, May 19, 2011

Tesis Sorunu

Bugünlerde Kanal'larla bezenmeye calisilan İstanbul'da zamaninda asagidaki gibi kanallar, baraj su yollari olsaydi Türk kaykayciligi elbette daha cok yol alirdi. Öte yandan evlerinin bahcesinde büyük havuz olan cocuklar da dogustan embesil oldu buralarda, hep, ama hep.

Thursday, December 2, 2010

Haidar-Pasha

Yanar da, batar da, çıkar da, yıkılır da, satılır da...
Siz de anca seyredersiniz.


Makul memleketlerde pazartesi sabahi İstanbul valisi ve belediye başkanı istifa ederdi.
Ederdi, ederdi, ederdi, ederdi...

Friday, September 10, 2010

Urbanbugs

Türkiye'de ve onun küçük aynası İstanbul'da sokak-sanatı (street-art) her ne kadar belli yerlere-noktalara (ve hatta semtlere: Cihangir, Ataköy, Taksim, Beyoğlu) tıkılı kalmış ve böylesi haliyle de fazla "sokağa ait" gibi durmuyorsa (mahallemi boyuyorum) da bir şekilde "var" ve var olmaya da devam edecek.

Aykut Alp Ersoy yönetmenliğindeki İstanbul Street Art tarihine bırakılan bu film, nedir ve ne değildir hatta ne kadardır'a belki cevap olabilir.

http://urbanbugs.com




Urbanbugs / Trailer from Aykut Alp Ersoy on Vimeo.

Friday, September 3, 2010

Anapop

Geçmişle gelecek arasında köprü kuracak bir müzik ve sanat etkinliği...
Özlemini çektiğimiz türden bir buluşma 15-18 Eylül tarihleri arasında İstanbul’da.



Red Bull Music Academy sunar
USTALARA SAYGI: ANAPOP

AnaPop son zamanlarda çevremizde görmeye alışkın olmadığımız içtenlikte bir çağrı.
Doğu ile Batı arasında sürdürdüğümüz arayışın, bir yön seçememişliğin yarattığı iç çatışmalarımıza
Anadolu folkunun her canlıyı kucaklayan içten cevabı.

15-16-17 Eylül Atölye Çalışmaları
18 Eylül Konser


Yıllardır beklenen kavuşma nihayet gerçekleşiyor…

Anadolu topraklarında yeşermiş olan ortak kültürden ve dünya çapındaki akımlardan beslenen 60ʼlı, 70ʼli yılların pop ve rock müziğinin, nitelikli konserler ve atölyeler aracılığıyla genç nesillere aktarılmasını amaçlayan proje, yerel olduğu kadar evrensel de olabilmiş bu müzik türünün yaratıcılarını dinleyicilerle buluşturacak. AnaPop, dönemin önde gelen müzisyenlerini dünya gözüyle görmenin keyfini yaşatırken, atölye çalışmalarıyla da yeni eserler ortaya çıkarılmasına olanak sağlayacak. Dillerden düşmeyen şarkılarıyla gönlümüze taht kuran usta müzisyenleri, farklı yaklaşımlara sahip yeni yeteneklerle birlikte aynı sahnede görme fırsatı sunacak.

Usta müzisyenlerin Türkiye müzik tarihine gösterdikleri emeğe saygımızı sunmak amacıyla yola çıkan AnaPop,
bulunduğumuz eşsiz coğrafyanın tüm renk ve seslerini barındıran, farklı kültürlerin çakışmasıyla doğal olarak
ortaya çıkmış Anadolu pop ve Anadolu rock müzik türlerini gündeme taşıyor. Gelenekle yeniyi birleştiren ve ufuk açan bir bakış açısı oluşturmayı hedefleyen AnaPop, bir döneme damgasını vurmuş olan bu kendine has müziği bir dizi etkinlikle geniş kitlelere sunarak herkesi geçmişi gözden geçirmeye ve geleceği yeniden hayal etmeye davet ediyor...

Değerli müzik ustalarını emeklerine layık bir etkinlikle onurlandırırken, müziğin tılsımlı ezgileri aracılığıyla
halkımızı, bu unutturulan barış çağrısıyla yeniden buluşturmak ve bir döneme damgasını vuran bu topraklara
özgü kardeşlik ezgilerini yeniden hatırlatmak projenin başlıca hedeflerinden. Ayrıca AnaPop, uzun zamandır
beklenen bu buluşma vesilesiyle Doğu ve Batıʼyı benzersiz bir şekilde birleştiren İstanbul kentinin ve pek çok
kültüre kucak açmış Anadoluʼnun, geçmişi ve geleceğiyle barışmasına katkıda bulunmayı; müzik ve sanat
aracılığıyla çeşitliliğin eşsizliğini vurgulamayı, başka bir deyişle eskiyle yeni ve unutulmuşla hatırlanan arasında
köprü kurarak farklılıklarımızla bir arada yaşayabileceğimizi anımsatmayı da amaçlamakta.

1998 yılından beri genç sanatçıları müzik endüstrisinin devleriyle buluşturan ve yeteneklere kendilerini
gösterecekleri imkanların kapısını aralayan Red Bull Music Academy önderliğinde gerçekleşecek AnaPop bir
yandan müziğe gönül veren ustalara saygımızı sunarak unutulmaya yüz tutan bir dönemi yeni nesillere tanıtırken
bir yandan da gelecek projelere zemin hazırlayacak. Eski plakların da müzikseverlerle paylaşılacağı etkinliğe
Disko, House ve Hip-Hop türlerinde remiksler yapmış yeni kuşak müzisyenler de DJ setleriyle katılacak. 4 gün sürecek etkinliğin ilk 3 gününde atölye çalışmaları ve belgesel gösterimleri gerçekleştirilecek. Son gün ise
garajistanbulda konserler düzenlenecek.

Red Bull Music Academy, S.O.A.P, Etrafta
ve Undomondo işbirliğiyle gerçekleşecek etkinlikte müzik hiç
susmayacak.

Ayrıntılı Bilgi için:
Burcu Dinçer / Red Bull Ulusal İletişim Müdürü: burcu.dincer@tr.redbull.com_ 0530 418 50 12
Zümrüt Burul / AnaPop Basın Danışmanı : zburul@gmail.com_ 0536 486 63 66
Selçuk Somersan / AnaPop Proje Sorumlusu: selcuk@anapop.org_ 0532 457 42 27


Hayatı ve insanlığı en iyi anlatan şarkı sözlerine, unutulmaz bestelere ve marşa dönüşen
eserlere imza atan ustalar bir arada:

Orkestra 1: Zafer Dilek, Kadri Ünalan ile Osman İşmen Orkestrası - vokalde Erol Büyükburç
Orkestra 2: Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası, Erkut Taçkın
Konserler: Moğollar, Kurtalan Ekspres, Derdiyoklar, Replikas, Ayyuka, Replikas, Nekropsi, Kırıka
Pikaplarda: Müziğin hiç susmaması için bu akıma tutkun DJ'ler ve tanınmış ustalar da gece boyunca pikapların başında olacak : Barış K, Grup Ses, Mete Avunduk, Murat Meriç ve Pilooski..

15-16-17 Eylül 2010: Atölyeler, söyleşiler ve belgesel gösterimleri
Mekanlar: Cezayir ve Mini Müzikhol
18 Eylül Cumartesi 2010: Konser
Kapı açılışı: 19:30
Mekan: garajistanbul
Etkinlik ve sanatçılar hakkında detaylı bilgi için www.redbull.com.tr, www.anapop.org ve biletler için
www.biletix.com adreslerini takip edebilirsiniz.

Atölye çalışmaları kontenjanla sınırlıdır. Başvuru: info@anapop.org

Etkinliğe Katılacak Usta Müzisyenler Hakkında

Moğollar: 1967ʼde başlayan Moğollar efsanesi, 40 yılı aşan geçmişi boyunca Anadolu Popʼun dinamosu oldu. Cem Karaca, Barış Manço, Aziz Azmet, Engin Yörükoğlu ve Murat Ses gibi unutulmaz isimlerin izlerini taşıyan Moğollar, bugünkü kadrosunda kurucu isimler Cahit Berkay ve Taner Öngürʼün yanında Serhat Ersöz, Utku Ünal ve Cem Karacaʼnın oğlu Emrah Karaca yer alıyor. Moğollar, Ana Pop için isim babası oldukları Anadolu Pop klasiklerinden bugüne uzanan parçaları içeren özel bir performans gerçekleştirecek.

Derdiyoklar İkilisi: Derdiyoklar ikilisi 70ʼlerin ortalarından itibaren aralarında kendi deyimleriyle Disko Folkʼun ilk özgün eserleri de olmak üzere 15ʼden fazla albüm üretti. Geleneksel Anadolu halk ozanlığı ekolünden gelen Derdiyoklar müziklerinde Anadoluʼnun değişik halk ağızlarını minimalist bir disko ve psychedelic rock unsurlarıyla pekiştirdi. Protest ve hicivli bir tavır sahibi olan ikili müzik hayatlarının büyük bölümünü halen yaşamakta oldukları Almanyaʼda sürdürdüler. 80ʼler ve 90ʼlar boyunca genellikle düğünlerde sahne alan Derdiyoklarʼın yarattığı folk disko soundʼu Türkiyeʼde pek çok sanatçı tarafından benimsenirken, grup kendine özgü ve kaba sığmaz sahne performanslarıyla bir efsane haline geldi.

Osman İşmen
Osman İşmen 70'lerin başından itibaren besteci, söz yazarı, prodüktör, müzisyen ve şef olarak
600ʼden fazla yapıta imza atmış bir sanatçı. Nükhet Duruʼdan Ferdi Özbeğenʼe, Sezen Aksuʼdan Ahmet Kayaʼya pek çok sanatçı için kaydettiği sayısız yapıtın yanında Diskomatik, Disko Madımak ve Disko Türkü albümlerinde Anadolu folk müziğini diskonun minimalizmiyle harmanladı. "Medley" potpori plakları halinde yayınlanan bu albümler sayısız Yeşilçam filminde ve TV'de fon müziği olarak kullanıldı.

Zafer Dilek: Yonca Orkestrasıʼnı yönetmiş ve Yonca Plak ile aralarında Özdemir Erdoğan, Alpay, Hümeyra,
Ömür Göksel, Mazhar Fuat, Timur Selçuk ve Arif Sağ'ın da olduğu pek çok sanatçıyla çalışmalar yayınlamış,
albümleri Yeşilçam'da Keman Sunal klasikleri başta olmak üzere pek çok filmle hatırlanır olmuş bir isim.

Gökçen Kaynatan: 60′larda orkestrasıyla icra ettiği psychedelic müzikle Rock'n Roll müziğin öncülerinden
olmuş, 70′lerde moog ve EMS gibi klasik sentezleyicileri kullanarak Murat Ses ve Barış Manço gibi isimlerin
ufkunu genişleten Gökçen Kaynatan'ın konser verdiği sinemaların koltuklarının çılgın sahne şovundan etkilenen
seyirciler tarafından pek çok kez hasara uğratılması ardından ünü İstanbul gençliği arasında hızla yayıldı ve
kariyerini kapalı gişe konserlerle sürdürdü. İcra ettiği enstrümantal Rockʼn Roll tarzının günümüz müzik
dünyasında Rockabilly-Punk akımları tarafından sahiplenilmiş olması kendisini Rockʼn Roll'dan öte belki de
Türkiyeʼde Punk akımının ilk icracısı pozisyonuna getiriyor. Orkestraya, samba ve swing türlerini oryantal ile
birleştiren tarzlarıyla yorumladıkları Develi Daylar / Tamzara adlı şarkıyla 1967'de katıldıkları Altın Mikrofon
yarışmasında birinci olan Mavi Çocuklar grubundan Dinçer Erdoğan vokalleriyle eşlik edecek.

Erkut Taçkın: 20 yıl süren müzik kariyerinde Durul Gence ve Yurdaer Doğulu başta olmak üzere birçok Türk ve yabancı müzisyenle birlikte çalışan, Erkut Taçkın Türkiye ve Almanya'da birçok albüme imza atmıştır. 68 yılında sonunda Okan Dinçer ve Kontrast grubuyla yaptığı Mühür Gözlüm adlı 45lik klasikler arasına giren Taçkın, 70'lerde Anadolu Pop ile rock blues ve soul'u birleştiren plaklar çıkarmış, Neşet Ruacan ve Onno Tunç gibi önemli bestecilerle çalışmıştır.

Replikas: 2000 yılında çıkardıkları Köledoyuran albümüyle birlikte Türkiye'de alternatif müzik alanında ismini
duyuran ve o günden bugüne çıkardıkları toplam beş albümle yerlerini iyice sağlamlaştıran grup Fatih Akın'ın
"Crossing the Bridge" belgeseli için yaptıkları Şahar Dağı yorumu ve Maruf ve İki Genç Kız için yaptıkları film
müzikleri ile birlikte, geniş bir yelpazeye sahip deneysel rock müziği yapmaktalar.

Nekropsi: 90'lardan bu yana aktif olan İstanbul'un en önemli deneysel rock gruplarından Nekropsi, müziklerinde Türk folk müziğinin yanı sıra Progressive Metal ve Endüstriyel ögeleri de katan deneysel bir soundun ilk bayraktarlarından. 1995'de Ada Müzik etiketiyle çıkardıkları Mi Kubbesi albümü sayesinde kült statüsü edinen grup, 10 yıllık bir aradan sonra bu yıl 1998 adlı bir albümle geri döndü.

Kırıka:
Türkiye alternatif müzik camiasındaki İstanbul egemenliğini bir ölçüde kıran İzmir doğumlu Kırıka grubu, Osmanlı'nın kozmopolit şehirlerinde çıkan, 60'lara kadar meyhanelerde yaşayan, çok kültürlü "Şehirli Halk Müziği" ile son yıllardaki en heyecan verici müziklerin arkasına imzasını attı. Zeybek ile rembetikoyu, Roza Eskenazi ile Tanburacı Osman Pehlivanʼı aynı potada yoğuran Kırıka, Organize İşler, Dondurmam Gaymak filmlerinin müziklerine de katkıda bulundu.

Barış K.: 97'den beri djlik yapan Barış, ortağı İsmet'le birlikte uzun yıllar Açık Radyo'da program yapmalarının yanında şehrin ilk soul-funk temalı partilerini düzenlediler. 2007ʼde RedBull Music Academy için Türkiye temsilcisi seçilen Barış K, Hüsnü Şenlendirici için yaptığı remiks Doublemoonʼdan yayınlandı. 2008ʼde ise ʻShow You Loveʼ adlı parçası Parisli plak şirketi Mad Bros aracılığıyla müzikseverlere ulaştı. 70'lerin Anadolu Pop parçalarına yaptığı disko remiksleriyle yurtdışında isminden söz ettiren Barış hazırladığı "podcast"ler üzerinden çalışmalarını dinleyiciyle paylaşıyor.

Grup Ses:
90ʼların sonunda plak toplamaya ve değişik türlerde elektronik müzik üretmeye başlayan Grup Ses'in 2004-2005'te Amerikada yayınlanan iki Jungle/Mash Up parçası bulunuyor. CD formatındaki değişik toplama albümlerde farklı isimlerle çalışmaları yer aldı. 2005 yılında Hollanda ve Belçikaʼda Jungle partilerinde çalan Grup Ses bir yandan da Türkiyeʼde 60'lar ve 70ʼlerde yayınlanmış deneysel müzikleri toplayarak Hip-Hop ritmleriyle remiksliyor.

Atölyeler Hakkında:

Gökçen Kaynatan: EMS Synthesiser Workshop
1969’da Londra’da kurulan EMS (Electronic Music Studios), 70’lerin başında tasarladıkları synthesiser yani
sentezleyiciler dönemin önemli kayıtlarında sıkça kullanıldı. Pink Floyd, Jean Michel Jarre, Brian Eno, Tangerine Dream ve Kraftwerk’in stüdyolarında yer alan EMS synthesiser’larını, Türk dinleyicisiyle Gökçen Kaynatan tanıştırdı. 60’larda kurduğu orkestrasıyla İstanbul’u salladıktan sonra Almanya’da elektronik müzik okuyan Gökçen Kaynatan, 70’lerde yaptığı kayıtlarda EMS Synthi modelini birçok kez kullandı. Aynı teknik ekipmana sahip Barış Manço’nun sentezleyicisini programladı. AnaPop kapsamındaki atölye çalışmasında EMS Synthi’nin programlanması ve sağladığı müzikal imkanlar anlatılacak.

Barış K. ve Grup Ses: Mash-up ve Edit Atölyesi
Pikapların canbazı olmuş yeni kuşak müzisyenlerden ilginç plak hikayeleri; kayıtların restorasyonu,
renovasyonu, re-master edilerek tekrar aranje edilmesi ve remikslenmesi üzerine şuur açıcı paylaşımlar ve
kullandıkları mash-up, edit ve remiks tekniklerine dair tüyolar...

Kabus Kerim ile MPC Atölyesi

Anadolu Pop Üzerine Söyleşi
Arşiv görüntüleri ve fotoğraflarla desteklenecek söyleşide Taner Öngür ile Murat Meriç müzik tarihimiz hakkında bilgi ve deneyimlerini paylaşırken Anadolu Pop'u sosyolojik ve politik bir perspektiften inceliyor.

Türk Pop Müzik Tarihi Üzerine Söyleşi
Türkiyeʼde nitelikli müzik programcılığı denince akla ilk gelen isim olan İzzet Öz, Türk Pop müziği tarihine
deneyim ve bilgi birikimini sohbet havasında aktarıyor.





garajistanbul konserleri

Kökler: Anadolu’da Aşıklık Geleneği 15:00 @ Cezayir
İzzet Öz ile Türk Pop Tarihi Üzerine 17:30 @ Cezayir
Tülay German: Kor ve Ateş Yılları 19:30 @ Cezayir
Kabus Kerim MPC workshop 21:30 @ Mini Müzikhol

Anadolu Mantarları, Murat Meriç, Kabus Kerim, Mini Başhekim @
Mini Müzikhol 23:00

Kapı Açılışı: 19:30

Konserler: Zafer Dilek, Kadri Ünalan, Osman İşmen Orkestrası, vokalde Erol
Büyükburç Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası, vokalde Erkut
Taçkın, Metin Ersoy ve Mavi Çocuklar’dan Dinçer Erdoğan

Moğollar, Kurtalan Ekspres
SYSU: Serap Yağız & Suların Uğultusu /Anadolu Pop 5.Phase
Derdiyoklar Replikas’a Karşı
Replikas
Ayyuka
Nekropsi
Kırıka
Pilooski, Barış K, Grup Ses, Mete Avunduk, Murat Meriç

DJ’ler: Atölyeler, söyleşiler ve belgesel gösterimleri ücretsizdir.
Atölye çalışmalarına katılmak için başvuru: info@anapop.org

Mekan Detayları
garajistanbul Cezayir 1. Kat, Hayriye Cad. No.16 Beyoğlu
Mini Müzikhol Sıraselviler Caddesi Soğancı Sok. No:7/1 Beyoğlu
Tomtom Mah.Yeni Çarşı Cad. Kaymakam Reşat Bey sok. No:11/a Galatasaray-Beyoğlu


http://www.anapop.org

Thursday, July 15, 2010

Sezia in da Gago!

Vespa #36

Efil efil, tiril tiril...
Urban Confessions, ya şehrin sırlarını gerçekten ifşa ediyorsa?



Unfinished Sympathy

Bu sarki 91'de ciktiginda lisedeydim. VH1'nin gece 2 saatlik yayinda denk gelmek icin saatlerce beklenen yillar. Dün gece 2. biste çaldılar.13 Temmuz gecesi Istanbul'da hayat yine öngörülemedi, bilinemedi ve bulunamadı...
you're the book that i have opened and now i've got to know much more



i know that i've been mad in love before
and how i could be with you
really hurt me baby, really hurt me baby
how could you have a day without a night
you're the book that i have opened
and now i've got to know much more

the curiousness of your potential kiss
has got my mind and body aching
really hurt me baby, really hurt me baby
how could you have a day without a night
you're the book that i have opened
and now i've got to know much more

like a soul without a mind
in a body without a heart
i'm missing every part... heyyyyeah

heyyyyiiii,
like a soul without a mind
in a body without a heart
i'm missing every part

like a soul without a mind
in a body without a heart
i'm missing every part

like a soul without a mind
in a body without a heart
i'm missing every part


Friday, May 14, 2010

FlugTAG 2010

Her insan uçmak ister. Bazıları korkmasına rağmen yine de uçabilmeyi diler. Kahraman bir pilot olma hayali vardır tüm çocukların.



Biz agaçtan ucmaya calisirdik. Ama bilincli bir sekilde degil, meyveleri toplarken yere kapaklanirdik. Bugun "meyveye, agaca dalmamis" cocuklara üzülüyorum. Dalmayi birak, agac görebilmelerine sükretmeleri lazim. Oysa her cocugun icinde o zamanlar, yani benim hatirladigim, agacin tepesinde bir evde yasamak ve agactan agaca ucmak fikri vardi.



RedBull, FlugTag ile sizi ucuruyor. Icinde ucmak hevesi kalanlar, belki o zamanlarin agac tepesinde ev yapmaya calisanlari, bugun garip aletlerle ucma fikrini körüklüyorlar. Gecen gun Emre ile konusurken niye bu ülkede "tasarim kültürü" gelisemiyor ve "iyi tasarlanmis ürünlere" ragbet göserilmiyor diye lafladik ayaküstü karsilasinca, laf nereden nereye geldiyse..

23'ünde Caddebostan'da görüsmek üzere...

Favori takimim adindan dolayi Urban Vespa.

2.RED BULL FLUGTAG İSTANBUL
23 MAYIS 2010 PAZAR, CADDEBOSTAN SAHİL
Uçmak için güzel bir gün…
http://www.redbullflugtag.com.tr

Friday, April 9, 2010

Lüfer'ine Sahip Çık!


Lüfer'ine Sahip Çık!
Slow Food'un İstanbul'da yapılanan konviviyumu Fikir Sahibi Damaklar, lüfere sahip çıkmanın sorumluluğunu güderek bir kampanya başlatmış ve "İstanbul lüfere hasret kalmasın!" demişler. Kampanyanın ilk adımı olarak bir imza kampanyası başlatılmış. İkinci adım ise 12 Nisan Pazartesi İstanbul'da Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ile işbirliği içerisinde bir konferans düzenleniyorlar. Amaç lüferdeki tükenişe kamuoyunun dikkatini çekmek.

12 Nisan Pazartesi günü, Beyoğlu'nda yapılacak ve tüm gün sürmesi planlanan toplantının ve katılımcıların detaylarına şuradan erişlebilirsiniz.


Wednesday, April 7, 2010

Riva

Uçurtmayı vurmasınlar...

016

Riva

Riva

015
Riva, 04.04.2010