Monday, January 8, 2007

Monday Bloody Monday

Pazartesi sendromu.. Gece 00:00 sularinda 2 cifte antrikot yanina 1 kadeh Doluca Kirmizi ile salonda pazar gazete dergilerine çökme, televziyon karsisinda uyuklama.. Sabah 06'da "N'oluyor ulan" diye uyanma. Balkonda gerinme, Exotic Portakal'dan bir yudum kafaya dikme, salondaki 2 li koltuga yumulma. 07:30'da tekrar "N'oluyor lan" diyerek kalkma. Mail checking, forchecking, dis fircala (bu aralar cok ozenliyim, disciye bok gibi para veriyorum aklima basima geldi), server os degisimi icin Softlayer'dan Nick ile 15 dakika gergin olmayan bir chat, arkasindan ne giyicem stresi (oyle kaybolurcasina bir gardirop var ki mesaji), 2 tane macar salamli-zeytin ezmeli sandvic hazirlama, onlari cantaya atma. Aksamdan galan hic goz atilmamis dergileri kucaklayip disari dokulme. M.Koy otobusunu yakalama. Maya Center'in ordan gecerken Spi Bey'i Damat-Tween kiliklarda görerek "Napiyor bu" deme, M.köy'de inip her ne hikmetse onunden gecerken bir kahve isteyip Starfucks'dan kahve alip otobus duragina elinde kahve gayet nizami olmayan hareketler esliginde yürüme. Starbucks kahve ile 85M'ye binmek ve sicagin vurdugu sol cam kenarinda "Oldu mu simdi" bu diye tanriya siginma.. Iste geldim burdayim, yeni bir hafta: Sensin sinerji, sensin pozitif, sensin haybeden esinti.

Dogru ve Pozitif Ahmet

Saturday, January 6, 2007

Vestel'in Laptop Reklamı: Ne Anlatıyorsun Birader?

Vestel reklam harcamalarinda yokus asagi giden freni patlamis Anadolu gibi. Bu enterasan sinerjiye sahip Türk firmasi/markasi ortalamanin üstünde kalitede ürün üretmeyi beceremezken bu reklam yatirimi ile neyin pesindeler anlamak güc. Su ev güvenligi ile alakali cikardiklari ürünü hatirlayaniniz var mi? Nerede?

Ne oldugunu söyleyelim. Urun patladi, reklami piyasadan cekildi . Cunku tutmadi. Cunku kalitesizdi. Tipki televizyonlari, buzdolaplari gibi..

Simdi trendi yakalamaya calisip, hemen hemen her eve girmeye baslayan notebook ve onun fıkır fıkır pazarindan pay almaya calisiyorlar. Turkiye'nin tek laptop fabrikasi olmalarinin reklamda vurgulanmasinin tuketiciyi ilgilendiren nasil bir degeri olabilir bilemiyorum. Urunu gormedim ama eminim ki bir Vestel notebook muhtemelen bu ülkenin "tek laptop fabrikasindan" uretilmis sallama bir ürün.

Cunku kimse kuvvetli, inandigi bir urunu, bir notebook'u reklamda hedef kitlesini aptal yerine koyacak sekilde ve notebook'u piyano gibi kullanmak seklindeki bir sacmalikla pazarlamaya calismaz. Hele o reklamda otobus goruntusunde ayakta duran ve oturan tipler nedir allahaskina. 25 yildir Istanbul'da otobuslere biniyorum. Ben boyle tipler gormedim. Türk pazarina avrupali modelle reklam filmi cekmek niye.. Oh yeah prezentibil, fashionable, fresh, power tipler... Sahte gerceklik!

Ayrica notebook deniliyorsa lütfen Sony Vaio'dan sasilmasin. Basmiyim tokadi.

Friday, January 5, 2007

Banksy @ Palestine Video

Ver Sushiyi Firina

Sushico'daki sushi macerasini anlaticam ama onu kaleme alana kadar size yosunlu bir baska izleti. Bu guzide izletiyi paylasan sevgili Hasan Shota'ya da sevgilerimle. » Ex-Ronnie Abla aktivitede...

"otto" websitesi yapmış...

Böyle bir söyleyiş bir süredir jargonda var: " Yapmak "
İnşa etmek. Eylemin tanrısı olmak. "Araba yapmışsın" "Oo abi ev yapmışız"
Asmalımescit Otto, websitesi yapmış.
http://www.otto-pgb.com/

Surada da Otto manzaralari varmis...

Anlasildi Remzi Dergi Reyonu Bir Tür Podyum

Aybasi ya.. Dergilere yikilacagiz. Yine Akermerkez Remzi'deyiz(Sanki 10 kisi gidiyoruz) . Dükkana girer girmez direksiyonu sola kiriyorum. Kirdigim gibi dagiliyorum. Karsimda makyajsiz Sanem Altan var. Once o oldugunu kabul etmekte cok zorlandim. Elimi yuzume kapatim tekrar baktim. Filmlerde oyle yaparlar ya. Döndüm dergilere baktim. Tekrar döndüm S.Altan'a baktim. Yanina bir ufak cocuk gelip de şakımaya baslayinca anladim ki sesinden kendisi bir adet Sanem Altan. Tüm heybeti ile birtakim dergi ve kitaplari karistiriyor. Pirelendim, killandim, alacagimi alip vinnladim. ELLE alamadan kaldim, utandim ELLE alirken görücekler diye.

TimeOUT Istanbul'da Emekcan Pelus'umuzun roportaji var. Diger dergilerden notlari dusucem cok yakinda, pek yakinda...


bg sound: "Les Courants D'air By Grand Tourism Feat. Terry Callier"
Evet bu aralar Terry Callier'e takmis durumdayiz. Bu eski sariyi bilenleriniz olacaktir.

Thursday, January 4, 2007

28millimetres

JR adinda bir aktivist fotografci Los Angeles'dan Berlin'e kadar uzanan bir cevrede cektigi fotolardan olusturdugu posterleri illegal sekilde sokaklara asiyor. Bunlari da filme aliyor. Siz de merak edip download edip izliyorsunuz.

MASSIVE ATTACK - Live With Me (feat. TERRY CALLIER)

it don't matter, when you turn
gonna survive, live and learn.
i've been thinking about you baby
by the light of dawn, and in my blues
day and night, i been missing you

i've been thinking about you baby,
almost makes me crazy,
come and live with me

either way, win or lose,
when you're born into trouble you live the blues

i've been thinking about you baby

see it almost makes me crazy child
nothing's right if you ain't here
i'd give all that i have just to, keep you near
i wrote you a letter and tried to make it clear
that you just don't believe that, i'm sincere.

i've been thinking about you baby...

plans and schemes, hopes and fears
dreams i've denied for all these years

i've been thinking about you babe, living with me, well.....
i've been thinking about you baby, makes me wanna...child

nothing's right, if you ain't here
i give all that i have just to keep you near
i wrote you a letter darlin', trying to make it clear
how much you just don't believe that i'm sincere.
thinking about you baby, i want you near me

Ayvalık'tan Dünya Kupası Anlatan Adam: Ümit Aktan

Ümit Aktan'i elbette 80'lerden hatirlariz. 90'lardan hatirlamak gerekirse, Old Trafford'daki Manchester United - Galatasaray macinin TGRT kanalindaki anlatimindan hatirlamak isteriz. "Schmeichel degil Bütün Maykillar gelse bu topu kurtaramaz" belleklerden daha silinmemistir.

Ama iste yillar gectikce insanlar da degisiyorlar, serpiliyorlar, hatta komple dagitabiliyorlar. En son yine Dunya Kupasi zamani Kanal 1'de "omzuna setland kazagi atip sahilde dolasan filinta" hesabi ekranlara cikmasindan sonra yine ayni ekranda efsane bir goruntu vermis. Karl Heinz yakalamis. "Bir Alf vardi ne oldu ona" dercesine, delicesine...


Tuesday, January 2, 2007

DükkanIstanbul Ile Semtin Eski Kasabını Aldatmak

Su son 2007 ile alakali postta farkettim ki sonradan, burada sanki sahnedeymissin gibi birilerine hitap eder tarzda konusmak da neyin nesi oluyor. Zaten 2-3 kisi arasinda dokulelim'den dogmadi mi tum bunlar, o zaman nedir bu izleyici, takip eden falan merakliligi. Ben es dosta teker teker anlatmaktan yoruldugum seyleri ortak carpan parantezine alayim, bu kicini kaldiramayan inekler de parantezi yoklasin diyiverdim ama iste bu blog agzi denen birsey var. Hyde Park misali cosuyoruz...

En son Carlos'la evvelki hafta DukkanIstanbul, Defne Koryurek ve Semtin Kasabi konusunda atip tutuyorduk. Bari su yilbasi munasebetiyle etleri DukkanIstanbul'dan alalim da boyle uzaktan "guzelmis, supermis" demekten vazgecelim, notu yerli yerince verelim dedik. Daha yolda Carlos Beycigim "Oglum biz neden bloglara bunlarin linkini koyduk ki, ben kaldiricam" dedi. Ya dedim hayat sen ne garipsin. Bir blog, ona link koymak ya da koymamak bir anda gunumuzun konusu olabiliyor: "Ne bilim niye koydun. Sahsen ben oyle hislendim. Duygulandim. Iki adim otemde boyle bir aktivite var diye costum, sanki destege luzum varmis gibi link verdim. Seni bilemicem" dedim. Demeye kalmaz zaten 5 dakika mesafedeki dukkana son yokusu tirmanarak nefes nefese girdik. (Elelamin Range Rover'la geldigi kasaba yaya gelmek de ayri bir konu ya...)

Tahmin ettigimden kucuk ve bizim buralarin daha dogrusu Kucuk Armutlu tarafinin formati gozonunde bulunduruldugunda cemberin epey disinda bir yer. Dukkana girdigimizde Emre Bey'in selami ile karsilandik. Giriste soldaki ufak tezgahinda etler metler birseyler cizbizlamakla mesguldu. Ufaklik da kasanin yaninda kundagindaydi. Sevdigin isi yaparken, sevdigin cocugun da yaninda olacak tabi.

Gozume ilk takilan Dry Aging etlerin dizildigi dolap oldu. Carlos Bey'le birbirimize bakip etlerin sekil ve semalleri uzerine biraz tereddute dusmedik degil. Oncelikle Dry Aging et konusunda tamamen cahiliz, nedir'i cozmeye gelmisiz ama insan bildiginden sasmiyor misali setin arkasindaki gencten atik beye "Ne tavsiye edersiniz" gibi tamamen ortam yabancisi bir soru ile girisip, benim "Kontrafile, Carlos!" yönlendirmem de atik Kasap tarafindan bertaraf edilince, cevap gecikmedi: "Iiih, Antrikot vereyim..."

Vermesine ver tabi ama ben bir süredir Antrikot yemeyi biraktim. Yagli buluyorum. Kontrafile cok daha duru ve lezzetli geliyor artik bana. Neyse fazla cinsilik etmiyim dedim, 8 parca Antrikota fit olduk. Tavandaki asili baton sucuklari websayfasinda gorup ic gecirmistim. Ederi kalin olur diye, "Bir de yarim baton sucuk"u eklettirdim Carlos'a. Sevgili zevcesine 2 parca t-bone almamiz ile siparisimizi tamamlayip, hesabi odeyip carcabuk dukkandan cikiverdik.

Tum bu siparis suresince sol omzumu dayadigim ufak masada etrafindaki dunyayi ziklemeden Emre Bey'in onune verdigi eti buyuk bir sessizlikte lupleten beye gecikmis takdirlerimi sunarim. Gercekten Gary Oldman'a tas cikartan bir cool ifade ile sessiz sedasiz goturdu. Hani bir parca ister misiniz, kokmustur diyen olmadi. Zaten "konsept" geregi boyle bir "bayaligi" beklemeye hakkim yoktu. Zira oteki yandaki masada cantalarindan kendi getirdikleri sarabi cikarmis muhtemelen kariyerleri aylik ortalama 5-6 bin YTL income ile ortusen 4 bey coktan "lastik" bir muhabbete girizgahi yapmislar, dukkani piknik alanina cevirmislerdi. Siparisi bir an once alip, dukkanda fazla durmak istemeden sivismamiz da biraz bu yuzden oldu. Ya onlar o dukkana ait degildi ya da biz. Kacma jokerini biz kullandik. Ustelik yillarin asli Semt Kasabi Mehmet Abi'yi aldatmis olmanin verdigi o garip mahalle insani duygusu ile...

Etler mi ?
Gayet iyilerdi. Antrikotu sofrada biraz ayiklamaya tabi tutmak zorunda kaldim ama Süt Danasi dedikleri sey ve Emre Bey'in kendi özel besisi ile yetistirdigi bu ozel kesim etler eh normal piyasanin uzerindeki fiyati ile de zaten biraz guzel olmak zorundaydi. Pisman olmadim lezzetten.
Baton sucugaysa oyum 10 uzerinden 9. Oldukca hafif, yedikten sonra mideyi rahatsiz etmeyen, baharat dengesi cok yerinde bir urun. Yolunuz duserse, cuzdaniniza guveniyorsaniz, girtlaginiza merakliysaniz ugrayin derim. Hayir gelmisken bize de ugrayin. Kamelyali cay yaparim size...

Bu yaziyi karalarken Carla Bruni "Quelqu'un m'a dit"yi mirildaniyordu.