Sunday, March 7, 2010

Sanal mı Gerçek mi: Anonimite Devri Bitti!


Bu hayatin miladi 95 sonlari diye biliyorum. 96 senesinde Selpak'ta staj yaparken "bu endüstri muhendisligi beni kesmeyecek" diye dusunup mesaiden sonra sirkette kalip web sayfasi tasarlamaya calismamin beni cikaracagi yoldan bihaberdim. Sabah 05'e kadar sirkette kalir, internette herseyin altin ustune getirir, kaydetmem gereken seyleri disketlere kaydeder, taksiye atlar eve gelir evdeki pcye bosaltir, dusu alip 08'deki mesaide yeniden sirkette masamin basinda olurdum. Toyluk iste, enerji alabildigine yogun. Uyumadan hafta boyu tutundugumu dün gibi hatirliyorum. Bir süre sonra bunye kaldiramaz oldu. Bolum patronu callback yapmayi da ogretti. Insani saatlerde eve gelip, sirketteki networke baglanip callback ile kendi modemimi arattirip sirket uzerinden internete cikardim. Internet pahali birseydi ve daha dial-up ile fahis faturalar odeme donemi baslamamisti. Gece 00'sularinda patron arar "bagli misin cik ben girecegim" der, beni hattan firlatirdi. 16bit jpglere omur baglanan, gezdigim her web sayfasini teleportladigim uykusuz geceler. Bugun fiber optikler uzerinden hayatimi idame ettirecek isi uretebiliyorsam, butun temelini aslinda o gunlerde attim. Uyumadan, ogrenmeye calisilabilecek herseye kulak kesilerek. Bunu niye anlatiyorum, lafi suraya getirecegimden, daha o zamanlar bu evrene "sanal" denilerek bunu kapi disarisindaki hayattan ayirma, paralel bir evren gibi dusunme bicimi hakimdi hayata. Oyle ye baska isimler kullanirdik, kim oldugumuzun onemi yoktu, anonimite bir sekilde onemliydi. Kimseye nerde ne yedigimizi, nerede uyudugumuzu, ne ictigimizi soylemekle sorumlu degildik. Zaten kullanici bilincinin ortak algisi uc asagi bes yukari böyle sekillenmekteydi. Bugun gelinen noktanin kivrimlarinda "ismi-cismi" ile varolmanin bir tür herkesin kendini "marka" zannetmesi ya da "kariyer planlamasinin ilk adimi" sanilmasi isini o zamandan kurgulayanlar da yok degildi. Bunlarla ya da otekilerle, otekilestirdiklerimizle gece gunduz konusur, birbirimize hikayelerimizi anlatirdik. Bu baglanma hali sonra "gercek hayati esir aldi". Aliskanliklar, zaman planlamalari, egilimler degisti. Görece bu degisime muhafazakar bakanlarin, duranlarin bugun o zamankinden daha kati sekilde "baglanmis" oldugunu görünce sadece tebessüm edebiliyorum. "Sanal" diye asagilanan, alt bir hayat, asagida bir yasam formu olarak dudak bükülen bu kablolarla donandigimiz halin bugun daha fenasi kablosuz olarak her statüden insanin hayatini yonetir duruma gelmis halde. Ama biz ya da bazilari, ya da birileri "sanal" ve "gercek ayrimi yapmaktan hala ve hala kendilerini alamiyoruz/lar. Oysa bana göre hayat bundan 15 sene once de gercekti, suanda bu dinamikleri ile de gercek.

***

Sosyal ağların artması, dikine enine her konuda bir sosyal ağın üremesi ile beraber bu mecraların bir yönüyle iş, bir yönüyle hayat içinde konumlanma alanlarına dönüşmesi ve özellikle Facebook sonrası kendini tanımlama biçeminin artik bir handle-name (nick) üzerinden değil direkt nüfüs cuzdaninizdaki ad üzerinden yapilmaya baslandigi bir dönemde internetin ilk zamanlarindaki "anonimite" hali artik kalmadi. Yok denecek kadar azaldi. Cunku artik "kendince" herkes herkesi taniyor, tanimak istiyor ve hayati yasayis sekillerini artik bu "sanal" hayat belirliyor. Gezdigimiz, dolastigimiz yerleri an be an twittliyor, lokasyon bazli servislerden yayinliyor, yedigimiz yemegi aninda notluyor, 1 saat icinde kendimize sehrin filanca kahvesinde bulusacak yeni arkadaslar edinebiliyoruz.

Zamanin devinimi bunu yönlendirirken insanoglunun bunu bir hatla ayirip gercek degilmis gibi yapmasi ve sanmak istedigi bir alan icine sikistirmaya calismasi kendi trajedisi olsa gerek. Yine de anonimitenin internetin en korunmasi gereken niteligi oldugunu savunuyorum. Ne söylendigi, nasil söylendigi ve ne mana tasidigina bakamayanlarin 15 yil once de bugun de bundan sonrasinda da takilacagi sey elbette isimler-cisimler olarak kalacaktir. Takilmaya luzum yok.

Unutmadan, benim adim Zoban. Zoban Ra. John Doe gibi. Ne önemi varsa.

7 comments:

graSS said...

146lar 145ler superonlinelar koçnetler ircler soplar oplar voicelar ns identifyler cs registerlar falanlar filanlar.

Kartal Bafiler said...

Konumuzla alakalı :)

http://failblog.org/2010/02/12/twitter-fail/

elixir said...

o günleri geçirmeden internete girenlerin, o günlere dudak bükenlerin, bugünlerin en baba teşhircileri olması da bana hiç şaşırtıcı gelmiyor.
Röntcülük ve teşhircilik..avam değil kapı gibi gerçek ve tam da şu an yaşanıyor...
Bakalım daha ne komedyalar çıkacak..

*STYLEBOOM* said...

ben nette isimsiz/cisimsiz kalmayı seviyorum, basariyordum da taa ki twitter'a kadar, blog icin aldigim twitter accountla once sadece blog odakli twitler gecsem de, kendimle ilgili, yedigim ictigimle ilgili, oz hakiki hayatimla ilgili seyler yazip paylastigimda bloga donus de daha cok olmaya basladi, artk adim ve yuzum haric takimim, kocam, sevdigim yemekler, memleketim bile biliniyor olabilir:o

elixir said...

1 yildan fazla oldu facebook kullanmiyorum..cok da lazim degilmis mesela..
beni arayan buluyor bir sekilde..ha cok mu bulamadi..google etsin yine bulur..

immo guitti said...

hala var olması gerçeği değiştirmeyecek olsa da bir zamanlar zoban vardı !

cizgisiz defter said...

yukarıdaki arkadaşın ki gibi veya Zoban R. gibi bir nick bulamamış olmanında hüznü ve kızgınlığı hiçbir zaman kaybolmayacak ama. Gerçi dün gece uyumaya çalışırken aklıma bişeyler geldi ama yine unuttum.