Yolda olmaya dair samimi, rafine birşeyler bulmak da bazen o yolu bulmak kadar zor. Herşeyin cıvıklaştığı, kofti ve boş lafların dünyayı sarıp sarmaladığı bir çağda, dönemde belki vaha gibi gelebilir Seli, Felix ve Rudi'nin hikayesi. "Expedition Happiness" akla biraz "The Road"u da getirecektir, biraz "Into the Wild"ı da.
Her bir karakterinde kendinden birşeyler bulabileceğin, onlarla derdest olabileceğin, savrulup paramparça hale geleceğin, başından kalkamayacağın bir hikaye. Biraz senin hikayen, biraz izlediğin hayatların. Bizi tokatlayan her şeyi sevmek gibi kötü bir huyumuz var. Kendimize getirdiği için mi, ağzımıza sıçtığı için mi? Bunun bir melodisi olur mu peki? Olmuş.
Bir memleketin en kemiklesmis meselesini sinemasi hic mi anlatamaz? Ya da anlatmaya kalkistiginda bu kadar mi kötü isler cikarir ortaya. Cekim asamasinda türlü yönlendirmeler ve akis degisiklikleri yedigi dedikodulanan "Nefes" adinin yanina "Vatan Sagolsun"u ekleyip son düzlükte direksiyonu ratinge kirmisti ama "Dağ" icin dusundugum tek sey bu üzerine direksiyon kirilan kitleyi salona cekip cekmeyecegi. Malum hassas "mevzular" bunlar. Ne zaman konusu acilsa herkes baska yerinden içleniyor, ki içlenmemek mümkün mü?
Jack Gyllenhall'un yanina koysan ikizi sanılacak "Oguz" karakterindeki Caglar Ertugrul, "Nefes"in olmaya calistigi FMJ cast'ina konsa siritmayacak esvapta. Ama ne Dağ'da durmus, ne konunun icinde, ne de gercekligin. Evet kaşınası bir "hep aynilari ölüyor bu daglarda" durumu var ama bunu film boyunca "düşman"dan başkan bir tanimla karsilanmayan öteki tarafla beraber böyle mi yapabileceksin. Filmin sonunda 28 senelik muhasebe ekrandan akarken ve filmin basinda da TSK'ya selam cakarken, klark yaparken sorsalarmis onlar "Düşman" diyorlar mi?
Huysuzluklar ve lanetolasılacılıklar komedisi, Woody Allen.Film harikaydi. Yani Roma'ya gidip, tekrar gidip, gidip, dönüp, tekrar gidip, tekrar tekrar gidip, bir daha gidip, yine gidip ve bir daha gitmekten kendini alamayanlar için. Bir yilda 2. defa Roma, az bile. Ayda bir kere gitmeli memlekete. Bunogiorno mio popolo!
Il Derby della Capitale, 11 Kasim 2012, Pazar 15:00 Stadio Olimpico
Kimi izleyenleri rahatsiz etmek icin var. Belki de.
Oysa kendisi "benim filmde yer alma nedenim filmin iyi gişe yapması. iyi gişe yapsın, insanlar ferzan'ı ve filmlerini tanısınlar istiyorum" demis. Luzumsuz, gereksiz caba.
Ferzan'in filmleri bu ülkde Cem'le de gise yapmaz, yapmayacak.
Sonu bilinen bir hikayenin aparati olarak ne anlatiyor bize Cem?
Bilindik sikici hikayelerden bir baskasini.
Zehirlemenin sonu gelmiyor. Servetcilik esas zehir.
Garaj kac araba ile dolarsa doyar insan?
Filmde sikildim. Apollonino ile İtalyanlara bir minnet borcu dedim belki filmden sonra.
Ev kurulumu, kruvasan mutfagi, motor ve panini sticker book.
Kalanlar bu kadar. Do you know Ferzan Özpetek?