Wednesday, June 13, 2007

evlisin de benle evli degilsin...

kadinin evlilik vurgusunu gündelik hayata yedirme telasina takmis durumdayim. gecen gun bir ogle yemeginde masada bosbogazcasina akan muhabbete herkes birer tugla koyuyor, sirkette iki calisanin da evli oldugundan haberim yok. biri ile bunlari gevelicek samimiyetim var da otekisine "aa sen evli miydin" diye tepki verirsem kendisinde gözüm oldugu sanrisi yaratmaktan bile cekince duyarim diye "hadi canim dedim, evli olamazsin" dedim daha da sictim. bu sefer de kizin evli olmasina uzulmusum "ah ah kacti kiz der" gibisinden bir hava olustu masada. arkasindan nereden sokustururum telasi ile de sevgilim oldugunu falan bir sekilde sokusturdum araya. ruhum hasta yapacak birsey yok, uyuz olurum ima ve intibalara.

neyse nerden geldi, masada evlilik adayi biri var, haftasonu da bizim Memo evleniyor, bu ara sagdan ve soldan evlilik ataklari geliyor. derken konu bir ara baska bir mekanda yine evlilik hadiselerine geliyor. sinirsiz, kayitsiz bir sikayetim var ki kadinlarin bulduklari her firsatta kocalarindan bahsetmeleri, sanki adami taniyor musuz cok yakin arkadasimizmis gibi herifin hayatindan her kesitten haberdar edilmemiz gibi bir duzum soz konusu. bunun insanlar üzerinde yarattigi daralmanin farkina varamiyorlar. hayir evli olmadigim icin degil, yani banane canim senin kocandan ve o burda olsa ne derdi ne yerdi ne icerdi nasil davranirdi detaylarindan. tamam cok guzel evlisiniz, cok super kari kocasiniz ve senin evli olmayan bayan arkadaslarina küstahca, sanki maci hep onde goturen takim edasinda baktigini biliyoruz da fenalik geliyor.

oysa evlilik de ona dair olan hersey de kari koca arasindaki bu bize anlatilmamasi gereken tum detaylar da o "ev"in icinde kalmali galiba biraz. ne oluyor da bir anda eslenen, otek yarisini buldugunu dusunen bu elmalar birer karpuz gibi düsüyorlar kucagima gundelik hayatta.

sirkette bir sekreter vardi. soyle diyim kizin daha adini ogrenmeden erkek arkadasinin adini ogrendik. Y asagi Y yukari. Geldi bize "Y, gecen gun telefon alacakti PSP aldi, butun gun onla oynuyor" diyor. Kiz odadan cikiyor biz "hahahahah salak" diye gülüyoruz. Essek kadar herif PSP ile napiyor ayol dedikten sonra ben PSP ile sirketin tuvaletine gidiyorum. Ama ne Y'yim, ne evliyim...

Bir donem hayatimiz Y'siz gecmemeye basladi. Sirkette herkes biliyor ki sevgili sekreter hanim kizimizin bir Y'si var. Var da ulan benim degil senin, ne bilim esirge, anlatma, paylasma, allahaskina sana kalsin. Sen kacmaya calissan bir sekilde Y hikayeleri gelip seni buluyor. Olan biten herseye dair bir Y ilintili yorum mutlaka var.

Hafizalardan silinmeyen bir anekdot var, gezegenle paylasmak lazim bunu. Sirketin olagan uıpdate meeting'lerinden birindeyiz. Sevgili patron gelis gidis saatlerini yaz saatine uyduralim ayni saatte hep beraber gelip hep beraber cikalim bir duzen olsun diye lafa girerken soz her zaman oldugu gibi baskumandan sekreter hanimda, ilk söz.. Kacta gelmek senin icin uygundura gelen muthis cevap "Valla Y 17:30'da evde oluyor, ben eger burdan 19:00 da cikarsam 1,5 saat beni evde beklemek zorunda kaliyor. Ona gore bir sey olursa, bir duzenleme" Bay T ile gozgoze geliyoruz. Patlayacagim, patlayamiyorum. Sirket toplantisinda, sirket mesai saatlerinde bir kriter olarak bay Y.

Yani kusura bakmayin butun bayan arkadaslar, es, dost, familya, butun mahalle... Bu koca enjeksiyonundan daraldigim kadar baska bir daralti mevzu yok su siralar gundelik yasamda. Nerde cift görsem ayirasim geliyor.

Bu vesile ile su veciz sözü de anmadan gecmeyelim: Kucaktan gelen kucaga gider!

1 comments:

asım said...

manita/sefkili ifşa etme olayı, modern zamanlar hastalığı/gerekliliği heralde artık. Olur olmadık ortamda dakikalarca ceple konuşmalar.Bloglara da sirayet etmiş aslı kerem hikayeleri... Hele feminen ahalisi tüm hayıt gayesini bunun üzerine inşa etmiş gibi duruyor. Kime sövelim yarım saati 1 kontör gsm şirketlerine mi,sanal aleme mi...