Evvelki hafta Haberturk'un kadrolu tarih hocasi görevinde istigal eden Murat Bardakci gecenin cok demli bir saatinde sahane bir abesle istigal edis eyledi. Siir nedir'li giden lafi, siiri tamamen failatün düzlemine, Divan edebiyatina cekip, yakin dönem sairlerine salladi: "Onlara ben sair diyemiyorum. Düz yazi, o da ne canim. Bu yazdiklarina siir mi denir. Hemen yazarim sana bak" diyip birseyler tellendirdi. Hay aksi dedim, İlhan Berk ve Melih Cevdet Anday telefonla baglanabilirler miydi acaba, "senin ben defterini dürerimmmm"
Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Üç kez seni seviyorum diye uyandım Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim Bir bulut almış başını gidiyordu görüyordum
Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün
Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum
Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün
Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum
Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun
0 comments:
Post a Comment