Tuesday, July 25, 2017

Denemek vs Çabalamak




Her akşam burayı açıyor musun dedim.

- Evet, her akşam burdayım dedi.

Bir arabanın arkasını kokoreç tezgahına çevirmiş. İnce işçilikle, çok muntazam. En ufak detayına kadar elleriyle yapmış. Bu özeni kokoreç keserken ve siparişi sunarken de belli oluyor. Kaça kadar ayakta oluyorsun dedim.

- 02:30/03:00'e kadar dedi.
- Yorulmuyor musun dedim
- İki çocuğum var, onlar için mecburum dedi.

Çocukları için mecbur olan bir adam. "Gördün mü evlat ne demek" diyen Hüseyin Bey geldi aklıma, Sadık'ın ölümünden birkaç dakika önce. Elbette herkesin başka bir hikayesi var. Herkesin yürüdüğü yol başka, geldiği kulvar başka, şartları başka, karşılaştığı fırsatları başka, çevresi başka, tabıyatı başka. Ama herkes için hayata tutunmak, çocuğu olsa da, olmasa da bir zaruret. Bear Grylls'in denemek ve çabalamak arasındaki farka vurgusunu düşündüm sonra. Herhangi bir konuda "denedim" diyen insan ile "çabaladım" diyen arasında mental bir fark var. Denedim, belki bir daha denemeyecek ve o meseleye dair "yaptım ama olmadı" sonucu ile insanı bıraktıracak bir ifade, çoğu zaman. Oysa çabalamak bir süreç, bitmeyen, sonuca ulaşmak için yapılanların tamamı. Hayatı bırakmak, ya da bazı şeyleri deneyip geçmek gibi bir lüksümüz olamaz, çabalamak ve daha çok çabalamak zorundayız. Hangi arzularla donanırsak donanalım, hangi şartlarda olursak olalım. Yaşama coşkusuna dair arada lafladığım bir arkadaşım "yaşama dair çok fazla ümidim yok" dediğinde ne ülkenin durumu, ne geldiğimiz yerin bir tür "denedim olmadı" hali üretmesine izin vermemeli diye cevap veriyorum ona ekseri. Bir başka iyilik, bir başka iyi hal, bir başka insana omuz, dostanelik üretmek, belki hayatta kimin için ne olacağını hala bile bilmiyor olmak başlı başına yaşama coşkusu, çabalamaktan kaçınmamak için yegane gerekçe olamaz mı?

Ebeveynlerinden önce bu hayattan kopmak gibi bir lüksü olmadığı gibi insanın, bu dünyada hangi iyiliğin içinde olacağını henüz bilmiyor olması bile her yeni güne taze bir nefesle başlamaya sebep. Buna mecburuz, "zorundayız."

0 comments: