100. yılını kutlayan İtalyan "Luxury" markası Trussardi, Milano merkezli yine bir baska İtalyan kült tasarim markasi Momo Design ile
isbirligine giderek asagidaki kasklari üretmisler. Napa kapli bu kasklarin yan taraflarinda altindan bir plaka (kask yüz koruma dönüm-baglanti yerlerinde) ve tam ense üstünde ice dogru baskili/kabartmali bir logo var. €450
Not: Eğer bu tip ama daha hesapli bir kask ariyorsaniz. Epeydir satilmayan ve reyonlarinda duran kasklar icin, Istinye Park Beymen Blender'a ugrayin. Koca kafalilar siz gitmeyin, söz dinleyin.
Onur Bayraktar, tiyatrocu, 31 yaşında(ydı). Bazılarımız gibi "iki teker" tutkunu. Ve onlardan kendini kaybedip gaza basanı. Onur'u, "Kapalıçarşı" dizisindeki "Timur" karakteri ile tanıdım. Diziyi izleme sebeplerimden biriydi (ötekisi Zeze). Hem karakter hem Onur'un oyunculuğu için. "Bazı hayatlar buraya kadarmış" dedi Erkan Can, cenazesinde.
Onur, diğer bazı olacakları hissedenler gibi başına gelecekleri önceden hissetti. Twitter'ında yukardaki mesajı yazdığında sadece 200 kadar takipçisi vardı. Cuma akşam hayatını kaybettikten sonra şimdi onu 3bin küsür insan takip ediyor. Bir garip vicdan var hep bu memlekette.
Trafikte motor suruyor olmanin, dort tekerlilerce genel kani haline getirilmis bir dezavantaji var, potansiyel pizza motorcususundur ve sen de onlar gibi atlayarak sekereklesebilirsin, dolayisi ile dort tekerler sanki kendilerini bir motor ezebilirmis gibi bir hülya ile akip gidebilir yollarda. Gercekten kelle kucakta ya da her daim ölüme hazirlikli olmak motor uzerinde belki bir anlamda insana baska bir direnc de katiyor olabilir. Mesela her motoru stop edip anahtari cikarttigimda hayatta kaldigima sükrediyorum. Cunku dikkatli sürmek, herseye dikkat etmek yetmiyor, cevrenden akip gidenlerin dikkatini de kontrol etmek zorundasin, yani dikkatsizligini. Bu yüzden en mutlu anlar yollarin carsaf gibi oldugu, bombos zamanlardir. Sirf geceleri cikim 03-04 lerde Istanbul'un keyfini sureyim diye aldim zaten. Gerci farketmiyor bu sefer de isiklarda ayagini yola atinca aninda bangirdayan araba hengamesi Cheetoslamasi gibi bir paranoya kapliyor, illa biri gelir simdi limon sikar bu isin icine. Fevkaledenin fevkinde tirstigim yerler var mesela Sabah gazetesi onune cikan alt gecit, mesela Zkuyu ust yoldan gelip Sariyer istikametine kaykilmak mesela Zkuyu mezarligin onune giden viraj, mesela tum orta seritler... Dün kendimce cok dikkatli giderken, -hos saga sola cok takilip dikiz aynasiyla küs oldugum zamanlar olmuyor degil-, neyse Levent'te Melodi Pasaji'nin onunde, 10 sn kadar önümde olan iki yemek servis motoru bir yasli kadina senkron sekilde carptilar. Olasilikla birbirleri ile yarisiyorlardi ve buna adapte olmaktan ötürü yoldan gecen kadini goremediler. Insanlar kosustular, yardim etmeye calistilar, kadin direkt bayilmis gibiydi, cocuklar ayaklanmislar bir yerlerini tutuyorlardi, biri cocuklara kiziyor, biri kadina bagiriyordu. Birileri de seyrediyordu, trafigi tikamamak icin durmadan devam ettim ama kadinin akibetini de sonra merak ettim. Bazen diyorum yaya olmak daha mi güzel, ama kaldirimda ezilmektense carpisarak savasarak ölmek daha iyi degil mi...
Sütlüce'den Halicioglu'na cikan alt tünel yoldan persembeden beri 3 kere gectim. Bunlardan birinde bir arac beni tunelin tam orta alaninda sag duvara dogru sikistirdi. Hiz kesmeseydim bu van-bus ile duvarin arasinda patates püresi olmustum sanirim. Tunelin zemini cok problemli, ozellikle motor icin. Zemin icin karayollarina yazi mi yazayim, duvara sikistirmaya calisan manyagi anlamaya mi calisayim.... Dolastigim yollarda rastladigim opstürüksiyonlarla alakali notlar aliyordum kafamda, onlari bir ara toparliyayim burda, birilerinin isine yarar belki...