Showing posts with label kitap. Show all posts
Showing posts with label kitap. Show all posts

Friday, July 17, 2009

Blog Posta Servisi

Pazartesi Urban Art'tan bahsettim. Kitaplar, yurtdisi, getirip goturmeyen es-dost dedim. Oyle internet uzayina sitem etmekle olmuyormus. Biri cikip golu 90'a takabiliyor. Kitabi alip Almanya'dan getiren Ali Murat Kökat'a tesekkurler. Korkun internetten :)







Monday, July 13, 2009

Urban Art


Gecici olarak Amazon'da stokta gozukmese de bu hazerfan gibi dolasan es-dostu durterseniz belki yurtdisilarindan, oralardan, buralardan getirirler. Her ne kadar "Tamam alirim" diyenlerin bugune kadar bir kitabi almayi becerdikleri gorulmese de. Kendi isini kendin yapican bu devirde...

Editoru Ingo Claua olan kitap co.uk'de stokta yok ama .com'da mevcut
Bu used kitaplardan hic almadim. Merak ediyorum o alisverisi.

Paperback: 192 pages
Publisher: Hatje Cantz (30 Jun 2009)
ISBN-10: 3775725032
ISBN-13: 978-3775725033
Product Dimensions: 22.4 x 17.2 x 2 cm



Monday, June 8, 2009

Apartamento

an everyday life interiors magazine


Apartamento simdiye kadar 3 sayisi cikmis bir dergi/kitap. Ilk 3 sayisi tukenmis. 4. sayisi 2009 Ekim'inde cikacak diyorlar. Uzaktan ele avuca alininca pek fetis duran bu yayini bulmaya araci olanlara dergi koleksiyonumdan baska nadide parcalardan verebilirim. Burdan aldigi dergileri getirmeyenlere de bu vesile ile "haggaten ayip ediyorsunuz" diyeyim. Kimseye kitap, dergi yok bundan sonra.

Barselona'ya giden Baris K'nin eli uzansa bu dergiye. Ha?
BARCELONA: Snö, Ras, Kowasa, Collectors, Free Time, Fnac, Ciclic, Vinçon.






Update
Ali Murat K. yolladi.
Abonelik opsiyonu
https://www.bruil.info/apartamentomagazine

Saturday, December 20, 2008

Yaşar Alptekin


Gecen gün "Din bir ticari meta midir?" diye sormustuk havaya ve suya. Herkesin kendine gore kiymetli degerlendirmeleri var suphesiz. Konunun merkezindeki Yasar Alptekin benim icin, bu son donem muminliginden ziyade 80'lerdeki diskocu genclik filmleri ve universite yillarimda Bakirkoy'de bir arkadasin evinde tünedigimiz zamanlarda, sokaktan "ekibi(timi)" ile gectigi post 90 döneminden yer etmis hafizamda. Yasar Alptekin, aslinda Yusuf Azuz, Engin Koç, İsmet Özhan ve Atilla Saral gibi dalyan modellerin ortamdaki hanudu kaldirdigi zamanlarin piri ve o tarikatin şeyhi olarak da hatirlaniyor. Dergahadüşmüşlüğü pek yeni degil yani.

Şahin Uruk'un "Kadıköy Felsefesi'ne Giriş" adli kitabindaki Bob Dylan Konseri baslikli hikayenin son paragrafinda Yasar Alptekin'den söyle bahsedilir:

"Konserde sunucu Yaşar Alptekin'di. Yaşar Alptekin, hepimizin bildigi gibi ibneydi. Sahnede dans etmeye başlamıştı. Ayağunda uzun bir çizme, üzerinde de deri bir pantolon vardı. Dans ederken arada bir ayağını eliyle tutup, sırtına değdirmeye çalışıyordu. Tabii başaramıyordu. Çetin onun hakkında bir yazı yazmıştı. Yaşar dans ederken ayağını götüne sokmaya çalışıyormuş. Bunu gazeteye basacaktı"

Şahin Uruk'un kitabi Altikirkbes'ten cikmadir. Daha sonra cok aranan bir kitap oldugu icin, Phoneix adinda bir yayinevi tarafindan da tekrar basilmis, kapak tasarimi degismis.

Tuesday, August 12, 2008

Küçük Boklar Kitabı



Karisinin basindan asagi bir kavanoz sictigi boku boca eden bir adama -belki de yine nezaketen- tv kanalinda siyaset konusturuyorlar.
Bundan ala demokrasi mi var...

Wednesday, October 31, 2007

Tepebaşı'ndan Beylikdüzü'ne: Öldürülen Bir Gelenek

Yaslanmis, kici kirik ihtiyar gibi ikide bir böyle "80'ler" demek gücüme gitmiyor benim gerci ama okuyan icin "yine mi" dedirtebilir diye endise ediyorum. Evet, 80'lerde, yine 80'lerdeyiz. Aceto Bey'in elimden tutup beni Tepebasi'ndaki Tüyap'a götürdügü zamanlar, Ali Sami Yen gibi, Spor Sergi Sarayi gibi, Site ya da Gazi Sinemasi gibi, Kristal Büfe gibi, Uçaksavar Basket Sahasi gibi, Mehmet Eksi Futbol Sahasi gibi... Ikimiz yalniz gidene kadar da bize onderlik eden sevgili babam'dan bize yadigar kalan bir aliskanlik. Her yil kasim ayinin ilk haftasi iple cekilirdi. Ben o zamanlar cok fazla 'okuma'nin derdinde degildim. Aceto daha fazla okurdu, hala benden daha fazla okur... Beni kitap fuarindaki kalabalik, oradaki cümbüs, envai cesit kitabi bir arada bulmak-görmek daha cok cezbederdi. Kasagi ile Tom Sawyer arasinda birseyleri 3 ayda anca bitirdigim dönemler. Ama ev kitap dolu... Yasakli, yasaksiz, yatak alti Texas Tommiks Kizilmaskeler.. Bir gun hirtlik edip ispiyonlamistim peder beye Aceto'yu. Bir torba laf isitmisti. Sonra ben o Texas-Tommiksleri mahallede tezgah acip satmistim. Bu is daha sonra trend olmus evinden Texas-Tommikslerini kapan tezgah acmaya baslamisti. 2 yaz oyle gecti. Hatta bir ara isi azitanlar evden garip-gurup seyler de getirip satmaya baslamisti: Eski tost makinesi, babasinin koleksiyonundan köstekli saat, kol dugmesi, sapka, eski kasetcalar.. Isin icinde bir tuhaflik oldugunu bir süre sonra herkes farketti: Mallari birbirimize satip duruyorduk. Kimsenin para kazandigi yoktu. Herseyi firlatip bugun Alkent olan arazide (Çayır) futbola verdik kendimizi. Daha Tanju, Cimbom'a gelmemis; bizim mahalle maclarinin carpisan yildiz izdüsümlerinin Seydic - Selcuk oldugu zamanlar...


photo by Serenity


Kitap Fuari.. Fuardan futbola bir baş-harf carpismasi. Yani fuar Tepebasi'nda bugun TRT tabelasi/kukuletasi olan binada Tuyap Kitap Fuari oldugu zamanlar gercekten "fuar gibi"ydi. Zaman neleri degistirmiyor ki denebilir de zaman bazi seyleri degistirirken mevcut hallerinin yitirilmesine sebep olmak zorunda degil. Ben "Burasi daha uygun arazidir" diye memleketin "bunu-bende-yaparim ressami"nin direktifi ile sehrin 30km disina insa edilmis bir universitesinde bilfiil 14 sene okumus biri olarak, sehrin muhim yasam alanlarinin hele hele fuar gibi senede sadece 1 hafta süren bir etkinligin sehir disina tasinmis olmasinin garabetine cok da sasirmiyorum.

Oysa fuara gecen pazartesi günü, biraz da "bayram günü hadi musait gün" diye giderken kendisi bir mimar olan Keremyan'in savi beni pek desteklemiyordu: "Fuar alani icin burasi gayet musait abi. Buraya alinmasi bence daha mantikli. Fuar katilimcilari sehire girmeden fuar alanina nakil olup, toparlanip geri gidebiliyorlar"
Bu da bir düsünce...

Keremyan'i fuar yoluna saptirana kadar Rampulla ile icimiz disimiza cikti. Bir de yagmur bastirdi ama hic ummadik sekilde trafige takilmadan TEM-Avcilar uzerinden Beylikduzu'ne yarim saatte ulastik. Donus yolu berbat kapaliydi. Dönerken düsünürüz dedik onu.

Fuar alaninda bir de Sanat Fuari vardi. Sanat fuarina ayrilan alan, Kitap Fuari'na nazaran daha genis ve tabi ki gezeni daha az oldugu icin daha ferah. Yaylim yaylim yayilay arazisi. Not almayi unuttum ve hafizamda da yok, cogunlugu portelerden olusan ve pastelle yapilan renkli calismalara bayildim.

Gecelim bir an once ara koridordan kitap fuarina. Umdugum "kalabaligi" buluyorum ama umdugum insan populasyonunu bulamiyorum. Yöre halki gelmis. Bir nebze Tepebasi günlerine selam ederek, brosöür topluyorlar. Kitap fuarinin vazgecilmez goruntusu bu. Ufakken de anlamazdim, fuar binasindan cikan cocuklar ne kadar fazla brosür topladiklari ile övünürlerdi. Bir fuarin böylesi yer degisimi en azindan gittigi yere bir aydinlanma bir kalkinma saglasin ama neye hacet. "Halk" isin terenennisinde.

Sadece halk mi, yayinevleri de ciddiye almamislar gibi. Fuar standlarini ve sergilenen kitap cesitliligini yetersiz buldum. Oncelikle bana gore fuarin en buyuk sorunu yayinevi bazli bir yerlesim plani uygulamasi. Oysa konu siniflarina gore bir yerlesim daha efektif olabilirdi. Bir ton gereksiz kitapla hasir nesir olmak zorunda kaliyorsunuz. Yayinevlerinin kendi yazarlarina olan garip tutumu da cabasi: Şöyle ki, adini animsamiyorum hangi yayinevi Emine Beder'i imza icin masaya oturtmus, sol ve sag yaninda da yayinevinin diger 4 yazari oturtulmus. Fotogoraf cok komikti: Diger yazarlar kitaplarinin sayfalarini mincikliyorlar. Kalabalik sadece Emine Beder icin kuyruga girmis. "Emine Hanim benim kitabin yumurtali ispanak sayfasindan imzalarsaniz cok makbule gecer..."

Muhafazakar kitaplar yayinlayan bazi yayinevlerinin oldukca ilgi cekici kapak tasarimlari kullanmalari sanirim son yillarin "cin fikri". Kapak ne kadar dikkat cekici olsa da sayfalar gül suyu kokuyor.

Özellikle arandigim birsey yok. Güya fuarda kitaplar indirimli satilir ama fuardaki fiyatlar bile korsanin yanina yaklasamiyor. Bu durumda insanlarin korsan kitaba yönelmesi kacinilmaz. Inanilmaz fiyatlar sözkonusu. Yalcin Kücük'ün yeni kitaplarini ve eksik bazi yayinlarini toplayacaktim, taksit seruvenli ufak capli bir servet zikretti standdaki kiz. Uzak durdum.

Tasarim, grafik ve web uzerine birseyler bakinayim diyorum. Internette tonla kitap ve katalogu gorup netten siparis verip, sonra da gumrukte "ithalat yapiyoruz" diye soyuluyoruz. Birkac kitap gorunce heyecanlaniyorum ama nafile. Fiyatlar cok yuksek. Konsantine'den Istanbul'a adinda 2 ciltlik bir foto albumu var. Muthis bir calisma, ama fiyati 1300ytl. Standdaki bey "alici misiniz" diye yaklasti. "Yok çalmak üzere hazirlaniyorduk" diyesim geldi.. Rampulla "eaaaaaaalmayi dusunmuyoruz ama fiyatlar hakkinda bilgi edinmeye calisiyoruz" dedi. 5 tane getirmisler, 3 u satilmis 2 tane kalmis. Kalir tabi. Web Design Index'in 7.'si cikmis. Ondan kapiyorum ama Robinson'dan aldigim fiyattan bir farki yok, "gelmişken alayim" oluyor sadece.
Rampulla da Escher'in hayat hikayesini anlatan bir album aliyor 25'e. Keremyan'sa mimari uzerine bir kitabi karistirip, icindeki icerik icin "orjinal birsey yok" diyince kitapcidan ayari aliyor: "Kitabin kendisi orjinal". Breh breh...

webdesignindex7

Fuarda umdugumu bulamadim, buldugumuzu yedik geldik, 10 yil sonra Kitap Fuari'na giderek 10 yildir neden gitmedigimizi idrak etmis olduk. Okumak senin neyine halkim, broşür topla sen...

Sunday, October 14, 2007

AK-47


60. yilinda bir ölüm makinesi. Dünyada her 40 kisiden birine bir 1 Kalashnikov düsüyor. Ve AK-47'ler ile öldürülen insan sayisi 2 atom bombasinin öldürdügü insan sayisinin toplamindan fazla. "Savaşın Yüzünü Degistiren Silah"
Click for Order



Monday, September 10, 2007

The Ball Is Round


David Goldblatt'tan bir Dunya Futbol Tarihi derlemesi, degerlendirmesi. 992 sayfa. Külce gibi. Remzi Kitabevi'nde vardi 2 tane. Bir tanesini alip Bay Aceto'nun kitapligina ekledim. Gecikmis dogumgunu hediyesi... "Oku da bana anlatirsin sonra" diye de ekledim. Kapaktaki Türk bayragi sizin de dikkatinizi cekti degil mi?

Remzi'de kalmazsa surdan siparis

Wednesday, September 5, 2007

LazKapital

“Efendum meta iki yönlidur. Kullanum değeri ve değişum değeri vardur. Baluk Pazarinun orada bizum uşaklari bir araya toplayup buni örneklerle açuklamak istedum. Foter Osman’i koni mankeni yaptum. ‘Ula Foter Osman, 20 kilo hamsin var tamam mi?’ ‘Tamam Laz Marks emice.’ ‘Şimdi buni 20 metre kumaşla değişturmek isteyisun...’ Ula bu dingil tutturdi, “ben değişturmem, hamsimi kimseye vermem’. Ula eşşeğun öndegideni, haburaya size Laz Kapital’un can damari olan bir koniyi, değişum değerini açuklayacağum, bu tutturmiş ‘değişturmem’ diye. Bizumörnek yatti tabii. Keşke hamsi örneği vermeseydum. Efendum tahmin edeceğunuz gibi metayla-metayi değişturmek içun 20 kilo hamsiyi sirtuna vurup çarşu pazar gezinmek berbat bir iştur. Haydi 20 kilo hamsiyi taşidun ya 20 tane beyuk kütüğün varsa. Ula kütüğü nasil taşiyacaksun? Kütüğün değişim değerini hayata geçurmek, Asteruks ve Hopdeduks dişindaki insan evladi içun imkansuzdur. Uzatmiyayim, soninda bütün metalarun yerine geçecek ortak bir değişum değeri bulundi; para. Böylece o zamana kadar sirtinda 20 kilo hamsiyle, 40 kilo tuzla gezinmekte olan insanluk beyuk bir zahmetten kurtulmiştur. Bakunuz, bel ve sirt ağrilari, disk kaymasi paranun bulunmasindan sonra giderek azalmiştur. Ta ki hali saha denen lanet buluşa kadar.”

Wednesday, March 14, 2007

NeubauWelt

bething ile vektor, eps, grafik uzerine laflarken adi gecen harika bir ürün: NeubauWelt
Sitesinden hakkinda bilgi alabilir, amazon.co.uk'den siparis edebilirsiniz. Aman bizim gibi kargo kerizligine gelmeyin ama...

Wednesday, February 7, 2007

Gümrükten 31 Olsa Çekilmez
Bir Amazon.co.uk Drami

Amazon.co.uk'den Ocak ayı başında birkaç kitap ismalardim. Adamlar xmas arkasi salmislar tabi, bir de kitaplarin temin suresi o bicim. Neyse Ocak 7'deki siparis 1 ay sonra bugun elime gecti ama bir sorun?? nasil?? gecti..


Ogle saatlerinde once bir "havadis kagidi" getirdiler. Gelin iste 30 gun dolmadan alin yoksa pakedinize cokeriz, hacilariz yaziyor kagitta. Kosarak gittim. Topkapi'daki Posta Gumruk Gecirme Genel Bas Kic Mudurlugu'ne. Yakin zaman once Karaci'den gelen kobra yilani mi kokain mi oldugunu anlamadigimiz paket icin gitmis ve daralmis, beklemedigim bir kargo icin 10 Ytl vererek cikmistim.

Neyse evragi giristen alip, 8 nolu bekleme mahaline gidip kagidi biraktim. Baktim millet mal gibi bekliyor. "Neyi bekliyoruz cok afedersiniz" dedim, gisedeki adama. "Dagitici gelmesi lazim" dedi. E nerde bu adam, ogle tatili bitmis. Bir zahmet gelse. "Ben bilemem karismam" dedi. "Gidin mudure sikayet edin". Anlasilan o ki bir ic zitlasma ortami var. Herkes her an birbirini satabilir bu gumruk deposunda.

Neyse esas adam salina salina geldi, notebook'unun basina oturdu. Evet o izbe binada bir notebook var. Sasilacak teknoloji. Ama sorun bir ne icin var? Adam muzik dinliyor yahu notebook'dan. Yaptigi is ile alakasi yok.

Baba kendi mesrebince kutulari acan adama emir veriyor, kalkiyor kutulara bakiyor. O olmaz, bu gecmez diyor. Sira beklerken, 3-4 kisinin cep telefonu kargosu geri cevrildi. Hediye olarak bile yurtdisindan cep telefonu getirilemiyormus. Iyi halt etmis alanlar.

Bu kutu acma paketleme reyonunda aslen insanlarin kutulara bakmasi yasak bariyerin arkasindan. Yazi asmislar "namahrem" diye.. Yanimda Karlo'ya "Abi iyi ki vibrator falan ismarlamadik" dedim, halimiz nice olurdu Topkapi halki arasinda. Biterdik.
Bekliyorum birilerinin kirli camasirlari ciksin, salak salak gülelim. Daralmisim zaten sira beklerken.

Benim pakedi gordum, orda usulca yatiyor Amazon. O gitti bu gitti sira bana geldi. Anons ettiler "Eet eet eet benim" dedim. Verin kitaplarimi gidim kardesim.

Nereye gidiyorsun ulan, nereye gidiyorsun. "Ithalata giriyor" Cattttt vergiiiii..
Neeee? 100€ dan cok olan seyler... "Neylerde???" kutularda, paketlerde, kargolarda, onda, bunda... Navlun, sigort, kil, tuy yun parasi oduyorsun.

Esas adam aldi hesap makinesini hesapliyor. Bay dallama cikardi onume 56 YTL odeme. "Odeyecek misiniz" dedi.. Odeyecegim tabi dedim ulan, herseye ragmen odeyecegim, bu savasi kazanacagim. Inegiz tabi odeyecegiz. Kitaplari bekliyorum 1 aydir. O kadar para zaten toslamisim, "ithalat yapiyorum" zannina yenilip geri mi gonderticem mallari. Bekledigim sira da cabasi.

Baktim bir garip sayilar var kagitta. Vezneye gitmden once geri dondum. Bagirip cagirmaya basladim. " Ya beyfendi bu mallar 147€ , sen toplamina 356 YTL den sey etmissin de, ona vergi bindirmissin de.. cikarmissin 56 .. olur mu canim, nasil is bu.. mallar toplami 147€ dan 256 yTL ediyor. Suna bir bakin. bakin bakin bakin. Beni deli etmeyin"

Arkasindan bir de "Hem kardesim burada cizelge, fiyat listesi, ne nasil nasil oluyor, bu oranlar ne navlun ne bir aciklama listesi yok mu, biz nerden bilelim kazik yemedigimizi"..
Cikardi bana 3 tane ansiklopedi gosteriyor. Al bak bunlar mevzuat diyor. Kosakoca gumruk musavirligi sektoru var bosa mi ? dedi.. Orda bendeki tel koptu.

Zaten binadan iceri girince bu mezbelenin koca bir sacmalik oldugunu goruyorsun. Gumruk musavirligi de bu mezbelelikten dogan bir sacma sektor iste. Ben bu mala zaten essek gibi posta parasi vermisim. 250 YTL lik mala, 60 YTL bir de vergi oduyorum. Cikarken bir de 2 YTL falanca adama damga pulu odedim. Ya bu ne fittiricam.

8 e git, Ordan don 1 e kagidi ver. Vezneye ugra. Al ordan 9 a git. Tam bir ona gir buna git devlet dairesi. Binanin ici zaten kasvet yuklu.

75 dakika sonunda kitaplari aldim. Sirada arkamda bekleyen adamin dedigi gibi " kacakcilik yapiyoruz ya".. Evet kacak getirdigim kitaplarla ilim irfana kulac aticam.

Sitkim siyrildi gümrük mefhumundan. Bundan sonra siparisleri 99€ luk paketlere bölüyorum arkadas. Benim boyle sacmaliklar ile ugrasicak bol vaktim yok.

Kitaplari sonra bahsederim. Once ben tadina bakayim.
Listeni vereyim ama:

  • 1 of: Stencil Graffiti (Street Graphics / Street Art)
  • 1 of: Graffiti Brasil (Street Graphics / Street Art)
  • 1 of: Street Logos (Street Graphics / Street Art)
  • 1 of: Art of Rebellion: The World of Street Art
  • 1 of: Berlin Street Art
  • 1 of: Wall and Piece
  • 1 of: Izastikup: The International Sticker Generation